BİR NESLİ TEMSİL EDİYORDU!


 BİR NESLİ TEMSİL EDİYORDU!

                                                                      Bedrettin KELEŞTİMUR

Bu şehirde, “Hocaların Hocası” sıfatıyla yâd ettiğimiz bir ismi daha…

Fani Âlem’den Baki Âlem’e yolcu ettik/ uğurladık.

“Selami Gedik Hocamız…” bir nesli temsil ediyordu.

MANAS çatısının, bu şehir için ne kadar büyük bir anlam teşkil ettiğini,

Şimdi daha iyi anlamaktayım…

Bu çatı, “bir ilim ve irfan çatısı…”

24 Aralık 2012 tarihinde, bu çatı altında,

Elazığlı Sanatçı Dostlarımızla bir araya gelmişiz…

Kimler yer almış o toplantı da;

“Selahattin Sayın, Kemal Ergün Aslan, Doğan Sever, Selami Gedik, Harun Taşdemir,

Sema Doğmaz, Nihat Oğuz, Ruhi Petek, Öznur Aksoy, Abdullah Bulut…”

O toplantı daha dün gibi hafızalarımızda,

“Bir açık oturum özelliği taşımakta…”

Ne diyor Gazi, “Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir,

Nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık,

Bina ile olursa mimarlık… olur.”

Burada, en derli ve toplu olarak, “olmak…” fiilini görüyoruz.

Sanatçılarımız, “Bu milletin zevkini, estetiğini, zarafetini, inceliğini

 Bütün gönül zenginliğini vererek yoğururlar!”

Aytmatov bu coğrafyanın insanına sesleniyor;

 “bütün eserlerinde ‘kendin ol’ ve ‘özünü koru’

Fethi Gemuhluoğlu ‘kendine, insanına, tarihine, hukukuna, diline, örfüne,

 Coğrafyana, bilumum güzelliklerine dost ol’çağrısını yapıyorlar!

****                                      ***

Batı, kendisini tarif etmiştir;

 “Grek kültüründen, Roma Medeniyetinden, Hıristiyan dinindenim” diyecektir!

Ya bizler, “Müslüman-Türk” olarak,

“Bin Yıl İslam’ın Bayraktarlığını Yapmış…” bir millet olarak,

Bilumum değerlerin tarifinde; sanatı, sanatçıyı, onun gönül dünyasını bulacağız!

Bir büyük medeniyetin ihtişamı ile yüzleşeceğiz!

Ahmet Kabaklı Hocamız ne diyorlar;

 “Kültür, onu meydana getiren milletle beraber doğar, çoğalır ve gelişir.

Yeniden kültür yapılamaz, yeniden musiki, yeniden dil, yeniden terbiye,

Yeniden hukuk, yeniden iman ve inançlar yapılamaz”

Özetle şunu söyleyebiliriz, Sanatkârda bu milletin dünü ile bugününü birleştiren,

Kaynaştıran, yoğurarak belli bir sistem üzerine formatlayan bir üslup vardır.

****                          ***

SELAMİ GEDİK HOCAMIZLA BİR ANI…

13.06.2008 tarihinde Selami Gedik Hocamızla bir araya geliyoruz.

O sohbetimiz Günışığı Gazetesi’ndeki Köşemizde yayınlanacaktı.

Sizlerle tekrar 8 yıl öncesini paylaşmak istiyorum…

Sanal âlemin kokuşmuş ortamından kaçarak, ‘sanatı’ konuşmak istiyorum.

Yunus’un o evla, duru diliyle özlemlerime kavuşmak istiyorum.

“Sanat da aşk gibidir, kandırmaz susatır” diyen A.H. Tanpınar’ın dünyasından

Selimiye’de ki ihtişama varmak istiyorum. Asrın usta kalemlerinden Fuzuli ne diyor;

“Aşk imiş her ne var ise âlemde… İlim bir kîl-û kâl imiş ancak”

Şu ince ruhla Elâzığ kamuoyunun da yakından tanıdığı,

 Ressam Selami Gedik Hocamızla baş başa sohbet etmek istiyorum.

Şener Bulut ile birlikte Selami Gedik’in Elâzığ 22’ler çarşısında bulunan atölyesindeyiz!

Emeğin meydana getirdiği her biri servet olan eserleri hayranlıkla seyrediyoruz.

***                            ***

Selami Gedik Hocamız, ‘eğitim’ kökenli!

1951–1954 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünde eğitimini tamamlıyor.

 İlk Resim Öğretmenliğine Kars’ta başlıyorlar. Sonra yolu, kendi memleketi ile kesişiyor.

 Elâzığ Lisesi’nde, Elâzığ Kız Öğretmen Okulunda, Atatürk Lisesi’nde yüzlerce öğrencisine,

 ‘sanat terbiyesi’ ve resim sevgisini verdiler.

1989–1996 yılları arasında, İnönü Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümünde de;

Türkiye’nin dört bir yanına eğitim gönüllüleri mezun ederek gönderdiler!

Elâzığ’da ve hatta Türkiye’mizde resim tekniklerinin çoğunu,

 Çalışmalarında kullanan nadir sanatçılarımızdan birisi, Selami Gedik Hocamız!

Elâzığ’da, Malatya’da, Diyarbakır’da, İzmir’de, Gaziantep’te, Ankara’da, İstanbul’da,

 1954 yılından bugünlere gelinceye kadar onlarca, ‘kişisel ve karma sergiler’ açtılar.

Kendilerinin Anadolu insanının misafirperverliğini, ince duygusunu ve zarafetini batı dünyasına fırçasıyla en iyi bir şekilde anlatan, MonaLisa ve Ayşe isimli resmi çok konuşulmuştu.

Resim Teknikleri dedik de, Selami Gedik Hoca bu teknikleri büyük bir başarıyla kullanan,

 Ve eserler veren bir deha sanatkar!.

Guvaş Boya, Pastel Boya, Kuru Boya, Pastel Boya, Yağlıboya

 Ve Sulu Boya ile ‘tuale gönlümüzü akıtmış’ sanki!

Selami Gedik Hocamız şimdiye kadar, dile kolay ‘üç bin eser’ kazandırıyorlar.

 Ellerinde halen onlarca sergi açabilecek, ‘yüzlerle ifade edebileceğimiz eserleri’ var.

Yazımın başlığına da dedim, “Tuale yaşadığı şehri alan ressam”

Harput’u karış karış Selami Hoca’nın eserlerinde gezebilirsiniz.

Çizgiler, renkler bir şiir tadımında!

Doğa bütün ahengiyle aksetmiş o mahir ellerde! Bu şehrin geleneksel bir kültürü var.

O kültür, bilumum harmanlanmış sanki!

Kâh Harput Ulu Camide Hakk’ın divanında, Kâh bir bağbozumunda,

Kâh şehrin en izbe sokaklarında, Kâh bir çeşme başında!...

Eski şehrimiz Harput’u ve Mezire olarak halkımız arasında tanımlanan

Elâzığ’ı dolanıyoruz, o mahir ellerde!

Selami Hoca’mızın birçok eseri, ‘kitaplara kapak’ olmuş!

Ve özellikle de, ‘çaydaçıra’ sanki mum ışıklarıyla kâğıda akmış!

Renklerin senfonisi, bu şehre ödüller getiren bir oyunu şuh damarından yakalamış!

Şiir nasıl ilham kaynağıyla kendisini besliyorsa,

Sanatın bütün dallarında o,  ilham kaynağının var olduğuna inanıyorum.

Bir sanat eserini büyüleyici yapan da, ona bütün idrakini ve ruh dünyasını yansıtan,

 Sanatkârın gücüdür. Bunu hiçbir zaman görmezlikten gelemeyiz.

Evet, sanatkârına sahip çıkan bir düşünce, bir felsefe, bir toplum büyür.

 Elâzığ’ı son on-on beş yıl içerisinde şu güzelim coğrafyamızın gündemine taşıyan;

“Kültüre ve Sanata ev sahipliği yapan büyük organizasyonlar olmuştur”

Dil bir köprüdür, sanat ve kültür bir köprüdür.

O köprülerin üzerinde asrın tarihini yazabiliriz.

İşte, burada altını da çizerek belirtmek isterim;

Selami Gedik gibi bu şehrin asıl ve asil kahramanları,

 ‘bütün zorluklara ve sıkıntılara rağmen’ sessiz ve sedasız, bağırtısız ve gürültüsüz ki,

 Sanat gönül zenginliğini gerektiriyor; bizlere emekleriyle ‘servet’ değerinde eserler kazandırıyorlar. Gelecek nesillere olan mirasımız bütün bunlardan daha güzel ne olabilir ki?

Evet, Manas Yayıncılık Genel Koordinatörü Şener Bulut ile birlikte,

Selami Gedik Hocamızın atölyesinde güzel bir gün geçirdik.

Sanatı konuştuk, sanatkârın zorluklarını dile birlikte dile getirdik..

Ve hele duvarları baştanbaşa süsleyen eserler bizleri bir gün boyu dinlendirdi dersek yeridir.

Her eser sanki sizlerle konuşuyor, sizlerle ayrı bir sohbet havasına dalıyor…

“Hocaların Hocası…” Resim Öğretmenimiz, Selami Gedik’ten bizlere kalan hatıralar;

Hiçbiri eskimeyecek… Eserleriyle birlikte yaşayacak… Konuşulacak…

Mekanı Cennet, Ruhu Şad Olsun. Amin.

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.