BİR OLUR MU?


10 Ekim tarihi,

“Kara Cumartesi” olarak anılacak!

Güzel Anadolu’mun bahtlı şehri Ankara’da;

“Kopkoyu cehalet rüzgârları…” esecekti!

Asrın Kabilleri, ‘huzurun, güvenin’ önünü kesecekti!

Akılla, iz’anla, vicdanla irtibatı kesilen ‘katil parmaklar’

Bir kâbus gibi, ülkemin ‘kalbine düşecekti’

Cumhuriyet tarihinin, “en kanlı saldırısı!”

Bu saldırı, Ankara’da!

Güzel ülkemin, Başkentinde…

“95 insanım hayatını kaybediyor,

246 insanım yaralanıyor!”

Bunu yapana veya yaptıranlara,

“İnsan…” diyemeyiz!

Bunlar,  “Esfele Sefilindir”

Yani,  “aşağıların aşağısı…”

***                        ***

10 Ekim tarihi,

İnsanlık tarihinin en vahim olayının işlendiği bir tarih!

Her Müslüman’ı derinden titreten,

“Kerbela” Vaka’sının olduğu tarih,

“10 Ekim 680 tarihi…”

Medine’den Küfe’ye doğru yola çıkan,

Allah Resulü’nün soy ağacı…

Hz. Hüseyin ailesi ve yakın çevresi…

Yezid’in taraftarları tarafından kuşatılır!

Kahrolası, ‘öyle bir kuşatma ki…’

Bütün masumiyeti gitmiş!

İnsanlık adına, bütün vasıfları gitmiş!

“Canavarlaşmış koyu bir cehaletin” hışmına uğrarlar!

“Katledilirler!”

Aman Allah’ım! “10 Ekim tarihi!”

“Gayya Kuyusunu” hatırlatır bizlere…

Nedir, “Gayya Kuyusu”

“Bunların ardından (bozuk) bir nesil geldi, namazı bıraktılar,

Şehvetlerine uydular. Onlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır” (Meryem, 59)

“Nefis, cana tuzak olunca!” neler, neler oluyor?

***                       ***

ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI!

13 Ekim 1923 tarihi,

“TBMM’de, Ankara’nın hükümet merkezi,

Ve Başkent olması kararlaştırıldı”

78 milyon insanın,  “hürriyeti ve istiklali solukladığı”

Vatan coğrafyamızın muallâ şehri!

Bu güzel şehrimizin, “Başkent” oluşunun müjdesini,

Hacı Bayram Veliye, ‘hal ilmiyle bağlı’ Müştak Baba (1759-1832)

Bir asır öncesinden  “ebcet hesabıyla” düşürürler.

Bizler, Ankara’nın ‘manevi rıhtımına’ yaklaşmak isterken;

Asrın haramileri,  ‘cehaletin sözcülüğüne’ soyunmaktalar!

***                                       ***

Yazımızın başlığına, “Bir olur mu?” dedik?

Ayet, “Deki, Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

Bunu ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.” (Zümer, 9)

Ayet,  “Görmeyenle gören bir midir? Artık düşünmez misiniz?” (En’am, 50)

Ayet, “Kötü ameli kendisine çekici gösterip de, onu güzel gören kimse,

(iyi yararlı amellerde bulunan kimse gibi midir?)” (Fatır, 35)

Ayet, “Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri,

Yeryüzünde bozgunculuk edenler gibi mi tutacağız?

Yoksa takva sahiplerini yoldan çıkanlar gibi mi tutacağız?” (Sad, 28)

Ayet, “Görmeyenle gören bir midir?

Veya karanlıklarla aydınlık eşit midir? (Ra’d, 16)

Ayet, “Körle gören, karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz” (Fatır, 20)

Ayet, “Dirilerle ölülerde bir değildir. Şüphesiz ki Allah dilediği kimselere işittirir.

Sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin” (Fatır, 22)

Ayet, “De ki; Hakk geldi; batıl ise ne (bir şey) başlatıp meydana getirebilir,

Ne de (onu) geri çevirebilir” (Sebe, 49)

Kur’an bizlere, “her manadan misaller getiriyor”

Bütün meselemiz, “aydınlığa yürüyen” insan olabilmek.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.