BİZİM MORAL DÜNYAMIZ!


Tarihin sizlere yol açtığı dönemler vardır!

Biz buna ayağımıza kadar gelen,

“tarihi fırsatlar” diyoruz!

SSCB’nin dağılma süreci,

“Gorbaçov’la” başlar!

Gorbaçov,  24 Şubat 1987 tarihinde;

“Glasnost (açıklık)

Ve Perestroika (yeniden yapılanma)

Politikalarını açıklayacaktır!

1917 Ekim devrimiyle birlikte başlayan süreç,

1991 tarihinde son bulacaktır!

70 yıllık süreç tamamıyla bu millet için,

Bir, ‘linç…’ dönemidir!

Bu milleti, ‘yok etme…’ politikasıdır!

Anadolu ile Ata Yurt arasında,

Duvarların ‘örüldüğü…’ bir dönemdir!

***                       ***

Bu tarih içerisinde Türk Dünyasında,

Bir, ‘direnç…’ var mıdır?

Her şeye rağmen vardır!

Hem Rusya’da,

Ve hem de Anadolu’da!

Bu bağlamda, ‘tarihi iyi okumalıyız’

“Basmacı Ayaklanması…”

Belki yeni kuşak bilmeyebilirler?

Bizler bilmelerini özellikle istiyoruz!

Bu hareket nedir?

“Rusya yönetimine karşı Orta Asya’da 1917’de başlayan;

Aralıklı olarak 1931’e kadar süren ayaklanma hareketi!”

Bu hareket, ‘adını’ nereden alıyor?,

Ruslar, ‘Basmak’ ve ‘Baskın’ kelimesinden yola çıkarak;

Bu ayaklanmalara, “Basmacı Ayaklanması” olarak nitelendiriyor!

Aydınlardan ‘destek gören’ ayaklanmalardır!

O direniş ruhunu eserlerinde o dönemin aydınları da,

Korkusuzca dile getirirler!

Bir Ahmet Cevat Ahundzade…

Bir, Hüseyin Cavit…

Bir Abdullah Tukay…

Bir Mağcan Cumabay…

Bir Elmas Yıldırım…

Bunlar, ‘ölüme meydan okuyan…’

Esaret , ‘zincirleri kıran…’ kahramanlardır!

Lenin-Stalin döneminde sürgün ve soykırımda öldürülen,

Rakamlar o kadar korkunç ki, yaklaşık 47 milyon kişinin;

“30 milyona yakını Müslüman Türklerdir!”

Haykırmak istiyorum!

O köhnemiş zihniyete haykırmak istiyorum!

Ahmet Cevat bir şiirinde;

“Türkistan illeri öpüp alnını,
Söylüyor derdini sana bayrağım.
Üç renkli yansını kızgın denizden,
Armağan yollasın yâre bayrağım.
Giderken Turan’a çıktın karşıma,
Gölgen devlet kuşu, kondu başıma,
İzin ver gözümde coşan yaşıma,
Dinletsin derdimi aha bayrağım.
Kayı Han soyundan aldın rengini,
Güç almış İlhan’la Müslüman beyi,
İlhan’ın evladı, dinin direği,
Getirdin gönlüme sefa bayrağım.
Gönlümde tufanlar geldim ileri,
Öpeyim gölgen düşen mübarek yeri,
Tanrının yıldızı o güzel peri,
Sığınmış koynunda aya bayrağım”

***                       ***

1991 yılı sonrası...

“24 yıl geçmiş…”

Haydar Aliyev ne diyorlar;

“Biz bir millet; İki devletiz!”

Artık bundan sonra;

Bir millet olmanın gereğini yapalım!

Gaspıralı’nın;

“Dil’de, İş’te, Fikir’de Birlik” hareketini,

“Hayata…” geçirelim!

Bu bağlamda, “Gaspıralı’yı” bir daha okuyalım!

“Usul-i Cedid Hareketini…” günümüz şartlarına uygun bir şekilde;

Tekrar, ‘formalize’ edelim/ Yorumlayalım!

Düşünelim, “1914 yılına geldiğimizde Rusya’da ki,

Usul-ı Cedid Mekteplerinin Sayısı 5 binlere kadar çıkıyordu”

Bu hareketi ‘yeniden’ birlikte diriltelim!

Bu okulların en önemli özelliği,

“Din İlimleriyle, Fen ilimlerinin” birlikte verilmesidir!

Atatürk’ün, ‘fikir babam’ dediği;

“Ziya Gökalp’den Mehmet Emin Resulzade’ye”

“Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak”

Azeri Bayrağında, bu üç rengin ‘yansıması’ var!

***                       ***

1991’lerden sonra önemli adımlar atıldı, şüphesiz!

Devletin Destekleriyle;

“TÜDEV” “TİKA” “TÜRKSOY” Kuruluyordu!

Devlet Başkanları seviyesinde,

“Kurultaylar” düzenleniyor!

TRT,  Orta Asya’ya yönelik ‘ortak yayınlar’ başlatıyor!

Dil birliği,

Tarih Birliği,

Kültür Birliği, konuları sıklıkla gündeme taşınıyor!

Bu örgütlenmelerin, ‘siyasi irade’ olarak;

BM’lerde, daha etkili ‘güç dengesi’ oluşturması elzemdir!

Bu ülkede, “Avrupa birliği” nasıl ön planda ise,

Türk Dünyası da, kendi içerisinde;

“Siyasi, Ekonomik ve Kültürel Birliğe”

Doğru çalışmalar başlatmalıdır!

Şu sıkıntılı dönemde bile bizleri,

“Moral Dünyası…” bizim ‘gönül coğrafyamızdır’

21. Asra o pencereden bakmalıyız!

Sıkıntılarımızı da,

Sevinçlerimizi de, ‘birlikte paylaşmalıyız’

***                       ***

Tatar Şairimiz, Abdullah Tukay’ı dinleyelim;

“Bütün fikrim, gece gündüz size aittir milletim

Sıhhatindedir sıhhatim, hem, illetindedir illetim

Sen mukaddessin, muhteremsin indimde bütün her şeyden

Değiştiremem bütün kâinata milletimi, milliyetimi

Bahtiyarım, bendeni etseler eğer sana nispet

Vardır niyetim, acizâne şairin olmağa

Sever benim kalbim “milli” kelimesini, bilmem neden?

Eyle milli milletimi, bahşeyle memnuniyetimi

Her hayalden tatlıdır millet hayali her yerde

Bu hayallerden gelir, eğer gelirse mecnuniyetim

Şairlikle sabit eyle, ebediyen Tanrı’m, beni

Bu sebat içindir, vurgunluğum, sürüklenişim

Ey felek! Al canımı, ancak, alma asla şanımı

Bence ölmekle birdir, unutuluşum, terk edilişim

Ölmesin, ölsem de, aciz adım, yok olmasın

Gitmesin boşa benim gayretim ve meşguliyetim

Bir gün hatırlarsa, iltifatla millet beni

İşte budur maksadım, emelim ve saadetim

Eyledim muhabbetimi arz ben sana, ey milletim

Dost bilirsin sen beni, var buna emniyetim.”

***                       ***

Bahtiyar Vahapzade bir büyük özlemi paylaşır;

“Bir ananın iki oğlu,

Bir amalın iki kolu.

O da ulu, bu da ulu

Azerbaycan-Türkiye .

 

Dinimiz bir, dilimiz bir,

Ayımız bir, ilimiz bir,

Aşkımız bir, yolumuz bir

Azerbaycan-Türkiye.

 

Bir milletik, iki devlet

Aynı arzu, aynı niyyet.

Her ikisi cumhuriyet

Azerbaycan-Türkiye.

 

Birdir bizim hür halımız

Sevincimiz-melalımız.

Bayraklarda hilalımız

Azerbaycan-Türkiye . 

 

 Ana yurdda-yuva kurdum,

Ata yurda gönül verdim.

Ana yurdum, ata yurdum

Azerbaycan-Türkiye.” 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

10Ekm

'İnsan Olmak' Kavramı…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.