’MÜZAKERE’ ve ’ÖZ SAVUNMA’


 “MÜZAKERE” ve  “ÖZ SAVUNMA”

                                                             Bedrettin KELEŞTİMUR

Müzakere sözlükte,  “Bir iş hakkında yapılan görüşme, konuşma.”

Müzakere, “Birbirinden birtakım şeyler elde etmek isteyen kişilerin,

Kurumların, devletlerin, diğer tarafı ikna etmek ve etkilemek suretiyle,

Kendi istekleri gibi düşünmelerini ve taleplerinin kabul etmelerini,

Sağlamaya odaklanan bir iletişim ve karar verme sürecidir.”

Görüleceği üzere Müzakere,

Kurumlar arasında olabilir,

Devletlerarasında olabilir…

Müzakerelerin, ‘siyasi’ ve ‘hukuki’ dayanağı olmalıdır!

Son günlerde dillendirilen esnek kavramlar arasında,

“Müzakere masasına…” otursunlar!

“Kendi öz savunmalarını…” yapacaklardır!

Söylerim sizlere, “kim” “kiminle” “müzakere” yapacaktır!

 “Barış” söylemlerinin hemen akabinde,

“İki taraf”  ellerini tetikten çekmeli!

“Müzakere masasına” oturmalılar!

Yoksa ne olur?

“Öz savunma hakkını…” kullanırlar.

Burada ki,  ‘mantığı’ çözebiliyorsunuz değil mi?

“PKK”ya ve onun bilumum uzantılarına, “meşruiyettir!”

Onlar için, “Barış!” yapay bir kavram…

Onlar için,  “özgürlük!” ayrışmaya giden yol…

Peki, bizler ne diyoruz?

“Türk-Kürt kardeştir

Biz, bir milletiz…

Et-Tırnak misali…

Dilimiz, gönül dili…

Coğrafyamız, gönül coğrafyası…

Malazgirt’ten Sakarya’ya,

Birlikte,  dokuz asır serüvenimiz var.

Bu tarihi serüven bizleri,

Ortak bir kimlik, kültür, tarih etrafında birleştirdi.

Coğrafyayı birlikte,  “vatan” yaptık.

Bu coğrafyada,  “kültürel birlikteliğimiz” ortak paydamız!

Daha da öznesi,  bu coğrafya da,  “biz bir aileyiz!”

Aile nedir?

Kendi içerisinde, “kutsi mahremiyetleri” vardır.

Onlar,  “birbirlerinin velileridir”

Onlar,  “birbirlerinin dostlarıdır”

Daha ötesi var mı?

Sade bir ifade ile söylersek,

“Anadolu insanı birbirleriyle bütünleşmiş;

Bir binanın tuğlaları gibidirler…”

Bağlar, o kadar güçlü ki,

Bağlar, o kadar iç içeki,

O bağları çözmek,  “dağları tuz-buz etme” gibidir,

Ki, buda “kâinatın kıyameti” demektir.

Boşuna uğraşmayınız, 

Bu milleti, ne “bölebilir” ne de “ayrıştıramazsınız”

***                       ***

KARDEŞLİK YÜRÜYÜŞÜ!

Bu millete, yakışan da budur;

Bütün âleme karşı, “ibret dersleri verecek” şekilde,

Kendimizi,  “ Kâbe’yi karşımızda…” görürcesine,

Birlikte, “büyük bir vecd içerisine”  saf bağlamışçasına,

“Yönelişi…” idrak edelim!

17 Eylül 2015 günü, Başkent Ankara’da;

“Teröre Hayır, Kardeşliğe evet”  sedalarıyla inleyecek,

“Milletin Yürüyüşünü” Anadolu gönül alkışlarıyla katılmalı!

***                       ***

Ekonomiye yön veren, “12 Sivil Toplum Örgüsü”

“Ayağa kalk, Ey Türkiye!” diyor.

780 bin km2 Vatan Coğrafyasında,

78 milyon aynı akıl, aynı ruh, aynı yürekle;

“Birlikte, birleştirici adımlarımızı atalım”

O Sivil Toplum Örgülerinin Öncüleri kimler;

“TOBB, Hak-İş, Memur-Sen, MÜSİAD, Kamu-Sen,

TBB, TESK, TİSK, Türk-İş, TÜRMOB, TÜSİAD, TZOB”

“Malazgirt’ten Sakarya’ya” dokuz asır,

“Birlikte Yaşama İradesi” veren bu milletin,

Aynı kalbi hasletlerle, tarihe ve geleceğe birlikte yürümesi!

Beynelmilel Sömürgeci ve İstilacı, “tuzakları” birlikte bozması!

17 Eylül 2015 tarihi, inşallah tarihimize;

“Milletin topyekun ayağa kalkışı” olarak anılacaktır.

***                       ***

TUTUNAMADILAR!

Avrupa Topluluğu ile birlikte ilk akla gelen,

“26 Avrupa ülkesi için geçerli olan,

Serbest Dolaşım/ Schengen Antlaşması”

Bu antlaşmanın temelleri,

14 Haziran 1985 tarihinde önce beş Avrupa ülkesi arasında,

İmza altına alınıyor.

Günümüzde, 26 ülke arasında; yani Kıta Avrupası’nda;

4 milyon 312 bin km2 alan içerisinde rahatlıkla dolaşabiliyorsunuz.

Mülteci akınına uğrayan Almanya,  ‘pes’ dedi!

“Schengen Antlaşmasını” askıya aldığını ifade etti.

Onu Avusturya takip etti…

Ve artık, bu antlaşma ‘çöküyor’

Gerçekte, ‘çöken’ batı dünyasının  ‘zihniyetidir’

İnsan, insan hakları, adalet, eşitlik her birinin,

“Doğruluk payını” gördük!

Türkiye’de, resmi kayıtlara göre, “2 milyon Suriyeli”

Bu ülkeye maliyeti,  “6 milyar dolar”

Avrupa’nın, ‘motor gücü’ kabul edilen Almanya,

“Mültecilere…” kapılarını kapatıyor!

Ve Onu, diğer Avrupa ülkeleri takip ediyor!

Kimlermiş, “mazlumların yanında” görelim.

Her zaman için söyleriz, bugün de aynı ifadeyi kullanıyoruz;

“Batıya güvenenler, er veya geç kafalarını kayalara vururlar”

***                                       ***

TARİHTE 17 EYLÜL

1934 - TürkiyeCemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) üyeliğine kabul edildi.

1941 İngiliz ve Sovyet işgali altındaki İran'da Şah Rıza tahtan indirildi, yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi geçti.

1960 - Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Devrim Ocakları başkanı oldu.

1961 - Adnan Menderes idam edildi. Milli Birlik Komitesi, 65 yaşını aşan Celâl Bayar ile idam kararları çoğunlukla alınan öteki hükümlülerin cezalarını müebbet hapse çevirdi.

1978 - Mısır ile İsrail arasında Camp David Sözleşmesi imzalandı.

1990 - Adnan MenderesHasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun cenazeleri İstanbul'a nakledildi ve devlet töreniyle Topkapı'da yaptırılan anıtmezara defnedildi.

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.