SİYASETTE ÜSLUP


 
21. Yüz yılda medya ve iletişim teknolojisindeki gelişmelerle,dikkate alındığında bireylerin bir birlerinden daha fazla etkilendiklerini araştırmalarla ortaya koyulmuştur. 
 
Bu noktada uslup büyük bir önem kazanmıştır. 
 
Üslup :
Tarz, oluş, yapış tarzı, anlatım yolu manalarına gelir.
Birey olarak   duygu ve, düşüncelerimizi ifade edişimizde farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
Bu farklılık, o kişinin üslûbunu  da ortaya koymaktadır.
Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve çeşitli kurumlar, tavırlarıyla  konuşmalarıyla  ve özeliklede üsluplarıyla bireyleri istedikleri amaç ve hedeflere doğru yönlendirebilmektedir.
Bura daki en büyük araçta televziyonlardır.
Araştırmaya göre Türkiye, dünyada bir gün içinde ekran başında en çok zaman geçiren ülkeler sıralamasında 8.sıradadır.
 
 Günde ortalama 4 saat 17 dakika televizyon izliyoruz.
 
Siyasetçisinden-sanatçısına, sanatçısından –sporcusuna vs. kamu oyunu gündeminde olan insanları medyadan takip ediyoruz.
 
Fakat örnek olması gereken bu kişilerin bazıları üslup ve tavırlarıyla toplum üzerinde iyi etki bırakmadığını görmekteyiz.
 
Özelikle toplumun seçtiği temsilcilerinin üslupları konusunda daha hassas ve dikkatli olmaları gerekirken buna fazla önem vermedikleri görülmektedir.
 
Geçenlerde bir siyasi parti genel başkanının bir bayan bakan hakkında sarf ettiği sözler kabul edilemez olduğu gibi milleti temsil noktasında olan biri kişiye hiç yakışmadı. 
 
Politikacının toplum üzerindeki etkisi dikkatte alındığında bu tür olumsuz söz ve davranışlar toplum kutuplaştırmaktadır.
 
Doğru etrafında birleşip, yanlışa karşı durmamız gerekirken maalesef bu değerlerimiz kişi ve kurumlara göre değişiyor.  
 
Her şeyin doğrusunu herkes bildiği için, yanlış bilenler ile doğru bilenler arasında kavga eksik olmuyor.
 
Bir de buna bilinçli politik kutuplaştırma eklenince, herkes birbirini boğazlayacak noktaya geliyor.
 
Zaten sinirli bir yapıya sahip olan Türk halkının sinir katsayısının her gün daha da artmasına sebep olunuyor.
 
Bilerek veya bilmeyerek bir birimize ve değerlerimize zarar veriyoruz.
 
Bir birimizi ötekileştiriyoruz.
 
Maalesef kırıcı davranmaktan ve kötü söz söylemekten kaçınmıyoruz.
 
Yüz yıllar önce Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a atfen yazılmış olan Kutadgu Bilig, ünlü Uygur Türk şairi Yusuf Has Hacib’in siyasetnamesindeki yöneticiye yönelik nasihati önemi tekrar gündeme gelmektedir.
 
GÜZEL SÖZLÜ OL;
Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla. 
 
Her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır.
 
Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür.  
 
İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür.  
 
İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar. 
 
Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır.  
 
Sözünü iyi söyle ki ölümsüz olasın. 
 
Çok dinle fakat az konuş.
 
Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle. 
 
Her sözü söz diye ağzından çıkarma.  
 
Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.  
 
İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur.  
 
Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir. 
 
İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider. 
 
Şeklindeki nasihatı yüz yıllardı önemini koruduğu apaçık ortadadır.
 
Fikir ve inançların değiştirilmesinde insanı etkileyen unsurlardan biri de şüphesiz ki yumuşak söz ve tatlı dildir.
 
Yumuşak söz ve güler yüze karşı insanların büyük zaafı vardır.
 
Güler yüzlü ve yumuşak sözlü insanlar, toplum içinde her zaman sevilir ve sayılırlar.
 
Nitekim kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, bu hususa şöyle işaret etmektedir:
 
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şüphesiz şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra 17/53)
 
Bu ayette de ifade edildiği gibi inkâr eden insanlara dahi en güzel şekilde konuşulması gerekmektedir.
 
Çünkü güzel söz ve yumuşak bir üslup, en katı insanlar üzerinde bile etkili olmakta ve onların yumuşamasını sağlamaktadır.
 
"Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir..."
 
Her zaman uzlaşmayı, çatışmaları karşılıklı hoşgörü çerçevesinde çözüme kavuşturmayı ve olayların olumlu yönlerini görmeyi tercih etmeliyiz. 
 
Toplum olarak karşılıklı sevgi ve saygıya hoşgörüye her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. 
 
Siz ne dersiniz?....

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ekm

Dolar Bahane, Zamlar Şahane

07Ekm

Gecen Hafta Öne Çıkanlar

30Eyl

Lojman Saltanatı ve İsrafı

23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.