“Ağaç, çiçek ve yeşil medeniyettir”


Rahmetli E. J.Alb. Tahir Alkan Hatırasına,
20 Kasım 2006 tarihinde kaleme almış bulunduğum,
“Ağaç, Çiçek ve Yeşil Medeniyettir” yazımı sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum.
Tahir Alkan!.. Bu ismi, TEMA’da dahil, yüreğinde şu coğrafyaya sevgi besleyen herkesin tanımasını isterim. 
Neden mi?. 
Azmin yaşı yoktur! 
80 yılı dolduran bir ömür; o ömre bedel hala, şu coğrafyaya hizmet etmenin heyecanı içerisinde!.. ‘güzel bir çığır açmanın’ vakarını taşıyor! 
Tahir Alkan, Elâzığlı... Vatan coğrafyasının dört bir yanında hizmet vermiş, emekli albay!. ‘O şimdi, sivil asker’ 
Anadolu’yu bir baştan öte başa gezdikçe, ‘içi cız etmiş’ Hani nerede, Evliya Çelebi’nin anlattığı şefkatin adı, yürekli ve çalışkan insanların aziz ve muallâ vatanı, ‘yeşil Anadolu’  
Zümrüt gibi ovaları bakir, vadileri hakir, geçit vermez, o vahşi  dağları sanki anadan üryan soyulmuş!..  
Tahir Alkan anlatıyorlar; Etrafımıza şöyle bir bakalım. Erozyonun hışmına uğramış ihtiyar dağlar, suya hasret kupkuru vadiler, bakır çalığı ovalar, göz alabildiğine uzanıp giden bozkır Anadolu adeta yelişe dargın gibidir. Çoğu yerde, gölgesine sığınacak bir tek ağaca rastlayamazsınız. Rivayet olunur ki, vaktiyle Elazığ’ın çevresi ormanlarla, bağlar bahçelerle kaplı imiş. Belki onun için Mamurat’ül Aziz memleketimize. Gel zaman, git zaman, kese kese ormanları tüketmiş, ağaç denen o güzel varlığın neslini kurutmuşuz. Şimdi ah vah ediyor, bu trajediyi nasıl telafi edeceğimizi düşünüyoruz?
Çok büyük tahribatlarla; kâh kendimize ev / yol/ yolak/ davarlarımızı otlatacak mera ve tarla açmak için/ veya üç beş hainin her biri yaşayan canlı olan ağaç cinayetine seyirci kalmışızdır. 
Son yıllarda, artan dayanılmaz Temmuz sıcaklarıyla nasıl kavrulmaya başladık! Güz/veya hazan mevsimiyle başlayan yağmurlar, ‘bir afet’ halini aldı! Onlarca insanımız hayatını kaybederken, Anadolu’nun birçok şehri, birçok yerleşim birimi o azgın derelerin taşması ile  ‘balçık deryasına’ dönüverdi! Evsiz/veya barksız kalan binlerce insanımız!
Tabiatın ekolojik dengesini bozmaya kalkarsanız, onun sizlerden alacağı intikamı da, o derece çetin ve sert olur! “Dere ağzına ev yapılır mı” “Ağaçsız köy/veya yolu olur mu” “Yeşile hasret dağ olur mu?” 
Ağaç öylesine formüle edilmiş ki; o formülü çözdükçe daha da yürekleniyorsunuz; belki kullanım açısından en israflısı bile sizlere odun oluyor!  Yüzlerce değişik amaçla hizmetimize sunulurken hayatımızın her yanını kuşattığını görürüz! Tıpkı, güneşten bizlere; dal, budak ve yapraklarıyla gölge olduğu gibi! 
Ağaç, muhteşem bir zenginliktir! Allah’ın Resulü ne buyuruyor;  “  Bir Müslüman bir fidan dikerse, yahut da sebze ekerse ondan ister insan istifade etsin, isterse hayvan, isterse havada uçan kuş, amel defterine sadaka sevabı olarak yazılır.” 
Bir mütefekkirimizin dedikleri gibi, “Yeşillikler/ fidanlar Allah’ı zikir ve tesbih ederler” 
O yeşillikleri vücuda getirenler/ onları dikerek büyütenler, o zikir ve tesbih duasıyla sürekli muhatab olurlar! Yüce inancımız savaş anında; çaresize, kimsesize, mazluma, zayıfa, kadın ve çocuğa dokunmayın derken ilave ediyor, ‘ağaçları kesmeyiniz, yeşilin örtüsüne zarar vermeyiniz’ buyuruyor! 
Hangi idraki teslim almaz ki, “Yarın kıyamet kopacağını bilsen bile elindeki fidanı dik” 
İstanbul’un fatihi ne diyorlar; “Ağaçlarımdan bir dal kesenin başını keserim” Yeşile olan düşmanlık, --medeniyete olan düşmanlık gibidir’ 
Tahir Albay’ım diyorum, bu güzel gönül subayına! Bizatihi kendileri teşvik amacıyla, 4500 ağaçtan oluşan bir, ‘hatıra ormanı’ için hiçbir maddi masraftan kaçınmadılar. Özelliklede, ‘sivil toplum örgülerini’ ‘köy ve mahalle muhtarlarını’ ‘okulları ve öğretmenleri’ ‘diyanet mensuplarını’ velhasılı toplumun bütün kesimlerini, ‘hatıra ormanı’ yarışa davet ediyorlar... 
    Elazığ bağlamında konuşursak, 580 mahalle muhtarı, bin civarında din görevlisi, beş bin öğretmen, onlarca ilk ve orta öğretim ve kolordu kendilerine ait, ‘hatıra ormanları’ ile geleceğe çok büyük bir mirası bırakmış olurlar!...
Usta kalem A.Hamdi Tanpınar, “Doğrusu istenirse ağaç, mimarimizin ve bütün hayatımızın en lütufkar yardımcısıdır. Beyaz mermerle, yontulmuş taşla uyuştuğu kadar, harap çatı ile,süsleri bakımsızlıktan kaybolmuş yalağı kırılmış çeşme ile de uyuşmasını bilir. O güneşin adına söylenmiş bir kasideye benzer” 
Tahir Alkan bizlere, ‘her okulun bir hatıra ormanı olmalı’ Öğrenci o sevgiyle delikanlılık çağına geldiğinde, ‘zirvelerin yeşil nakışına baktıkça’ gözlerindeki ışık yeşile doyumsuz bir hasretle akacaktır!  Eğitim, Sağlık, Diyanet sayıları en kabarık teşkilatlar! Bu teşkilatlar, el ve gönül birliği içerisinde, ‘tabiatın çehresini/ dokusunu değiştirir’ Hakeza köylerimiz; Elazığ’da, 580 adet köy var. Her köy bir, ‘hatıra ormanı’ yapsa, 580 hatıra ormanı veya her köy bin fidan dikse, 580.000 bin fidan eder ki, bu da ülke için büyük bir servettir. 
İnsanımıza, çevremize, coğrafyamıza karşı sorumluluklarımız olduğunu pekala biliyoruz. Bir aklın nesi, birden çok aklın şuur fırtınası olur! Ağaç, çiçek ve yeşil gerçekten medeniyet anlamına geliyor. Ondaki zenginlik, hem bizleri, hem çevreyi ve hem de güzel vatanımızı güzelleştirdiği kadar da, toprağı ile birlikte koruyor! 
Yarınlara, bizlerden sonra gelecek nesillere neler emanet edeceğiz hiç düşündük mü?. İlk düşüncemiz nedir biliyor musunuz, ‘evladım bu ağaçları büyük bir zevk ile bizler dikmiştik’ Şu azgın dereleri bir vakit bizler, ‘ıslah çalışması’ ile afet olmaktan korumuştuk! Şu dağlar, ‘nasıl teraslanmış’ erozyon felaketinin önüne geçmek için bir nesil didindik diyebilmeliyiz!. 
Elbette, “bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur” Birde, ‘bağı viran edenlere’ ne demeliyiz!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.