BİR YOL HİKÂYESİNİ ANLATMAK!


 BİR YOL HİKÂYESİNİ ANLATMAK!

Bedrettin KELEŞTİMUR

Elazığ NGK İletişim Meslek Lisesi Öğrencilerimizle birlikte,

Meslektaşlarımız Gürhan Gürses, Ayhan Sarıkaya ve Recep Bağcı’yla;

30 Mayıs Sabahı, ‘ver elini Kemaliye’ diyor ve yollara düşüyoruz!

Arabanız Karasu Vadisinin sarp yamaçlarından;

Kâh döne döne, sizleri dağın en zirvesine taşıyor…

Kâh döne döne Karasu Nehrinin seslerin en güzeli;

Su ve bülbül sesinin karıştığı eşsiz bir ahengin cilvesiyle başbaşa bırakıyor!

Karasu Vadisi için, ‘cennetten bir köşe’ diyebiliriz…

Vadinin sağına, soluna serpilmiş,

Kendisini, ‘yeşil duvaklar içerisinde…’ saklayan irili ufaklı köyler…

O köylere, ‘garibim köyler…’ diye sesleneceğim!

Öyle ki, köyün gençleri ‘gurbet yollarını…’ tutmuşlar;

Mahzun yürekleriyle bir iki ihtiyar;

O kocaman konaklartın ‘kader bekçiliğine…’ soyunmuşlar, sanki!

Yollar gibi, arabadakilerde, ‘sessiz çığlığı…’ dinler gibi!

Uzaklarda bir köy görünüyor;  Apçağa Köyü!

Bu köyün özelliği nedir?

Dilden dile dolaşan bir şiir vardır…

Uzaklığın yangın alevlerini içimize taşıyan bir şiir…

O şiirde, Anadolu’yu tasvir eden bir ‘roman havası…’ sezilir;

“Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür

Gezmesek de tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür”

İşte, o köyün ufkunda gözlerimiz dalarken,

Gurbeti, ‘hasret odunda tüttüren’ Kemaliye’nin Apçağa Köyü’nde dünyaya gözlerini açan,

Ahmet Kutsi Tecer’i bir daha rahmetle yâd ediyoruz!

Evet! Apçağa kelime olarak sözlükte;

“Çağlayan su…” anlamına geliyor!

Kemaliye, ‘dört dağın içinde’ bir efsane şehirdir!

UNESCO tarafından tarihi kentler içerisinde, yerini almıştır!

Kemaliye, Fırat Vadisinde; tarihini, kültürünü, ince zevk ve estetiğiyle, mimarisini koruyan,

Şairin ifadesiyle de, “bir küçük şehirdir”

Ahmet Tevfik Ozan bir şiirinde Harput’la şöyle bir bağ kurmuştur;

 “Bu yüzden, ahşap evler; tüller gibi sımsıcak

Parke taşlı sokaklar, Necip Fazıl’dan eser…

 Ve demir nakışlarla örülmüş can kapılar

 Bir dokunsan; hasretten sevinçten ağlayacak

 

Ey Selçuklu, Osmanlı Rüya’sının Lale’si!

Bulutların hasretle, taşlarına yazdığı

Bir bahar sabahında, çiğden birçok busesi!

Ey Eğin, güzel Eğin… Ey ceddimin hevesi!

 

Seni bir kartal gibi, Harput’tan gözlüyorum

Işığın gözlerime vursa da senelerce

Asırlık hasretle rüyanı özlüyorum”

Harput, Urfa, Kemaliye ve Kerkük’te ortak bir benzerlik vardır…

Türkülerimiz, oyunlarımız, hoyratlarımız, manilerimiz;

Düğünlerimiz, toylarımız, masallarımız, efsanelerimiz…

“Mani Yolunda…” yürüyoruz!

Birlikte, ‘gurbeti…’ yudumluyoruz…

Gurbet,  ‘hasretin/ özlemin adıdır’ Eğin’de…

Yıllarca çıkarılan bir gazete vardı,

O gazetenin adı da, “Gurbet’ti!”

Bütün bu  duygu zenginliği içerisinde bir şey söylemek isterim;

Kemaliye yolu üzerinde bir köy vardır;

Ergü Köyü!.

Bu köyü, Yavuz Sultan Selim, Azeri Türklerine kurduruyor!..

Anadolu, Türklüğün harman olduğu bir şefkat pınarı!.

Bunu coğrafyamızı gezerken taşından, toprağından, yazısından okumalıyız!.

Yolumuz, Başpınar nahiyesinden geçerken kim aklımıza geldi biliyor musunuz?.

O’nu öncelikle; şiirleri, güfteleri ve besteleri ve de, ‘yalın ayak’ isimli şiir kitabıyla daha yıkandan tanıdığımız, bir zamanlar sivil inisiyatifin önde gelen isimlerinden,

Eski Sanayi Bakanımız Ali Coşkun!.

Kemaliye, Ali Coşkun gibi hala değişik görevlerde ülke hizmetinde bulunan nice güzel şahsiyetleri bağrından çıkarmıştır.

Eğin Destanı isimli şiirinde Ali Vecdi Bingöl;

“Sıla özlemini dağlar söylesin

Bu destanı ıssız bağlar söylesin

Ben susayım dostum "Çağlar" söylesin

Ustada yakışır sözün sonu da.

Bu gece BİNGÖL'Ü dinliyor Eğin

Yosma İstanbul'u kinliyor Eğin

Bağrına taş basmış inliyor Eğin

Özü yalnızlıkta, gözü korkuda.”

Kemaliye’yi gezerken, gerçekten huzur buluyorsunuz!

1920’lerin o şen, o hareketli, 20 bin nüfuslu “Küçük Şehir” yine cıvıl cıvıl

 ‘Bağrına taş basan/ yalnızlık korkusunu…” atmaya çalışıyor!

Cenab-ı Allah’ın bütün güzellikleri üzerine devşirdiği;

Fırat Vadisinin tabiat harikası, ‘bir küçük şehrinin’ yalnızlığı;

Bizleri hem ürkütüyor ve hemde büyülüyor!

Çekiciliği bile, ‘garip’ diyebilirim!

***                       ***

Kemaliye, tarihi ve kültürel dokusu oldukça zengin bir yöremiz. Harput ile o kadar sıcak bir bağı var ki;

Harput’ta meftun İmam Efendi Hazretlerinin bu beldeye olan ilgisini ve dualarını biliriz.

 37 Yıl Kemaliye Dört Yol Ağzı İmamlığını yapmış bulunan Rıfat Hoca…

 Rıfat Hocanın babaları, Küçük Ali Efendi; Şair ve Nakkaş olarak yörede bilinen âlim bir zattır. İstanbul Fatih Medresesini bitirdikten sonra Kemaliye’ye gelir ve burada bir yandan Merkez Vaizliği yaparken beri taraftan da, Dört Yol Ağzı Camiinde, 43 yıl imamlık yapıyor.

Birçok ilim ve feyiz sahibi talebe yetiştiriyor. 1. Cihan Harbinde, Ruslarla savaşırken babası Hoca Kamil Efendiye, ‘Arzuyu Vatan’ isimli şiirini yazarak gönderir.

Bu şiirde, Kemaliye bütün yönleriyle tasvir edilmiştir.

Ali Rıza Akbaş’ın şu şiiri birçok Kemaliye evinde duvarlara asılıdır;

 “Bir acaip şehre vardım, Toprağı az, taşı çok

 Böyle olmakla beraber, ekmeği ile aşı çok

Dört yol ağzında imamet eyleyen Hoca Rıza

Yaşı seksene ulaşmış, gözünde yaşı çok”

Burada, aynı zamanda İmam Efendi’den ders almış bu güzel insanı da rahmetle anmak istiyorum.

Evet, Kemaliye’de; Harput’un manevi iklimi ile haşır neşir olursunuz.

Kemaliye’de, tarihinizle buluşursunuz.

‘Su Şehri’ olan Kemaliye, ‘yeşil duvaklar’ içerisinde bir büyük duygu şehridir.

Şair, Kemaliye’yi birkaç mısrada özetliyor bizlere; “Cennet haza her taraftan suları ceriyen eder/Evleriyle bağları sanki gülistan Eğin”

***                       ***

Fırat’ı bizler anlatırken;

“Fırat; otağlı, sancaklı, tuğlu Alplerin çoban yıldızıdır” deriz!

Bu ülkenin, ‘yoluna, yordamına arkadaş…’ oldular!

Tıpkı Fırat misalinde olduğu gibi,

O bahtlı insanlar; “ışık olup Anadolu’nun bahtına aktılar”

Fırat’ı anlatırken;

“Dağları omuz omuza vermişler,

Yürekli birer bahadırlar gibi…

Taşlar, aşılmaz bir kale duvar!

Metanet omuzlamış sanırsınız!”

Fırat, bu dağlara inat bir küheylan!

Zincirlerini kıran yağız attır.

Asırların nağmesi üzerinde,

Nice şairin dilinde sevdadır,

Toprağa candır, âşıklara yaren!”

***                       ***

Suyla gelen bir büyük medeniyet!

O medeniyetin, hamiyetli şahsiyetleri…

Türkiye’nin muhtarı, Fethi Gemuhluoğlu’mu dersiniz?

18 Mart Kahramanı Cevat Çobanlı Paşa’yı mı dersiniz?

Bir deha insan Nurettin Topçu’mu dersiniz?

Destan Şairimiz, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’ mu dersiniz?

Her üç İlçemizin, (Ağın-Eğin-Arapgir) bağrından çıkardığı,

“Değerlerle anılıyor”

Coğrafyayı bir nakış gibi işleyen zengin kültürüyle biliniyor!

Kemaliye dönüşümüzde uğrak yerimiz, “Arapgir Posta” gazetesi oluyor!

1954 yılında, ‘haftalık’ olarak yayınlanan gazete, 61 yaşında…

Halen 1800 baskı sayısı ile göz dolduruyor…

Gazeteyi, 2. Nesil diyebileceğimiz Kamuran Sezer çıkarıyor!

Sezer’le, gazete ve meslek üzerine’ sohbetimiz oluyor.

Tarihi yaşamak isterseniz,

Toprağın kokusunu doyasıya almak isterseniz,

Bir güzel beldeye ‘yolumuz düşsün’ derseniz,

Huzuru yudumlayacağınız,

Karasu Vadisi uğrağınız olsun!

Elazığ- Erzincan ve Malatya’yı birleştiren bir çizgide;

Harput’tan esen tatlı rüzgara…

Arapgir- Ağın ve Eğin’e selamınız olsun…

***                       ***

TARİHTE 2 HAZİRAN

455 - Vandallar Roma'ya girdiler ve iki hafta boyunca şehri yağmaladılar.

662 - Yunan adalarından 3 tanesi bir depremle yok oldu.

1328 - Filipinlerde bir depremle 9 ada ve adacık yok oldu.

1475 - Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Türk orduları, Kırım Yarımadası sahillerine çıktı.

1889 - İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin öncüsü olarak kabul edilen İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti adlı gizli örgüt kuruldu.

1935 - Türkiye'de ilk kez pazar günü resmî tatil uygulamasına başlandı.

1941 - Türk Ceza Kanunu'nun 526'ncı maddesinde yapılan değişiklikle Arapça ezan ve kamet okuyanlara ceza öngörüldü.

1953 - Birleşik Krallık Kraliçesi Elizabeth taç giydi.

1961 - Yurtdışında öğrenim görmek serbest bırakıldı.

1964 - Demokratik, laik ve ulusal bir Filistin devleti kurmayı amaçlayan ve çeşitli ulusal örgütleri bir araya getiren Filistin Kurtuluş Örgütü kuruldu. Yaser Arafat, 3 Şubat 1968'de örgütün başına geçti.

1980 - Osmanlı'dan bu yana devam eden buğday ve ekmek fiyatları üzerindeki devlet kontrolü kaldırıldı.

1980 - Yahya Demirel, mobilya davasında Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'nce dört yıl ağır hapse çarptırıldı.

1992 - Danimarka'da referandum yapıldı. Avrupa Birliği'nin esaslarını belirleyen Maastricht Anlaşması reddedildi.

1995 - Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Pauline Green, Radikal lider Catherine Lalumiere ve Yeşiller sözcüsü Claudia Roth'u 'fahişe' olarak niteledi.

Doğumlar;

1948 - Recep Yazıcıoğlu, (ö. 8 Eylül 2003) Türk kaymakam, vali

Ölümler;

1991 - Ahmed Arif, şair (d. 1927)

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.