Vicdan Muhasebesi


 Vicdan Muhasebesi

2015 Yılını iyisiyle kötüsüyle geride bıraktık.

Herkesin bakış açısına göre geçen yıla ait farklı değerlendirmeler yapılmaktadır.

Gerek içinde bulunduğumuz coğrafya açısından,

Gerek ülkemiz ve şehrimiz açısından,

Gerekse ekonomik, kültürel, sosyal, sportif vs. açılardan 2015 yılını değerlendirebiliriz.

Müslüman coğrafyası açısından baktığımızda onlarca Müslüman ülkede savaş, kardeş kavgası, acı, gözyaşı, şiddet, göç, yoksulluk vb. sıkıntılarla dolu bir yılı geride bıraktığımızı söyleyebiliriz.

Ülkemiz açısından terör olaylarının, seçimlerin ön plana çıktığı bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.

Bu konularla ilgili düşüncelerimi ve değerlendirmelerimi önümüzdeki günlerde daha kapsamlı bir şekilde sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Bu yazıda 2015 Yılını bireysel ve vicdani değerler açısından değerlendirmenin daha önemli olduğu inancında olduğum için kısaca birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

2015 Yılını kendi açımızdan değerlendirmek istersek;

Sahip olduğumuz manevi değerlerimiz ile yapmış olduğumuz fiil ve eylemlerin ne kadar örtüştüğünü düşünüzsek şu tablo karşısında geçen yılın ne kadar başarılı geçip geçmediğini her insanın kendi penceresinden değerlendirmesinin daha faydalı olacağı inancındayım.

Sosyal yaşantımız açısından;

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" Hadisi açısından değerlendirdiğimizde;

Bir birey olarak çevremizdeki olaylar, yapılan işler ve tasarruflar konusunda haklı ve haksızın tespiti açısından ne kadar duyarlı olabildik ve bunlar karşısında nasıl bir tepki verebildik?

Menfaatimiz ve çıkarlarımız söz konusu olduğunda sustuk mu tepki mi verdik?

Kendimize yakın kişi veya sivil toplum örgütlerinin yanlışları karşısında sesimizi yükseltebildik mi veya doğru diye tasdik mi ettik?

İnsanların doğru veya yanlışlarını güce, makama ve paraya göre mi değerlendirdik, yoksa inanç, prensip ve doğrularımız açısından mı değerlendirdik?

Meydana gelen haksızlık ve mağduriyetler karşısında tavır alabildik mi alamadık mı?

Bu ve benzeri konulardaki soruları sosyal yaşantı açısından daha da fazla değerlendirebiliriz.

Ticari açıdan;

“Bizi aldatan bizden değildir” Hadisi açısından değerlendirdiğimizde;

Günlük yaşantımızda, alışverişlerimizde ve ticaretimizde ne kadar doğru ve ilkeli davranabildik?

Menfaatlerimiz ve daha fazla kazancımız söz konusu olduğunda doğruları yüksek sesle söyleyebildik mi?

Daha fazla kazancımız söz konusu olduğunda karşımızdaki insana doğruları söylemekten kaçındık mı?

Menfaatimiz söz konusu olduğunda yapamayacaklarımız ve bizim dışımızdaki insanların tavır ve hareketleri konusunda söz verdik mi vermedik mi?

Ticaretimizde yalan ve hileye yer verdik mi vermedik mi?

Ticari açıdan üzerimize düşenleri dürüst ve doğru bir şekilde yerinde getirdik mi getirmedik mi?

Zararımız söz konusu olduğunda dahi doğru ve adil davranabildik mi davranamadık mı?

Daha fazla kazanmak amacı ile ölçü ve tartılarda hile mi yaptık, adil mi olduk?

Manevi açıdan;

Çok fazla ve kapsamlı değerlendirmeler yapma imkanımız söz konusudur.

Ben sadece aşağıda arz edeceğim Hadis doğrultusunda birkaç değerlendirme yapmak istiyorum.

Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.”

Etrafımızda binlerce insanın ailesini geçindirme konusunda sıkıntı çektiği bir ortamda onlara ne kadar el uzatabildik?

Fakir ve mağdurların ihtiyaçları konusunda çaba sarf ettik mi? Yoksa sahip olduğumuz eşyaların yeni çıkan modellerini ilk alan biz olmak için mi yarıştık?

Hiç ihtiyacımız olmadığı halde sırf desinler diye hareket edip kullandığımız eşyaları yenileri ile değiştirdik mi?

Binlerce insanın açlıktan öldüğü günümüz dünyasında lüks lokantalarda ve 5 yıldızlı otellerde onlarca çeşit yemeğin bulunduğu masaların kenarında fotoğraf verip yayınladık mı yayınlamadık mı?

Yaşamımızda, giyimimizde, yememizde içmemizde, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünü aklımıza getirdik mi getirmedik mi?

Kazancımız, gelirimiz ve sahip olduğumuz mallarla ilgili sadaka verdik mi vermedik mi?

Sahip olduğumuz makam, mevki, güç ve para bizi ne kadar değiştirdi?

Bu gücü kendi menfaat ve imkanlarımız doğrultusunda ne kadar kullandık?

Sahip olduğumuz güç insanlara bakış açımızı değiştirdi mi değiştirmedi mi?

Sahip olduğumuz güç bizi insanlara uzaklaştırdı mı yakınlaştırdı mı?

Kavuştuğumuz imkanlar içinde bulunduğumuz ortamı değiştirdi mi değiştirmedi mi?...

“...Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (Araf Suresi, 31)

Kamu hizmeti açısından;

Birey olarak bir kısmımız kendi işimizde bir kısmımız ise kamu hizmetlerinde çalışarak, görev yaparak hayatımızı devam ettirmekteyiz.

Doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet ve liyakatın her zaman ve her yerde olması gerektiğine inanan bir insanım.

Kamu hizmetlerinde bulunan insanların yaptıkları ve yapmadıkları eylemler çok fazla insanı ilgilendirdiği için vebalinin daha fazla olduğunu söylemek mümkündür.

Hz. Peygamberimizin Beytülmaldan yani devlet malından yiyenlerin, aşıranların cenaze namazını kılmadığı bilinmektedir.

Biz hizmet ederken ve görevlerimizi yaparken…

Acaba kamu imkanlarını layıkıyla ve gerektiği gibi kullanıyor muyuz kullanmıyor muyuz?

Hizmet yaparken tarafsız, dürüst davranıyor muyuz davranmıyor muyuz?

Devletin imkân ve araçlarını kendi şahsi işlerimize kullanıyor muyuz kullanmıyor muyuz?

Kamu mallarının kullanımı, tasarrufu, hizmetin götürülmesi açısından kendi yandaşlarımızı ve yakınlarımızı koruyor muyuz korumuyor muyuz?

Kendimizin ve yakınlarımızın menfaatleri söz konusu olduğunda her şeyi unutuyor muyuz unutmuyor muyuz?

Kamu hizmeti yaparken kendi şahsi işlerimiz ile kamu hizmetlerini ayırabiliyor muyuz ayıramıyor muyuz?

Bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hizmetler nedeni ile bizlere tevdi edilen imkanlar ve menfaatler karşısında ne kadar tavır koyabiliyoruz?

Hz. Ömer’in devlet işinde devletin mumunu, kendi işinde kendi mumunu yaktığını hatırlıyor muyuz hatırlamıyor muyuz?

Sahip olduğumuz gücün, makamın, mevkiinin bir gün son bulacağını düşünüyor muyuz düşünmüyor muyuz?

Yukarıda belirtebildiğim ve belirtemediğim birçok konu ile ilgili geçmişe yönelik vicdan muhakeme ve muhasebesini yapmamızın kendimiz ve çevremiz için ileriye dönük kazanımlar sağlayacağı inancındayım.

Fakat vicdan muhasebesini tarafsız bir şekilde yapmamız gerekir.

2015 Yılı açısından söylenmesi, yazılması gereken çok konular var. Ben sadece bir pencereden değerlendirmemi sizlerle paylaştım.

Yukarıda yapmış olduğum değerlendirmeler ışığında kendi açımdan yapmış olduğum vicdani muhasebe sonucu ben sınıfta kaldım…

Ya siz?

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.