’İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN ZARARDADIR!’


 “İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN ZARARDADIR!”

Bedrettin KELEŞTİMUR

Tarih ilmi, “dünü bugünlere…” taşır.

Bizlere, “dünden misallere…” verir.

Orta Çağ Avrupasına (476-1453) bakıyorsunuz…

Avrupa’nın “karanlık çağı…” olarak anılır!

Bu dönem Avrupası, “skolâstik düşünce…” ile bilinir!

Ortaçağ Avrupası, “kendi içine kapalı…”

“Bedevi Dönemini…” yaşamaktadır.

“Cehalet, yoksulluk, atalet…”

Ve bunların getirdiği, “ilkellikler, kötülükler…”

*** **

Bu dönemlerin Türk-İslam Coğrafyasına bakıyoruz.

“Yükselen bir Medeniyet…”

“Dinamik bir toplum dokusu…”

“İlim, İrfan ve Bilge İnsanlar…”

Ve onların güzelleştirdiği şehirler!

Buhara, “Hadis Şehri…”

Kaşgar, “Divan Şehri…”

Balasagun, Yesi, “Hikmet Şehri…”

Gazaliyi, İbni Sinayı, Farabiyi yetiştiren asırlar!

Bu asırlar bizleri, “Uluğ Beylere, İbn Haldun’a, Akşemsettin’e…”

“Bilgeler Yoluna…” götürecektir.

O yol, bu milletin, “bin yıl İslam’a hizmet edecek…”

Bu yol, fetih ve fütüvvet…”

Bu yol, “gaye ve ufuk…”

Bu yol, “huzur ve güven…”

Bu yol, “hak ve adalet…” yoludur.

*** ***

Tarih, “yazının bulunmasıyla (MÖ 4000) ” başlar!

İnsanlık tarihinin “yazılı kaynaklarla…” bilinen yüzüdür!

Tarih bizlere, “geçmiş milletlerden…” haber veriyor!

Şunu görmekteyiz, “medeniyetin kökleri…” Avrupa’da değildir!

İçerisinde yaşadığımız, “Türk ve İslam Coğrafyasıdır!”

İbn-i Fazıl (739-805) İlk defa, “kâğıt fabrikasını kuran vezir!”

Kâğıt imalatı, 1228 yıllarında Almanya’ya, 1309’da İngiltere’ye ulaşacaktır.

Arada, 4 asır bir fark verdır!

Kâğıt ve onun kullanımı, “bilgi, kültür, medeniyet…” anlamına geliyor!

Haçlı seferlerinde, Avrupa’lı doğu’da; “kitapçı dükkânlarını…”

Kendisinde olmayan, “devasa kütüphaneleri…” görecektir!

*** ***

İlk defa, “matbaa tekniğini…” geliştiren 9. yy’da Uygur Türkleridir.

Bu yy’larda; Uygurların kullandıkları, “alfabesi…” vardır.

Uygurlar, “kâğıdı bilmekte ve kullanmaktadır…”

Uygurlar, “matbaa teknolojisini…” bilmektedirler.

Bunun anlamı nedir?

Uygurların, “yüksek bir kültür…” medeniyete sahip olmalarıdır.

*** ***

Gostave le Bon ne diyorlar?

“Parşömeni ortadan kaldırmış olan kitap kağıdını,

Müslümanlar icat wtmişlerdir.

Eğer İslam medeniyetinin kitap, barut ve pusula gibi mirasları elinin altında bulunmasaydı,

Bizim Rönesansın nasıl bir şey olacağını biraz göz önüne getirmeliyiz.”

Batılı bir mütefekkir olan Libri,

“Tarihten Müslümanları silerseniz, ilmi Rönesansımız asırlarca geri kalmış olur”

Batı bugünkü medeniyetini, “Müslümanlara…” borçludur!

*** ***

Ayetler ve Hadisler, “ilmi teşvik…” ediyor.

“İlim, Çinde de olsa gidiniz, alınız!”

“İlim, kadın erkek her Müslüman’a farzdır”

“İlim, Müslüman’ın yitik malıdır”

Bizim Yunus ne diyor?

“İlim, kendi bilmektir…”

Yani, “yaratılışın keyfiyetini…” bilmektir.

İnancımız, “zekâtın sekiz gruba verilebileceğini…” ifade ederken;

Bunlardan birinin de, “ilim tahsili yapanlar…” olarak belirtir.

İlim, marifet, hikmet; “hayatın özetidir!”

*** ***

Kur’an geçmiş milletlerden haberler veriyor;

Ayet, “(Onlar) yeryüzünde (hiç) dolaşmadılar mı ki,

Kendilerinden öncekilerinin akıbeti nasıl olmuştur, baksınlar!

(Onlar) kendilerinden kuvvetçe daha şiddetliydiler.;

Hem yeryüzünü işlemişler ve onu bunların i’marından;

Daha çok imar etmişlerdi;

Peygamberleri de onlara mucizeler getirmişti.

Demek Allah onlara zulmetmiyordu,

Fakat (onlar bu isyanlarıyla) kendi nefislerine zulmediyorlardı” (Rum, 9)

Kur’an bizlere, insanlık tarihinde gelip-geçmiş;”medeniyetlerden…” haber veriyor.

Kur’an, “Demir madeni…” ve onun menfaatlerinden bahsediyor;

Ayet, “Hem kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlar için,

(birçok) menfaatler bulunan hadid’i (demiri, bir nimet olarak) indirdik” (Hadid, 25)

Ayet, “Erimiş bakır menba’ını onun için (sel gibi) akıttık” (Sebe, 13)

Ayet, “O cinniler) ona saraylardan, timsallerden

(üzerinde nakış ve süsleme bulunan şeylerden) havuzlar gibi (geniş) legenlerden,

Ve (çok büyük) sabit kazanlardan (o) ne dilerse yaparlardı.

(Onlara buyurduk ki;) “Ey Davut ailesi, şükür için çalışın!

Fakat kullarımdan çokça şükreden azdır” (Sebe, 13)

Demir ve demirim işlenmesi… Asırlar öncesine kadar gitmektedir.

Bir diğer ayette, “Bana demir kütleleri getirin!” (dedi)

İki dağ arası (bunlarla dolup) aynı seviyeye geldiği zaman;

“Körükleyin!” dedi. Nihayet onu (o demir kütlelerini)

Kor haline getirince; “Getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim!” dedi.” (Kehf, 96)

Sözün özü, “bilgiye…” gideceğiz!

Bu konularda, “gayretimiz…” heyecanımız, aşkımız ve hedeflerimiz olacak!

İnancımız, bizlerden, “gayret…” istiyor!

İnancımız bizlerden, “özveri…” istiyor!

Bu yolda, “çalışmaktan başka…” çıkar yolumuz yok!

*** ***

TARİHTE 4 EKİM. 1853 - Osmanlı'nın Rusya'ya savaş ilan etmesiyle Kırım Savaşı başladı. 1883 - İstanbul'u Paris'e bağlayan Orient Express ilk seferine çıktı. 1904 - Almanya ile Osmanlı Devleti arasında telgraf anlaşması imzalandı. 1911 - İlk halk asansörü Londra'nın Earl's Court metro istasyonunda hizmete başladı. 1922 - Himaye-i Hayvanat Cemiyeti adıyla Türkiye'deki hayvanları koruma amacı güden ilk dernek kuruldu. 1923 - Son işgal birlikleri İstanbul'dan ayrıldı.. 1926 - Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. 1957 - Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i fırlatmasıyla ABD ile arasındaki uzay yarışı başladı..

Hayvanları Koruma Günü

Dünya Yürüyüş Günü (3-4 Ekim)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.