Bir taş ne ki demeyin?


Bir taş, ne ki?
Bir kıvılcım, ne ki?
Bir söz, ne ki?
Olayları küçümsemek,
Olayları basite indirgemek!
Tarih ilmi, “sebep-sonuç ilişkileri” der.
Bu bir illiyettir,
Bu bir bağdır…
Cengiz Han’ın dikkat çekici bir sözü vardır;
“Bir çivi bir nalı,
Bir nal bir tırnağı,
Bir tırnak bir ayağı,
Bir ayak bir atı,
Bir at bir kumandanı,
Bir kumandan bir vatanı mahvedebilir…”
***        ***
Mahatta Gandhi’nin,  hayatı tasvir eden güzel bir sözü;
“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…”
Nerelerden nerelere geliniyor?
Sadece bir söz, ‘fırtınalar’ koparabiliyor!
***        ***
Bir küçük taş, ‘baş yarar’
Bir kıvılcım,  ‘yangına vesile’
Bir ses, ‘bir büyük çığın kopmasına yeter’
Bir çift sözde, ‘kırılan gönüller’ 
Basit bir mikrop, “en güçlü ve yetenekli insanı bile öldürür!”
Bir dörtlüğümüzde şöyle sesleniriz;
“Yangın! diye bağıran biçare
Almadın ki zamanında çare
Afet gelip bacayı sarınca;
Aklın başına gelmiş, ne çare!”
İnancımız,  “nesli ve hayatı koruma” bağlamında,
Öncelikle,  ‘tedbir’ der.
Gün gelir, “kötülükler gemi azıya alırsa!”
Manevi tokatı da yersiniz!
Bir şiirimizde ne diyoruz;
“Hava, su, ateş ve toprak,
Ya, derbeder eder seni!
Bir büyük azap gününden
Ya, haberdar eder seni!”
***        ***
İSLAM’DA ŞİDDET YOKTUR!
Şiddetin, İslam lügatinde yeri yoktur!
Onu,  ‘telaffuz’ bile edemezsiniz…
Bizim inancımız günün beş vaktinde;
“Haydi kurtuluşa” 
“Sulha, huzura, güvene, emniyete” der.
İnancımız, “Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız” diyor.
İslam, ‘aşırılıkları da’ men eder!
Dinimiz bizlere “orta yolu” tavsiye ediyor.
Bizlere bir duruşu, bir tavrı da öğütlüyor;
“Müminler birbirlerine bir duvarın tuğlaları gibi bağlıdırlar”
O halde, en tehlikeli olan nedir?
“Taşların yerlerinden oynatılması…”
Bu konularda, birbirlerimize ‘nasihat’ edelim;
Birbirlerimizi, ‘uyaralım’
Kur’an buyuruyor; “güzel bir söz, kökü sağlam, sabit,
Dalları gökte güzel bir ağaç gibidir” (İbrahim, 24)
Birbirimize, ‘koruyucu birer zırh gibi’ olacağız.
***        ***
BİZDE İLK BATILILAŞMA…
Tarih yapraklarını çevirdiğimizde;
03 Ekim 1716 tarihi,
“Nevşehirli Damat İbrahim Paşa sadrazam oldu”
Bu isim, “Lale Devri” ile özdeşleşmiştir
Bizde ilk “batılılaşma harekâtı” Lale Devri ile başlar.
Bu dönem, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan,
“Pasarofça Antlaşması” ile başlar.
1730 Patrona Halil isyanı ile son bulur.
Bu dönemin Padişahı, 111. Ahmet’tir.
Bu dönem tarihimizde, “Zevk” ve  “Sefâ” devri olarak da bilinir.
Bu dönemin en önemli yeniliği, “Matbaanın” gelişidir.
1700’lü yıllardan itibaren,  “tarihimizde siyasi güç…”
Akdeniz’den Alplere kayacaktır…
***        ***
MUDANYA MÜTAREKESİ…
03 Ekim 1922 tarihi,
“Mudanya Mütarekesi başladı”
Mondros’tan (1918) Mudanya’ya (1922)  tarihi serüveni,
“Kurtuluş Savaşı” olarak isimlendiririz.
Mudanya Mütarekesinde bu milletin başı diktir!
Büyük Taarruzun zaferle sonuçlanması üzerine,
İtilaf devletleri TBMM’e, “mütareke” çağrısında bulunurlar.
Görüşmelerde TBMM’ni İsmet Paşa temsil etmiştir.
Görüşmelerde, Fevzi Çakmak ve Refet Paşa’da Mudanya’da bulundular.
Çanakkale, bu milletin ‘en zor geçidi…’ olmuş!
Büyük Mücadelenin de, ‘tarihi kapılarını’ aralamıştır.
Bizim en büyük zaafımız,  “düne karşı unutkan oluşumuz!”
Çok değil, bir asır önce ‘büyük acıları yaşayan’ bu millet;
Tarihini, ‘yaşayarak’ okumalıdır.
***        ***
ALMANYA’NIN BİRLEŞMESİ!
03 Ekim 1990 tarihi,
“Doğu ve Batı Almanya birleşti”
1990 tarihi, yer küresinde ki en büyük ‘değişimdir’
“Varşova Paktının Çöküşü”
“SSCB’nin Dağılması”
Dünyada,  ‘siyasi haritaların’ yeniden çizilmesi!
1990 sonrası,  “birleşen bir Almanya”
1990 sonrası,  “birleşen bir Avrupa” görüyoruz!
Ama aynı batı dünyası,   “Ortadoğu’ya bütüncül” bakmıyor!
Ortadoğu’da,  ‘daha parçalı’ bir coğrafya sürecine gidilmesini istiyor.
Son 40 yıl içerisinde bu coğrafyada yaşananlara şöyle bir bakınız;
Batı dünyası tarafından finanse edilen,  “şiddet politikaları”
Afganistan, Pakistan,  Irak, İran, Suriye, Yemen, Libya, Mısır,
Filistin, Libya vesaire…
Ortadoğu, “İslam Coğrafyası” olarak da tanımlanır.
Ortadoğu,  “tarihin medeniyet coğrafyası” olarak da anılır.
Bizler bu coğrafyaya,  “gönül coğrafyamız”  diyoruz.
Coğrafyanın diline,  “gönül dilimiz” diyoruz.
Kendi içerisinde birleşen bir batı dünyası karşısında;
Ortadoğu coğrafyasında da,  “ittifaklar oluşmalıdır”

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Kas

Estetik Kavramı

15Kas

Ezan Kavramı

14Kas
13Kas

Sabır Kavramı

12Kas

Çile nedir?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.