BİR DÖNEMİ ANLATMAK!


Bu yazıyı, 09 Kasım Pazar sabahı kaleme alıyorum.
Güne sessiz uyanan bir Elazığ…
Bulutsuz ve durgun bir havada,
‘Gök Mavisi Gözleri…’ hatırladım!
O gözlerde, “Devlet-i Ebed” okursunuz!
Devlette, ‘devamlılık’ ve ‘süreklilik’ vardır!
Gazi çevresinde bulunanlara şöyle seslenir;
“Beni övme sözlerinizi bırakınız;
Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin”
En büyük idealistler kimlerdir;
“Ecdat hatıralarına sahip çıkarak,
Değerler üzerinde geleceği inşa etmektir!”
Bizim en büyük eksiğimiz nedir?
“Dünü çok çabuk unutmamız…”
“Tarihi değerleri yaşadıkları zaman ve şartlara göre ifadelendirememektir”
İnancımız bizlere sıklıkla;
Geçmişi, ‘tarihi okuyunuz’
Onlardan kendinize, ‘dersler çıkarınız’ der!
Gazi Atatürk’ün aramızdan ayrılışlarının,
76. yıldönümündeyiz…
Anadolu çok zor ve çetin bir coğrafya!
Bu coğrafyada, ‘dost aramak…’ beyhudedir!
Bu coğrafyada, ‘akıllı’ ve ‘güçlü’ olacaksınız…
Gazi’nin (1881-1938) hayatı/ hayat kronolojisine şöyle bir bakınız;
Tarihimizin, ‘en sancılı…’ ve ‘en ızdırap verici…’ yıllarıdır!
Sadece Çanakkale’de, 250 bin şehidiniz var!
Bu milletin, son 150 yılda (1800-1922) verdiği mücadele;
O mücadelenin her bir karesi…
Bir milletin, ‘ölüm-kalım savaşıdır…’
Ve milyonların, ‘göç dramı…’ vardır!
Açlıktan da, sefaletten de öte;
“Hürriyet/ İstiklal Mücadelesidir…” bunun adı!
Gazi’nin hayatına şöyle bir bakınız;
‘Savaş meydanlarıdır…’
O meydanlar, kendilerini Anadolu’ya;
Milli Mücadeleye taşıyacaktır…
 Atatürk ne diyor;
“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar zordur.
Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat,
İnsanlığı şaşırtan bir hal alır…
Gerçekleri söylemekten korkmayınız…”
Tarih, ‘yargılanmaz…’
Tarihten, ‘ibret alınır’
Kendimize, ondan dersler alırız.
Akif ne diyor;
“Tarih tekerrürden ibarettir derler
İbret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?”
Bir dönemi anlatabilmek için,
O dönemi, kendi değerleriyle/ şartlarıyla analiz etmelisiniz!
Tarih, milletlerin ‘hafızasıdır…’
Tarihte, ‘yaşanmış ecdat hatıraları…’ vardır!
***                              ***
Atatürk’le birlikte bulunmuş,
Ahmet Nüzhet Saraçoğlu’nun torunu,
Emekli Edebiyat Öğretmeni Erhan Saraçoğlu ile sohbet ediyoruz
İlk Mecliste bulunan Dede Nüzhet’in,
Atatürk ile birlikte olan ‘hatıralarını…’ dinliyoruz!
Bu sohbetler, bizleri bir döneme götürüyor…
Mustafa Kemal’in, ‘çok keskin gözleri…’ var!
İnsanı/ karşısındakini, ‘etkileyen…’ gözler!
Dede Nüzhet bile, Gazi’den ‘gözlerini kaçırıyor…’
***                              ***
Erhan Saraçoğlu’nun bizlere anlattıkları önemli bir not;
Ahmet Nüzhet Saraçoğlu, İlk Meclis’e gidişlerinde;
İmam Efendinin muvafakatini/ olurlarını alıyorlar!
İmam Efendi, ‘devlete bağlıdır…’
Şeyh Sait İsyanı’nda, İmam Efendinin duruşu önemlidir;
“Kesinlikle devletin yanından ayrılmayınız…”
Harput,  coğrafyanın ilim, hikmet ve irfan muhitidir!
Harput, bağrından çıkardığı ‘âlimlerle/ büyük zatlarla’ anılır.
Devletin, milletin ve onun hukukunun sürekli yanında olmuşlardır.
O güzellik, O tarihi asalet günümüzde de devam ediyor!
Günümüzde, Elazığ’ın coğrafyada;
‘Huzur Adası…’ olarak dipdiri ayakta duruşunu hiç düşündünüz mü?
Bu şehir, ‘öfkeleri…’ yenmiştir!
Bu şehir, ‘hürriyetin nimetini’ tefekkür ederek güne uyanır!
Bu şehir, “Yemen Türküsüyle” acılarını dağlar!
Bu şehir, ‘tarihi hafızasını…’ canlı tutar!
***                              ***
Atatürk 12 Kasım 1937 Tarihinde,
Başbakan Celal Bayar ile birlikte yurt gezisine çıkarlar.
Sivas, Malatya, Diyarbakır, Ergani,
Ve 17 Kasım 1937 tarihi, Elazığ gezileridir!
Vefatlarından bir yıl öncedir!
Bu gezinin önemli izleri/ izlenimleri söz konusudur.
Sivrice’nin/ Gölcük’ün eşsiz güzelliği Ata’yı etkiler;
Buraya, “Doğu’nun Yalova’sı…” diyecektir.
Elazığ Öğretmenevi/ o dönem halkevinde;
Atatürk’ün de katıldıkları program göz doldurur;
“Harput Musikisini…”  takdirle dinlerler!
Elazığ’dan Pertek’e geçeceklerdir…
Burada, “Singeç Köprüsünün açılışını…” yapacaklardır.
1935 yılı Elazığ’ın nüfusu, 255 bindir…
Bu nüfusun, 39 bin 500’ü şehir merkezinde yaşamaktadır…
***                              ***
Ankara’nın  ‘Başkent olması…’ öyle sıradan bir olay değil!
Muş İline geliyorsunuz…
Müştak Baba derler adına…
1759–1832 tarihlerinde yaşamış bir sufi şairdir!
Aslı Bitlisli…
Bu Müştak Baba,
Bu Ulu Zat,
Hacı Bayram Veli’nin türbesini ziyaret sırasında gelen bir ilhamla öyle bir şiir yazar ki,
“Ankara’nın Başkent Olacağı” müjdesini verir…
Veliler Ordusudur, bunlar!
Anadolu’yu aydınlatan nurani iklim…
Müştak Baba, ‘ebcet’ hesabıyla, Ankara’nın Başkent olacağını müjdelediği şiirinde;
 “Me’vâ-yı nâzeninde kim elf olursa efser
   Lâ-büdd olur o me’vâİslambol ile hem-ser
 
  Nun vel kalem başından alınsa nun-i Yunus
  Aldıkta harf-i diger olur bu remz azhar
 
 Miftah-ı Sûre-i Kaf serhaddi kaf ta kaf
 Munzam olunmak ister ra-yı Resûl Peygamber
 
  Hay huy ile ahir maksud oldu zahir
  Beyt-i veliyy-ül-ekrem el-hâciyd-i ekber
 
 Ey pâdişah-ı fahham sultan Hacî Bayram
 Ruhan ister ikrâm  Müştâkabd-i çâker”
****                                       ****
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş anlatırlar;
 “Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı.
Atatürk sıranın Hazreti Muhammed’in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek,
 ‘Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim’ demişti.
Bunun üzerine, Suudiler Hazreti Muhammed’in kabrine dokunamamıştı.”
***                             ***
Atatürk, ‘Dış Türklerle…’ yakından ilgilenmiştir.
Türk Tarih Kurumunu,
Türk Dil Kurumunu kurmuşlar…
“Tarihin, Kültürün, Dilin bir köprü olduğunu…” ifade etmişlerdir.
Bugünlere hazırlanmamız gerektiğini ifade etmişlerdir.
Özetle, tarihi doğru okumalıyız!
Ve doğru değerlendirmeliyiz!
***                 ***
Atatürk, Yurt-İçi gezilerini genellikle;
“Trenle…” yapmışlardır.
2014 yılına, ‘gelişmiş ülkelere’ şöyle bir bakıyoruz;
“Teknolojiyi rayların üzerine taşımışlardır”
Gazi’nin 10. Yıl nutkunda,
“Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan”
2014 yılında, ‘hızlı tren projemiz…’
O ağları bizlere bir daha hatırlattı…
O ağlarla, ‘Hicaza…’ gitmek isterim
O ağlarla, ‘Uluğ Türkistan’a gitmek isterim!
***                             ***
Gazi, “Bu memlekette iki şey gerek, Yol ve Okul…”
O yol, sadece ‘karayolu…’ değil!
Uzakları bizlere yakın edecek;
‘Karada, Denizde, Havada…’ kuracağımız yol ağımızdır!
Okul, bu milletin ‘ilim ve irfan ordusu’ olarak hatırlanmalıdır.
 
 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.