BİR ASRA BEDEL HİKÂYE’


 BİR ASRA BEDEL HİKÂYE…

                                           Bedrettin KELEŞTİMUR

Ağustos Ayının ilk günü…

Gün ortası…

MANAS Gönülevi’ndeyiz…

Kameranın karşısındayız…

Misafirlerimiz, “Bakü’den…”

İlk sözleri, “Baba Atamız, Harput’lu…”

Karşınıza öyle bir senaryo çıkıyor ki;

“Bakü’de bir Harput’lu…”

Sımsıcak duygularla, gönül pınarları çağlıyor!

Sanırsınız, karşınızda bir tarih ağlıyor!

O tarih, “Azerbaycan-Türkiye…” diyor!

O tarih biz, “dili, kültürü, tarih, kaderi bir milletiz…” diyor!

Hem de, nasıl bir milletiz;

“Vefalı Türk geldi yine,

Selam Türk’ün Bayrağı’na…”

“Bayraklaşan…” bir ömre bedel destanlarımız var.

Efsaneleşen,  “destan kahramanlarımız…”

***                      ***

Ağustos Ayının ilk günü…

Gün ortası…

MANAS Gönülevi’ndeyiz…

Kameranın karşısındayız…

Misafirlerimiz;

Muhammed Guliyef…

Prof. Dr. Ercan Alkaya…

Ve Şener Bulut…

İlk sözü, Muhammed Guliyev’e veriyoruz?

“Kimsiniz!..” sorununa o kadar yürekten cevap veriyor ki;

“Harput’luyum…”

“Harput’lu Bekir Efendi’nin Oğlu’yum!”

Guliyev’in, gözyaşlarında; bir asrın doluluğu…

Sözlerinde, “bir ulu yürüyüşün…”

Bir asra hükmeden şahadeti…

***                      ***

Sözler,  “yağmur taneleri…” gibi yüreklere dökülüyor!

Sanki ufuk yerinden sökülüyor!

Nefesler solukluyor…

Bir yudum su da, sükûnet

Dinle, “Ey Şehir!” kutlu yolcuları dinle…

“Yüksek ayvanlarda bülbüller öter

Bülbülün figanı âleme yeter

Benim çektiklerim ölümden beter!”

Muhammed Guliyev’i dinledikçe;

Akçasaçlı,  “Dede’m Korkut…” gözlerimizde canlanır

Sözler, nakış nakıştır…

Bir ulu tefekküre alır götürür sizleri;

“Fetahmet’in türbesi bozkırda çadır gibi

Burda şehitler yatar canlı bahadır gibi

Bu türbede bir süre derviş gibi oturdum

Sonra Ulu Cani’ye gidip divana durdum

Bu mabede boş yere denmemiş Ulu Cami

Hala yiğit ve temiz ervahla dolu cami”

Bir, “Hun Aşkıdır…” alır götürür; “Ata Yurda…”

Gönül şahadet edecektir,  “evlad-ü iyaline!”

O şahadetle kopup gelecektir, Muhammed Guliyev ve Hanesi…

***                                     ***

Ağustos Ayının ilk günü…

Gün ortası…

MANAS Gönülevi’ndeyiz…

Kameranın karşısındayız…

Tarihler bizleri, “Kafkas İslam Ordusuna…”

Ve o ordunun teşekkülüne götürecektir!

Enver Paşa’nın kardeşi, Nuri Paşa’nın;

“Efsaneleşen Destanî Kahramanlıkları…”

Birinci Dünya Savaşı Yıllarıdır;

Kafkaslarda,  “Rus ve Ermeni Birliklerinin…” büyük katliamı!

Onbinlerin Şahadeti…

Yara o kadar derindi ki…

O yaraya neşter olacak; “göüsü iman dolu…” kahramanlar…

O kahramanlar, Nuri Paşa’nın etrafında; “saf saf olacaklar…”

O saflarda; Anadolu’nun yiğit evlatları…

Azerbaycan ve Dağıstanlı Kardeşleriyle yürek yüreğedir!

Nuri Paşa’nın komutasında, “Kafkas İslam Ordusu…”

Azerbaycan Türk’ünü bir büyük soykırımdan kurtaracaktır…

Bakü’nün en yüksek yeri olan Dağüstü Parkı’nda bir abide dikilecektir!

O Abide de, “174 Azerbaycan ve Dağıstanlı…”

O Abide’de, “764 Anadolu’dan gelen…” kahramanların şahadeti yazılıdır.

***                      ***

Ağustos Ayının ilk günü…

Gün ortası…

MANAS Gönülevi’ndeyiz…

Kameranın karşısındayız…

Muhammed Galiyev; bir yiğit insanı; “Bekir Efendi’yi…”

Anasından dinledikleriyle; duru, berrak, gülyağı kokan hatıralarıyla anlatırlar!

Bekir Efendi, daha 16 yaşında; “Kafkas İslam Ordusuna…” katılacaklar.

Harput’un ruhani iklimi sanki bu kahramanla birlikte yürümüştür…

Buraya önemli bir tarihi vesikayı da ilave edelim…

Eylül-1916 tarihinde kurulan Kafkas Teşkilatında,

Bu şehrin Veli İnsanlarından; “Albay Hacı Hulusi Efendi’de” bulunurlar.

Bu ulu zat, “1316 tarihinin sonunda Ermeni ve Bolşeviklere yapılan;

Muharebelere de iştirak edecekler…”

Allah kendilerinden ve de “gazi ve şehitlerimizden…” razı olsunlar!

***                      ***

Ağustos Ayının ilk günü…

Gün ortası…

MANAS Gönülevi’ndeyiz…

Kameranın karşısındayız…

Harput’lu Bekir Efendi, savaş sonrası, Karabağ’a yerleşir…

Orada, “kutlu…” bir evlilik yapacaklar.

Karabağ’da, “sevilen…” itibar görülen bir şahsiyet olacaklar.

Stalin ve Yönetimi, bu vatansever insanı rahat bırakmayacaklar…

Stalin’in zindanlarında, “o da nasibini…” alacaklar!

Harput’lu Bekir Efendi, 1941 tarihinde Hakk’a yürüyecektir.

***                                     ***

Muhammed Galiyev bizlere; “Bekir Efendi’den…” bahsederler!

Anladığımız kadarıyla,  Harput’ta, “derin bir ilmiye terbiyesi…” almışlar.

Karabağ’da,  “bir ilim, hikmet, marifet sahibi…”

Vatansever bir mütefekkir olarak anılır…

Bekir Efendi’nin; Babası; “Hasan Efendi”

Bekir Efendi’nin Anası ise, “Fatma Hanım’dır”

Dedeleri ise, “Uryan Baba…” olarak ifade edilir.

Galiyev’den, Bekir Efendi’nin kardeşlerinisoruyoruz;

“Abdulvahap, Hakkı Hıdır, Süleyman, Zekiye ve Hatice…”

Bir dörtlüğümüzde ne diyoruz?

“Gala’dan Gala’ya köprü kurmuşum

Her iki Gala, yüreğim; can ev’im

Vatan sevgisi imanım demişim

Tutuşturur tüm cihanı alevim”

***                      ***

Selam, iç huzuru kadar hafif

Sözlerin en latifi…

“Kalplerden kalplere yol…”

Dudaklarda sımsıcak,

Gözlerdeki ışık,

Gönül bağından sesleniş;

“Birliğe atılan tohum!”

Muhammed Gulayev’i dinlerken;

“Bir Asra Bedel Hikâye…” süzülüyor, erdemli yollardan…

O yollar şahadet ediyor,  “asra dökülen nağmelerle…”

O nağmelerde,  “tarihi tefekkür…” edelim!

O şanlı hayatı, “bizim hikayemiz…” diye ekranlara taşıyalım.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
14Eyl

Hakem Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.