AŞURA, İKRAM VE İZZETTİR!


Muharrem ayının onuncu gününe,
“Aşure Günü” diyoruz.
Hicri takviminin ilk ayı, “Muharrem ayı”
Sözlükte Aşure, “on” anlamına geliyor.
Hadis, “Aşure günü zerre kadar sadaka veren kimseye,
Allahû Teâlâ Uhud Dağı kadar sevap verir”
Yardımlaşmaya en kutlu teşvik!
“Uhud şehitleri” hafızalara taşınıyor…
O yüce makama duyulan sadakat!
O yüce ve kutlu yolun yolcuları!
O yolculara duyulan derin muhabbet,
Asırları kuşatacak şanlı bir bayrak olacaktır.
O bayrak altında, Coğrafyayı vatan yapacak, 
 “fütüvvet” dilini, konuşacağız
 “Müslüman, Müslüman’ın velisidir!”
Ne kutlu dost, ne kutlu yardımcı…
“Aşura günü…” bir ibadet değil!
Ama insana “ibadet kadar haz!” veriyor.
Huzur, güven, saadet ve sadakat sahibi olmanın yolunu gösteriyor.
Aşura da, “paylaşma kültürünü” de görmekteyiz.
Aşura da ikram, izzet ve şahadetle birlikte gelen,
İnsani değerlerde bütünleşen tefekkürü yaşıyoruz.
*** ***
Bu ayın farklılıkları ve özellikleri var!
Bu ayda, “İlahi bereket…”
Yüce Yaratıcının kullarına, 
“İhsan ve keremi…” 
Fecir Süresinin ikinci ayetinde;
“On geceye yemin olsun” 
Üzerimizde olan bir, “Rahmet esintisi”
Hadiste, "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, 
Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."
İnsanın mütevazı olması,
Aile ve efradına,  çevresine, “güzel nasihatte ve ikramda bulunması…”
Sadece bir gelenek değil, “bir görev ve de vecibedir”
Aşure günü bizlere bu şuuru aşılıyor!
*** ***
Cenab-ı Hak, bu kutlu günde Peygamberlerine,
“İhsan ve kerem…” ediyor.
“Sabır ve sükûtun zaferi sağanak sağanak…”
Sevenlerine ‘vuslatı’ müjdeliyor.
Bu günde,  “çileye tebessüm eden…” nurani bakış!
Gözlerde okunan, o kalbi yakarış!
Vuslatın deminde nakış ve nakış,
Su duruluğunda deryalara özlemle akış!
Bu güne ait rivayetler;
“Allah, Hz. Musa’yı(as) Aşure gününde,
Firavun ile ordusunun şerrinden kurtarıyor!
“Hz. Nuh’un gemisi, bugün Cudi Dağına demirleniyor”
“Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından kurtuluyor”
“Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi kabul ediliyor”
“Hz. Yusuf (as) kuyudan çıkarılıyor”
“ Hz. İsa, Aşure günü dünyaya geliyor;
Aşure günü semâ’ya yükseliyor”
“Hz. Davud’un (as) tevbesi kabul ediliyor”
“Hz. İsmail (as) dünyaya geliyorlar”
“Hz. Yakub’un gözleri açılıyor”
Hz. Eyyûb hastalığından kurtuluyor”
Muharrem Ayı’nda, “Allah Resulünün hicreti”
İnsanın kurtuluşu,   “kötülüklerden arınışı” 
Her şeye rağmen, “kucaklayıcı” oluşu…
O oluşta,  “kimlik…” ve de, “asil bir duruş!”
“Kendin ol!” 
Ne kadar erdemli, ihlaslı, asırları kucaklayıcı bir ifade…
“Allah Resulünün yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek,
Güzel birçok yer ve bolluk bulur. Kim Allah ve Resulü uğrunda;
Hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse,
Artık onun mükâfatı Allah’a düşer” (Nisa, 100)
O kutlu yolculara selam ediyoruz…
Onların çileleri, bizlere merhameti ve şefkati öğretti!
Onların, “zulme ve haksızlığa karşı” tavrı, edası, duruşu;
Bizlerde, “Allah dostlarıyla” beraber olma şuurunu verdi.
O şuur, kalbidir, hasbidir, bütün gönülleri kuşatıcıdır.
“Gönüller yapmaya geldim” diyebilelim…
Merhaba gönül dostlarına…
*** ***
ŞAİRE İLHAM VEREN SAVAŞ!
25 Ekim 1854 tarihi,
“Ruslarla Kırımın Akyar kentini kuşatan,
Türk-İngiliz-Fransız ittifak kuvvetleri arasında Balaklava savaşı yapıldı.”
Bu savaşta, İngiliz şair Alfred Tennyson’a ilham veren şiiri,
“Hafif Süvari Alayının hücumu”
Yarım fersah, yarım fersah
Yarım fersah ileri
Ölüm vadisinde
Altıyüz süvari
“Hafif Süvari Alayı, İleri
Hedefiniz Toplardır” dedi
Ölüm vadisine
Altıyüz atlı girdi.
 
“Hafif Süvari Alayı, İleri”
Dehşete mi düştü biri?
Asker dehşet bilmez ki
Birisi aptalca emir verdi.
Onlar ki cevap vermedi
Onlar ki sorgulamadı bu emri
Onlar ki sadece yerine getirdi
Vadiye ölümüne girdi
Altıyüz cesur süvari
 
Sağlarında top,
Sollarında top,
Önlerinde top,
Gürledi yaylım ateşi
Yağdı şarapnel ve mermi
Cesurca at bindi
Sürdü cehennemin ağzına
Ölümün dişlerine gitti
Altıyüz soylu süvari.
 
Yalın kılıçlar parladı
Havada döndükçe yalazı
Kılıçla orada ağır topçuya
Koca bir orduya saldırdı
Tüm dünya meraklandı
Topçu Bataryası dumanına daldı
Yardıkları cephe hattında
Kazakları ve Rusları
Kılıç darbesi ile dağıttı
Kırdı ve parçaladı
Ve geri döndü süvari alayı
Altıyüz değildi artık sayıları
 
Sağlarında top,
Sollarında top
Arkalarında top
Gürledi yaylım ateşi
Yağdı şarapnel ve mermi
Çok iyi dövüşen
At ve kahraman düşerken
Cehennemin ağzından
Ölümün dişleri geldi
Geriye bütün kalan
Altıydı, altıyüz atlıdan.
 
Yaptıkları çılgın akının
Söner mi hiç Zafer ışığı
Tüm dünya meraklandı
Şan olsun yapılan akına
Şan olsun o ışık alayına
Soylu altıyüz atlıya…
Not, (Hafif Süvari Alayı Çeviren Zeki Kıvrak
Charge Of the Light Brigade Lord Alfred Tennyson)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Kas

Yeis Kavramı

26Kas

Seçime Doğru

23Kas

Şehremini Kavramı

22Kas

Dua…

21Kas

Faiz Sarmalı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.