AHMET YESEVİ YOLCULUĞU!


 AHMET YESEVİ YOLCULUĞU!

                                  Bedrettin KELEŞTİMUR

Bizim tarihi yolculuğumuzun manevi önderlerinden!

Ahmet Kabaklı Hocanın da ifade ettikleri gibi bizim tarihimizde;

Dikkatleri üzerine çeken, “üç önemli dönem…”

“İlki, Sultan Alparslan’ın, Ahmet Yesevi ve talebeleriyle birlikte,

Selçuklu Devletini kurduğu zaman ve mekânda…

İkincisi, Sultan Osman ve Orhan Gazi’nin, Yunus Emre ve talebeleriyle birlikte,

İslami-milli devletin kurulduğu zaman ve mekânda…

Üçüncüsü, Erzurum, Sivas ve Ankara’da toplanan Çanakkale gazilerinin,

Devlet kurmaya giriştikleri 1919 ile 1923 arasındaki zaman ve mekânda…”

Her üç dönem çok iyi analiz edilmelidir.

Bu dönemlerde, “idealizm…” ön plandadır!

Hiçbir nefsi arzu yoktur!

Nizam-ı Âlem davası vardır.

Her üç dönemde, tarihin en kutlu dönemleridir.

“Ahmet Yesevi…”

Resul yolunda yürüyen bir büyük Veli!

Hikmetlerine ne diyorlar;

“Sözü söyledim, her kim olsa cemale talip

Canı cana bağlayıp, damarı ekleyip

Garip, yetim, fakirlerin gönlünü okşayıp

Gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben işte!”

“Feth-i Mübin…” budur işte!

Mazlum bakışlara, ‘ışık…’ olmak!

Zayıfların yüreğiyle konuşmak…

Sürekli, ‘şefkat kanatlarını…’ açmak!

Asırlara, “ilham…” olabilecek bir yürüyüş!

Yeseviliğin temel ilkelerinde neler var?

“Manevi rehberlere mutlak itaat,

Her an ve her yerde zikir halinde bulunmak,

Kendini her an Allah huzurunda bilmek,

Sürekli abdestli bulunmak,

Seher vakitleri uyanık olmak,

Namazı cemaatle kılmak,

Sıkı bir riyazet ve zikir”

Bir edeb ve vuslat çizgisi…

Yesevi Yolculuğunda;

“Aşk, İhlâs, İnsan sevgisi, Hoşgörü, Eşitlik, Emek ve Bilim…”

***                             ***

Kur’an, “güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaçtır” (İbrahim, 24)

Ayet, “Onlar için Rableri katında selâmet yurdu vardır.

Yaptıkları iyi amellerden dolayı, Allah onların dostudur” (Enam/127)

Ayet, “Allah iman edenlerin dostudur. Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır” (2/257)

Rahmet Mekân, Ahmet Kabaklı Hocanın savunduğu düşünceleri bizlerde paylaşıyoruz;

Ne diyorlar; "Anadolu insanının, Ahmet Yesevi ve Yunus Emre'nin temsil ettiği,

Ruh ve mana iklimine kavuşması yani Selçuklunun ve Osmanlı Devletinin,

 Kuruluş yıllarındaki sahip olduğu ruha kavuşması gerekmektedir.

Gençlerimize bu ruhtan beslenen bir mefkûrenin/ idealin verilmesi lazımdır.

Bu mefkûrenin adı ise alperenlik mefkûresidir"

***                             ***

Yesevilik, Türklerin yoğun bir şekilde yaşadıkları,

“Taşkent Bölgesi, Harizm, Maveraünnehir, Horasan,

Azerbaycan ve Anadolu’da…”  bir büyük deryaya dönüşmüştür!

1993 yılı;  günümüzden; 23 yıl önce UNESCO tarafından,

“Ahmet Yesevi Yılı…” ilan edilecektir.

“Hikmetleri…” gönüllerden gönle coşkuyla akacaktır!

Anadolu’nun fethini hazırlayan ruh, daha iyi anlaşılacaktır;

Yesevi’de, “ehl-i beyt sevgisi…” doruklardadır!

Anadolu bu sevgiyle, “Muhammed-ül Emin Yolundadır!”

Bu yolun aşk ritminde; Yunuslar, Mevlanalar, Hacı Bektaşi Veliler,

Hacı Bayram Veliler, Ahi Evranlar, İbnü’l Arabîler, Sarı Saltuklar

Daha nice erenler, Allah dostları…

Ahmet Yesevi öğretisinde, “Dört Kapı…”

O dört kapı, “Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat’tir”

İnsanı, “selamete çıkaran…” dört ana kapı…

Tıpkı, insanlığın;

Doğu’dan, Batı’dan, Kuzey’den ve Güney’den”

Birliğe ve Dirliğe yönelişi gibi!

Renklerde de, “Mavi, Beyaz, Siyah ve Kızıl…”

Kâinatın iç ve dış ahenginde de;

“Adalet, Kudret, Akıl ve Uyum…”

“Ağaç, Demir, Su ve Ateş…”

Yer ve Gök, dinle; “zikir halinde, uyanık…”

İnsan olana yakışır mı, “uyumak…”

Kul Hoca Ahmet ne diyorlar;

“Kul Hoca Ahmet, kırka girdin netsini kır

Burada ağlayıp ahrette tertemiz

İman postu şeriattır, aslı tarikat

Tarikata giren Hakk’tan pay aldı dostlar.”

Bir diğer şiirinde;

“Kul Hoca Ahmet Hakk sözünü söyleyip geçti

Aynel yakin tarikatta bozlayıp geçti

İlmel yakin şeriatı gözleyip geçti

Hakkel yakin hakikatinden söyledim ben işte”

***                 ***

Evliya Çelebi, seyahatnamesinde; “derviş gazilerden” bahsederler.

Rumeli’de, Sarı Saltuk...

Deliorman’da, Demirci Baba…

Merzifon’da, Pir Dede…

Bursa’da, Geyikli Baba…

İstanbul’da Horos Dede…

Nevşehir’de, Hacı Bektaşi Veli…

***                 ***

Bu millete, “vatan coğrafyasının” kapılarını açan;

Malazgirt, “en soylu rıhtım”

Hala, o rıhtımın manevi esintisinde ve hazzında;

 “Sahabe meşrepli,

Ocaklı ve otağlı,

Yesevi dergâhlı,

Yunus Dilli,

Mevlana gönüllü…”

Cihangirlerin, “Fetih türküsü…” yaşarız!

O türküyü sadece 78 milyona değil;

Asırların Nağmesi” olarak,

“Gönül Coğrafyamızla birlikte…” gönül alkışlarıyla yâd etmeliyiz!

Malazgirt, bizleri kuşkusuz, “9 asrın tefekkürü…”

O tefekkür kutlu “Hadis”e;“İstanbul’un fethine…”

 O fetih, bu milleti 21. Asrın aşk resitaline taşıyacaktır, şüphesiz.

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.