TEŞVİK YASALARI VE ELAZIĞ


TEŞVİK YASALARI VE ELAZIĞ
 
Teşvik yasalarının tarihçesine baktığımızda 20. Yüzyılın başından itibaren Türkiye’de teşvikler ile ilgili düzenlemeler başlamış, günümüze kadar çeşitli değişikliler geçirerek devam etmiştir.
 
1913 Yılında çıkartılan Teşvik Sanayi Kanunu, 1. Dünya Savaşı’nın çıkması ile tam anlamı ile yürürlüğe konulmadan ortadan kaldırılmıştır.
 
1923 Yılında yapılan İzmir İktisat Kongresi’’nde, tarım, sanayi, ticaret ve el emeği konularında önemli kararlar alınmış, oy birliği ile Misak-ı İktisadı kabul edilmiştir.
 
Bundan sonra yapılan yasal düzenlemeler sonucu 28 Mayıs 1927’de Sanayi Teşvik Kanunu çıkartılmış ve 15 yıl süreyle yürürlükte kalmıştır. Bu uygulanan ilk Teşvik Kanunudur.
 
1930 – 1950 döneminde bu alanda beklenen değişiklikler olmamıştır.
 
1950 – 1960 döneminde yeni hükümetin göreve gelmesi ile birlikte ekonomik politikalarda değişiklik olmuş, özel sektöre ağırlık verilmiş, karma sistem uygulamasına devam edilmiştir.
 
1960 sonrası planlı dönem;
 
1962 Yılında Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur. Teşvik tedbirlerine ilişkin asıl uygulamalar planlı dönem ile birlikte başlamıştır ve günümüze kadar devam edilmiştir.
 
Teşvik yasalarının uygulama alanları ve illerin durumları bu dönemden sonra farklılık göstermiştir. Devletin elindeki ülke geneline ve illere ilişkin ekonomik değişkenler dikkate alınarak ilgili kurumların talepleri doğrultusunda teşvik yasaları çıkartılmıştır.
 
2010 Yılında 81 il için 41 adet sosyo-ekonomik değişkenler kullanılarak teşvik yasası çıkartılmıştır.
 
2012 Yılında 81 il için TÜİK’in elindeki 61 adet sosyo-ekonomik değişkenler kullanılarak teşvik yasası çıkartılmıştır. Bu yasada hangi illerin hangi teşviklerden nasıl ve hangi ölçüde yararlanacağı açık ve net bir şekilde ortaya koyulmuştur.
 
Burada teşvik kanunlarının kapsamları ve içerikleri ile ilgili fazla teferruata girmeden şehrimizle ilgili kısa bir değerlendirme yaparsak;
 
Elazığ içinde bulunduğu coğrafi konum, ekonomik ve sosyal gelişmişlik kriterleri, işsizlik kriterleri vs. gibi faktörler dikkate alındığında birçok kez çıkartılan teşvik yasalarından hak ettiği şekilde faydalanamamıştır ve haksızlığa uğramıştır.
 
2000’li yılların başında çıkartılan 4325 Sayılı Yasada kişi başına düşen yıllık 1.500 USD  gelir baz alındığından Elazığ’daki kişilerin geliri bunun üzerinde olduğundan dolayı bundan faydalanamamıştır.
Buradaki kişi başı gelir baz alınırken Elazığ’da bulunan Ferrokrom ve Keban Baraj gelirleri kişilere yansıtılmıştır.
 
DİE bu geliri hesaplarken şehirde yaşayan insanların kendi işgücü ile kazandığı gelirler yerine şehrin ekonomisi ve Devlete ait gelirleri baz almıştır. Bu da şehir açısından o dönem için ekonomik olarak çok büyük sıkıntılar doğurmuş ve telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaşanmıştır.
 
Daha sonra çıkartılan teşvik yasalarında da DİE’nin elinde bulunan sosyo-ekonomik kriterler dikkate alınarak teşvik yasaları çıkartılmış ve illerin durumları tespit edilmiştir. Bu kriterlerin gerçek fiili durumlarla ilgili olmadığı ve gerçekleri yansıtmadığı tüm kamuoyunca bilinmektedir.
 
Elazığ’ın durumu ise bu kriterlerden dolayı teşvikten yararlanma açısından hep kötü olmuştur.
 
Son çıkan teşvik yasasında bu kriterler dikkate alınarak Elazığ 4. Bölgede yer almıştır. Bu bölgede yer almasındaki en büyük etken Keban Baraj gelirleridir.
 
 Diyarbakır’ın Urfa’nın, Bozcaada ve Gökçeada’nın 6. Bölgede yer aldığı, Osmaniye, Maraş’ın 5. Bölge’de yer aldığı bir teşvik yasasında Elazığ 4. Bölge’de yer almıştır.
 
Kağıt üzerinde dahi burada ciddi bir yanlışlığın olduğu 5. ve 6. Bölgede kalan onlarca ilin çok büyük imkanlardan faydalanmasına rağmen Elazığ’ın 4. Bölge içerisinde olması ve teşviklerden hak ettiği şekilde faydalanmaması şehir ekonomisi ve şehrin geleceği açısından ciddi sıkıntılar doğurmaktadır.
 
4. Bölge açısından bir değerlendirme yaparsak;
 
Düzce ve Elazığ’ın, Malatya’nın aynı bölgede olması ciddi bir tutarsızlıktır. Diğer iller hariç Malatya büyükşehirdir. Ekonomik ve ticari bakımdan Elazığ’dan daha iyi konumdadır. Buradaki adaletsizlik şehirler göz önüne alındığında dahi net bir şekilde görülmektedir.
 
Şu ana kadar şehir olarak yaşadığımız ciddi sıkıntılar karşısında ortaya net bir tavır koyduğumuzu söylemek imkansızdır. Şu ana kadar hep yasalar çıktıktan sonra birtakım serzenişlerde bulunmaktan başka yaptığımız ciddi bir çalışma olmadığı inancındayım.
 
Yapmamız gereken yasalar çıktıktan sonra değil de yasalar çıkmadan Elazığ’ın mağduriyetine sebebiyet veren hususların ortadan kaldırılmasıdır. Öncelikle Keban Barajı’nın gelirlerinin Elazığ’a yansıtılmaması gerekirdi. Bunun dışında DİE’nin kağıt üzerinde illerin ekonomik durumunu tespit ettiği, fiili durumu yansıtmadığı ve bu konuda baz alınan kriterlerin sağlıklı olması konusunda mücadele etmemiz gerekir.
 
Örneğin enflasyon rakamları tespit edilirken insanların temel tüketim maddeleri yerine hiç kullanmadığı ve çoğu insanın da görmediği ürünlerdeki fiyat artışı baz alınır.
 
Elazığ’ın içinde bulunduğu şu andaki durum dikkate alınarak yapılacak değerlendirmede 6. Bölgede kalacağımız kesindir.
 
 Şehir olarak yapmamız gereken Elazığ’ın şu andaki gerçek sosyo-ekonomik kriterlerinin değerlendirmeye alınmasını sağlamaktadır. Aksi takdirde bundan sonra çıkacak yasalardan da istediğimiz şekilde faydalanmamız söz konusu olmayacaktır.
 
Bir söz vardır. “Yanlış yola girdiğinizde doğru adresi bulmanız imkansızdır”
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.