TURİZM BİZİM NEYİMİZE


Harput, tarihi, müziği, coğrafi yapısıyla ile olağanüstü doğal güzelliklerin iç içe yaşandığı dünyanın ender turizm cennetlerinden biridir.

 

Harput  isminin ilk hecesi olan Har, taş (kaya) anlamına, son hecesi olan put (berd) ise kale anlamına gelmektedir.

 

Günümüz Türkçe si ile Taş Kale anlamını taşımaktadır

 

Harput, en az 4000 yıllık bir maziye sahip bulunmaktadır.

 

Çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapış olan Harput, günümüze kadar ayakta kalan onlarca tarihi eseri barındırmaktadır.

 

Harput Kalesi (Süt Kalesi),

 

Ulu Camii,

 

Sara hatun Cami,  

 

Kurşunlu Cami,

 

Alacalı Camii

 

 Ağa Camii,

 

Çürümemiş Bedeniyle ile Ünlü Arap Baba Türbesi,

 

Fetih  Ahmet  Baba  Türbesi,

 

Mansur Baba  Türbesi,

 

Cimşit  Bey  Hamamı,

 

Meryem Ana Kilisesi,

 

Buzluk Mağaraları,

 

Bunlar hatırlaya bildiklerim,

 

Bu eserlerin yanında Eğitim öğretimi ile okullarıyla, müziği ile foklorü ile de Harput Ülkemizin en önemli kültür merkezlerinden bir olmuştur yüzyıllarca.

 

Burada üzerinde durmak istediğimiz husus bizler, dünyanın en önemli kültür miraslarından bir olan Harput ne kadar sahip çıkabiliyoruz.

 

Bu konuda çok yetersiz kaldığımız gün gibi ortadadır.

 

Elimizdeki bu değerin yeterince kıymetini bilmedik.

 

Tanıtamadık,

 

Atalarımızın bizlere bıraktığı bu mirası koruyamadığımız gibi,

 

Bilerek veya bilmeyerek zarar vermek için elimizden gelen çabayı sarf ettik.

 

Önce miras sahip çıkmak korumak yerine bir takım yanlış imar uygulamaları ile yapılaşmaya izin verdik.

 

Elazığ da başka alan yokmuş gibi mezarlık alanına çevirdik.

 

Oda yetmezmiş gibi en güzel noktasına Harput evi adı altında bir beton yığını konduruverdik.

 

Bunların yanında Harput u seven ve gerçek değerini bilen insanlarımız buranın dokusuna uygun çalışma yapıp az da olsa birkaç tane eseri kurtardıklarının göz ardı etmemek gerekir.

 

Bu insanlara teşekkürü bir borç biliyorum.

 

Turizm ülkelerin en ciddi kazanç kapılarından biri haline gelmiştir.

 

Değerlerini tanıtabilen ve bunlara yeterince önem veren toplumlar bu pastada büyük payı aldıkları ortadadır.

 

200-300 yıllık tarihi eserleri koruma altına alan ülkeleri gördükçe,

 

500-1000 Yıllık elimizdeki eserleri korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak için yeterince çaba sarf etmemiz anlaşılır gibi değil.

 

Harput’a fırsat buldukça giden birisi olarak karşılaştığım tablolar ben gerçekten üzmektedir.

 

Geçen hafta dışarıdan gelen misafirlerime Harput u gezdirdim.

 

Gördüğümüz tablo koruma altında olan dünya kültür mirası olarak gösterilen tarihi mekânlara fazla yakışan bir tablo olduğunu söylemek imkânsız.

 

Çevre düzenlemesinin olmadığı,

 

İnsanların 500-1000 Tarihi eserlerin bahçesinde, duvarının dibinde mangal yaptığı,

 

Tarihi mekânları özeliğini koruyacak tedbirlerin alınmadan kullanıldığı,

 

Düzensiz plansız ve insanı üzen bir tablo, 

 

Diğer mekanlardaki düzensizlik ve bakımsızlıktan üzüldüğüm için buzluk mağarasına gitmeye karar verdik.

 

Buzluk mağarası Türkiye'de bir örneği bulunmayan bu ilginç mağaranın başında gelmektedir.

 

Burada daha vahim bir tabloyla karşılaştık.

 

Tabiri caiz ise buzluk mağarasının yerinde yeller esiyor.

 

Kapatılmış.

 

Neden ve niçin kapalı olduğuna dair bir yazı yok.

 

Daha önceleri gitmesem bulmak için rehbere ihtiyaç var.

 

Birileri kapatmış, neden ve niçin kapatıldığı beli değil.

 

 Sebebini anlatma ihtiyacı dahi duymamışlar.

 

Çok kısa bir süre içerisinde 4-5 farklı gurup geldi aynı tabloyu gördüler.

 

Elazığ dışından geldiklerini söyleyen kişiler buzluk mağarası sadece şurada demekle yetinip gittiler.

 

Oraya kadar gelmeleri mağaranın bulunduğu bölgeyi görmeleri biler şans sayılır.

 

Misafirlerime gösteremediğimiz Türki yenin eşi ve benzeri bulunmayan bu mağaranın özeliklerini çoğrafi yapısının kitaptan açıp anlatmak bize düştü.

 

Orada ne bir cevre düzenlemesi,

 

Ne bir levha,

 

Ne oturulacak bir bank,

 

Nede insanların çöplerini atacakları bir çöp kutusu,

 

Öğrencilik yıllarında geldiğimdeki tabloyla karşılaştırınca o hali çok daha iyiydi.

 

Bu şehir Tarihiyle, Kültüyle, İklimiyle, sularıyla yaz ve kış turizmine uygun kaynakları ve doğal güzellikleriyle, yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle dünyanın en güzel en verimli şehridir.

 

İçinde bulunduğu durumu hak etmiyor.

 

Her yıl periyodik olarak bir gün içerisinde televizyonlar karşısında yaptığımız etkinliklerin yetersiz olduğunu şehrimizin şu anki durumumuz ortaya koymaktadır.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.