YÖNETEN YENETİLEN İLİŞKİSİ


 YÖNETEN YENETİLEN İLİŞKİSİ

Toplumsal yaşamla birlikte insanların örgütlenmeleri gerektiği ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak da yönetim ve yönetici zorunluluğu doğmuştur.

Başlangıçta topluluklar küçükken yöneticiler ve yönetilenler yüz yüzeydi. Nüfus artışına bağlı olarak aradaki mesafe büyümüştür. Yönetenler ciddi anlamda güç ve imkanlara kavuşmuşlardır.

Yönetenlerin hukuki, sosyal ve manevi anlamda sorumlulukları doğrultusunda bunlara riayet ederek yaptıkları işlerde bir sorun bulunmamaktadır.

Yönetenler görevlerini yaparken;

-         Kamu yararını ön planda tutmalıdırlar,

-         Kişisel çıkarlara hizmet etmemelidirler,

-         Tarafsız davranmalıdırlar,

-         İşlerinde açık ve şeffaf olmalıdırlar,

-         Çeşitli iletişim araçları ile yaptıkları ile ilgili bilgi vermelidirler,

-         Adalet ve hakkaniyet ölçüsünde hareket etmelidirler,

Yönetenler ile ilgili örnek alınması gereken hareket tarzları geçmişte sergilenmiştir. Temsil ettikleri noktada kul hakkının ön planda tutulması gerektiği unutulmamalıdır.

Yöneticiler devlete ait imkanların kendileri için değil halk için olduğunu unutmamalıdırlar.

Hz. Ömer (R.A.) halifeliği döneminde “Devlet işlerinde devlet mumunu, özel işlerinde ise kendi özel mumunu” kullanırmış. Beytülmal’ın parasını kendi özel işlerinde kullanmazmış.

Yine Hz. Ömer (R.A.) “Fırat nehri kenarında bir koyun kaybolsa onun hesabını dahi Allah’ın kendinden soracağına” inanarak hizmet etmiştir.

Bu kadar manevi sorumlulukları fazla olan bir görevden geçmişte İslam alimlerinin çoğu görev almaktan kaçınmışken günümüzde ise geçmişin aksine yönetmek için binlerce insanın talepleri bulunmaktadır.

Hukuki ve manevi boyutları açıkça ortaya koyulan bu makamda bulunan insanların öncelikle kendilerini sorguya çekmesi gerekir.

Yöneticinin göreve geldiği tarihten bugüne kadar hangi konularda neler yapıp yapmadığını, ne kadar faydalı olup olmadığını, hizmeti layıkıyla yapıp yapmadığını kendince ortaya koyması gerekir.

Çünkü dinimiz Beytülmal ve kul hakkı ile ilgili kuralları açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi geçmişteki uygulamalarla da bu gösterilmiştir.

Yönetenlerin bunları göz ardı etmemesi gerekir.

Yönetilenler ise;

Günümüz şartlarında yönetenlerin vermiş olduğu kararlar kendisi, çocukları ve toplumun geleceğini ilgilendirdiğinde daha titiz ve özenli davranmak zorundadırlar.

Dinimize göre toplumun ihyası ve inşası için en temel şart halkın desteğidir.

Adaletin hakim olması yöneticilerden ziyade halkın eliyle gerçekleşebilir. Bu dikkate alındığında toplumun geleceği konusunda yönetenler kadar yönetilenler de önemli sorumluluğa sahiptir.

Bireylerin güçleri yettikçe adaletin sağlanması, güzel işlerin yapılması, temel sorunlar konusunda davranışların ortaya koyulması konusunda seçilmiş ve atanmış yöneticileri izlemesi, denetlemesi ve uyarması gerekmektedir.

Yöneticilerin atanmasında ve işbaşına getirilmesinde dostluk, akrabalık, arkadaşlık ve menfaat ilişkilerinden çok bu kişilerin liyakat ve ehliyeti aranmalıdır.

Nitekim Ayet-i Kerime de “Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder” buyurmaktadır.

Kısaca dinimizde toplumun gelişmesi ve inşasında yönetici ve yönetilen ilişkisinde adalet, merhamet, hakkaniyet, eşitlik, emanete riayet, ehliyet, liyakat, iyiliği emretme, kötülüğü menetme temel kavramlar ve prensiplerinin geçerli olduğunu ortaya koymuştur.

 “Toplum kendi üzerine düşen vazifeyi yerine getirmedikçe Allah (C.C.) o toplum hakkındaki hükmü değiştirmeyecektir” Hadis-i Şerif’i de bizlerin bu konuda neler yapmamız gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

Bu konuda bizler gerek seçim yaparken dikkatli ve özenli davranmalı gerekse seçtiklerimiz ile atananları sağlıklı bir şekilde denetlemeliyiz. Yapılan işler karşısında kamu yararının ön planda tutulup tutulmadığını gözetmeliyiz.

Temel hak ve özgürlükler içerisinde herkes sadece bu hakkını oy kullanmak ile değil yapılan yanlışlara karşı demokratik tavırlarla yanlışları düzeltmek için çaba sarf etmelidir. Çünkü alınan ve verilen kararlar tüm toplumu ilgilendirmektedir.

Yönetilenler bireysel ve şahsi menfaatlerinden çok toplum menfaatlerini ön planda tutmalıdırlar.

Yeri geldiği vakit yönetim ve karar mekanizmasında olan insanların yaptıkları ve yapamadıkları konusunda değerlendirmeler yapıp sorular sormalıdırlar.

 Nihayetinde taraflar arasında demokratik kurallar içerisinde oluşmuş olan bir vekalet ilişkisi söz konusudur. Bu vekaletin kullanılmasında da gerekli hassasiyet ve özenin gösterilip gösterilmediğini ortaya koyacak olan yine taraflardır.

Yapılacak doğru seçimler toplumun ve bireyin daha güzel yarınlara kavuşmasını sağlayacaktır.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.