’NİMRİ DEDE’’ BİRLİĞİN SEMBOLÜ


 “NİMRİ DEDE…” BİRLİĞİN SEMBOLÜ

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Anadolu’nun manevi dünyası o kadar güçlü ki, o kadar sağlam ki,

Malazgirt’ten (1071) bugünlere gelişimizde 950 yılın tılsımında;

Neler olduğunu bugün daha iyi tefekkür edebiliyoruz…

Anadolu’nun, “manevi fatihlerinden…" söz edilir!

Onları kâh, Piri Türkistani’nin talebeleri…

Onları kâh,  Horasan Erenleri…

Onları kâh, Alp ve Gazi Eren olarak da tanımlarız!

İş hayatında, “Ahilik Ruhu…” coğrafyayı birleyen bir ruhtur.

Anadolu’ya ışık tutan o erenler bir silsileyi takip ederler…

Ahmet Yesevi’nin, “Hikmet Dersleri…”

Yunus’un dilindedir, Mevlana’nın gönlündedir,

Hacı Bektaşi Veli’nin “iyilik dünyasındadır!”

Bu Allah dostu büyük Veli ne diyorlar;

“Benim üç güzel dostum var;

Biri evde kalır,

Biri yolda kalır,

Biri de benimle gelir.

Evde kalan ailemdir,

Yolda kalan dostlarımdır,

Benimle gelen “iyiliklerimdir”

Bizler bugün buraya;

“Doğruluk, dost kapısıdır” diyerek geldik.

Anadolu’nın, “fütüvvet dilinde…” bu anlayış vardır.

Yunus’da, Mevlana’da, Hacı Bektaşi Veli’de,

Hacı Bayram Veli’de, Âşık Veysel’de, Nimri Dede’de;

Gerçekte, “aynı dili…” konuşurlar.

Nimri Dede’nin sağlığında “mezar taşına yazdırdığı satırlar”

İyi okunduğunda, “düşünenler için…” bir hayat felsefesidir.

“Allah aşkı bütün derde devadır

O aşk yoksa Lokman gelse hevadır

Müminlere elzem olan duadır

Bütün ervah-ı mukaddes için

El fatiha

Hacı İsmail Dehmen

Nimri Dede”

Bir Hadis’te ne buyruluyor;

“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz,

Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.

Ey Allah’ın kulları birbirinize kin gütmeyiniz,

Birbirinize sırtınızı dönmeyiniz”

İşte, “İslam felsefesi…” budur!

Anadolu insanının, “sağduyusunda…” bu felsefe yer alır.

Nimri Dede, halkımız tarafından da çok iyi bilinen şiirinde;

“İkilik kirini içimden atıp

Özde ben Mevlana oldum da geldim

Gömüleli ariflerin gönlüne

Sözde ben Mevlana oldum da geldim”

Hacı Bektaşi Veli ne diyorlar;

“Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım”

Öyle ki, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap var!”

Ali İmran Suresi 103. Ayetinde ne buyruluyor;

“Hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin.

Allah’ın üzerinde ki nimetini anın; hani bir zamanlar birbirinize düşmandınız,

Kalpleriniz arasını uzlaştırdı da, O’nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz.

Ateşten bir çukur kenarına geldiniz de Allah sizi ondan kurtardı.

Doğru yolda yürüyesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklar”

Âşık Veysel’de, Nimri Dede gibi, “ikilik kirinden…” bahseden şiirinde şöyle der;

“Veysel sapma sağa sola

Sen Allah’tan birlik dile

İkilikten gelir bela

Dava insanlık davası…”

Hep bir ağızdan ne diyoruz; “insanı yaşat ki, cemiyet yaşasın!”

***                 ***

Nimri Dede bir şiirinde şöyle seslenir;

“Ali yolu düşünürler yoludur

İlim, irfan hem fazilet doludur

Bu Dede’n de o kapının kuludur

Gâh can olur, gâhi canan dediler”

Allah Resulü (asv) ne buyuruyorlar;

“Ben ilmin şehriyim, Ali’de kapısıdır!”

İslam’la ilk akla gelen; “ilim, hikmet ve marifettir!”

Bu dinin en büyük iki düşmanı var;

“Birincisi cehalet, ikincisi yoksulluktur!”

Bizler; barış için, huzur ve güven için her iki düşmanı da yeneceğiz!

Nimri Dede ne diyorlar;

“Dede ne fenadır cehlin libası

Hep ömrü kirletir cehalet pası

Hayat fışkırsa da irfan yaylası

Ben onlardan tek bir giren görmedim”

***                       ***                             

Anadolu insanında,  Allah Resulüne olan ‘muhabbet…’ o kadar güçlü ki

81 Vilayetimizin “isim taraması” yaptım!

Şuna sevinerek şahit oldum;

Siirt’ten Sakarya’ya…

Diyarbakır’dan Karaman’a…

Elazığ’dan Edirne’ye…

80  milyon insanın en fazla taşıdığı isim;

“Ehli Beyt İsmi…”

“Fatmalar, Mehmetler, Ayşeler, Mustafalar, Emineler;

Aliler, Haticeler, Ahmetler, Zeynepler, Hasanlar, Hüseyinler…”

Bugünkü sohbetimizde, “isim vermenin önemi” üzerinde durmak istiyorum!

İsimler, ‘kimliğe’ dönüşüyor!

İsimler,  ‘hayatın rengi ve boyası’ oluyor!

İsimlerle sanki asırlar sizlere, ‘tebessüm’ ediyor!

Günümüzde de, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre;

En çok verilen isimler arasında;

“Mehmet, Fatma, Mustafa, Ayşe ve Ahmet…” isimlerinin kullanıldığıdır.

Günümüzde, Mehmet ismini taşıyanların sayısı, “Bir milyon 416 bin…”

Fatma ismini taşıyanların sayısı ise, “Bir milyon 298 bin…”

***                                       ***

28 Ağustos 2017 tarihinde Nimri Köyü’nde,

Devlet Erkânıyla, Şairlerimizle, Halkımızla Birlikte,

“İrfan Sofrası…” etrafında bir araya gelmenin coşkusu

Şiir sözünde, “Hikmet…” vardır.

Şairler, “bilgeler yolunda…” yürürler!

Sözleri, “özden süzüldüğü için…” güçlüdür!

Bu millet 9 asır boyunca; “sözü özünden söyledi…”

Ve de, “aynı kaynaktan…” beslendi!

O ne güzel bir kaynak, “menba- aşk…” oldu!

Bir büyük şelaleye döndü…

Fırat misali, Dicle misali, “aynı durulukta…” aktı!

Nimri Dedeler, o duruluğun bu bölgede; simge ismi oldular.

O isim, “birliğin, beraberliğin, huzurun, güvenin…” ismidir.

O isimlerle, geleceğe daha güvenilir adımlarla yürüyeceğiz.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.