BİZ OLDUK’


  BİZ OLDUK…

                        Bedrettin KELEŞTİMUR

Gözlerinin içine baka baka

Yalan söyleyen aldatan biz olduk!

Güven duvarlarını yıka yıka

Dürüst insanı çıldırtan biz olduk

 

Öyle bir asır ki, hep küsuratlı

Doğru yaya, gider, bozguncu atlı

Münafıklık yol kat etmiş süratli

Her güreşte havlu atan biz olduk!

 

Öyle bir hayat ki, kurşundan bir yük!

Asıl hamallığını taşır bu yük

Fikir cüce kalmış şarlatan büyük

Edebi, üç pula satan biz olduk

 

Dil, fokur fokur kaynayan bir kazan

Sözcük, fıkır fıkır oynayan tozan

Yalakalar meydanda arabozan

Timsah gözyaşları döken biz olduk

 

“Biz olduk” tarihleri tahrif eden

“Yalanı” doğru gibi tarif eden

“Cahil ve ukalayı” arif eden

“Günahkârız” fazlasıyla biz olduk!

 

“Ölmeden önce ölmek” ne demektir?

“Hakka esaret” en büyük emektir

Meziyet o ki, hatadan dönmektir

Fetret devrini yaşatan biz olduk (BK)

***                  ***

BU FOROĞRAF; “DİYARBAKIR’A” YAKIŞMIYOR!

Evet! “gül şehri” olarak anılması gereken,

Diyarbakır’a; “kor ateş” hiç yakışmıyor.

Bu şehrin, ‘ruhaniyetine…’ aykırı efendim.

Hele, “asil…” bir şehre, “asi…” bir duruşta yakışmıyor.

Bir dörtlüğümüzde;

“Tuzak olur,

Toprak haki, tuz; ak olur

İlim / hikmet göç etti mi?

Nefis, cana tuzak olur

Dağda şaki, yolda tuzak olur”

Kin ve Öfke nedir?

Bütünüyle, “cehaletin…” eseri!

Her Diyarbakırlı, “arif ve de maruf…” insanımız;

Öncelikle, ‘cehaletle savaşı…’ başlatmalıdır.

Cehalet, öyle bir şey ki;

“gözleri kör, kulakları sağır;

Ve kalpleri taştan daha katı, kaskatı…” yapar!

Ayet, “Allah’ın kullarından ancak âlim olanlar korkar…” (Fatır, 28)

Güzelim Diyarbakır’da, “öyle bir göç yaşanmış ki…”

Bu şehrin tabir yerinde ise, “kalp kapakçıları…” hükmündeki;

“ak saçlıları” “kâmil insanları” “âlimleri”

Eyvah ki, “göç etmişler…”

O göçlerle, “gönüller ve coğrafya…” çoraklaşmış!

Bir dörtlüğümüzde ne diyoruz;

“Çekmeli,

Göze sürme çekmeli,

Akıl, i’zan olmayanı;

Göz önünden çekmeli”

Çare diyorlar?

Şurası çok iyi bilinmelidir ki,

“İlim ve İslam…” birlikte anılırlar.

İlimsiz bir hayat, “karanlık bir geceye…” benzer!

Diyarbakır ilimizin çektiği sıkıntıyı;

Doğu ve Güneydoğu Bölgemiz birlikte çekmektedir.

Doğu ve Güneydoğu Bölgemizden;

Son 10-15 yıldır, “nitelikli bir göç…” yaşanıyor!

Bu bölgemizden, “beyin ve sermaye göçü…”

Dışarıya doğru akıyor!

Akif ne diyor?

“Sahipsiz vatanın batması haktır,

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”

Fethi Gemuhluoğlu’nun, bir sözü vardır;

 “İnsana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak,

Tarihe dost olmak, kendi vücuduna dost olmak,

Komşuya dost olmak gibi kademe kademe, ama entegre,

Bir bütün içinde bütün dostluklar söylenmeye mecburdur.”

Diyarbakırlı, “Velime Sohbetlerini…” tekrar başlatsınlar;

Tıpkı, Elazığ’daki “Kürsübaşı…”

Tıpkı, Urfa’da ki, “Sıra Geceleri…” gibi.

Uzağındaki, yakınındaki, “Diyarbakırlı…” kendi şehrine gelsin!

O eski, “tarihi şehrinde…” konaklasın!

Tekrar söylüyorum, bu coğrafyanın “yerli halkı…”

“Aydın…” ilim ve hikmet sahibi insanları;

“Eski Yurt…” sizleri bekliyor.

Bizim ateşimiz, “gönül coğrafyamızda…”

Ecdadın bizlere hatırası, “Nevruz…” ateşidir.

Nevruz, “Yeni gün…”  anlamında, “bahara”

Veya “dirilişe…” işaret ediyor.

Bu milletin, “değerleriyle…” geliniz hemhal olalım!

Ülkeyi, “yakanlara ve de yıkanlara…” izin vermeyelim.

***                             ***

Diyarbakır'da silahlı göstericiler kent merkezinde yol kesti, yoğun çatışma yaşandı

 

AZERBAYCANLA ORTAK KADERİMİZ!

“Biz bir millet, iki devletiz”

Bu söz, “Haydar Aliyev’e aittir”

Azerbaycan, bu milletin “Ata Yurduna açılan penceresidir!”

Kafkaslar, tarih boyunca; “ortak paydamız” olmuştur.

“Mehmet Emin Resulzade…” Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı;

“Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez”  sözü ona aittir.

Bu kahraman insanın kabri, Ankara’dadır…

Nuri Paşa, “Bakü’nün Rus ve Ermeni katliamından kurtaran…” kahraman insan!

Tarihimiz iç içe…

İki can kardeş devlet!

Birbirinin acısına da, sevincine de koşan iki devletiz…

 “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak…”  

Bu üç ifade, bir büyük ideali özetliyor;

O idealin sahibi, Diyarbakırlı bir büyük mütefekkir;

Türkiye’de, “sosyolojinin kurucusu” Ziya Gökalp’dir.

İşte, Azerbaycan’ın; “üç renkten oluşan…” bayrağı;

Bu idealin, “resmi devlet felsefesi…” haline gelmiştir.

O ideal, her iki ülkeyi ortak bir paydada buluşturmaktadır.

Her iki ülkenin, “ortak kaderi…” dedik;

“Dağlık Karabağ…” Ermenilerin işgali altındadır!

O işgal, “Türkiye’yi de tehdit etmektedir…”

PKK’nın ‘arka bahçesinde…’ Erivan olduğunu da söyleyebiliriz!

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.