BU MİLLETİN DURUŞU


 BU MİLLETİN DURUŞU

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Bu milletin duruşu nasıl olacaktır?

İnancımız bunu belirtiyor,

“Kendimiz…” olacağız!

Ayet ne diyor;

“Ey iman edenler! Eğer kendilerine kitap verilenlerden bir fırkaya uyarsanız,

İmanınızdan sonra sizi, kâfirler olarak (küfre) geri döndürürler” (Ali İmran, 100)

Bu millet kendi kimliğini bırakarak, bir başkasını, “taklit etmesi…”

Bir başkasına özenmesi, daha da ileri giderek, “yörüngesine girmesi…”

Ve daha da garibi, “yanlışlarda ısrar etmesi…”

***                       ***

Bazen geldiğimiz duruma/ veya konuma isyan edenler oluyor?

Şöyle biraz oturup da, enine boyuna düşünsek;

“bizler kendimize zulmediyoruz…”

O ortamı, kendi ellerimizle hazırlıyoruz!

Gaflet ve ‘benlik duygusu’ gözlerimizi örtüyor; hakikati göremiyoruz.

Ayet, “Şurası muhakkak ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez.

Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.” (Yunus, 44)

***                                       ***

SIRDAŞ EDİNMEYİN!

1400 yıl önce, Kur’an bizleri uyarıyor;

“Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin;

Onlar size fesad çıkarmakta kusur etmezler.

Çünkü (her zaman) sıkıntıya düşmenizi istediler.

Doğrusu kinleri ağızlarından taşmıştır (hep aleyhinize konuşurlar)

Sinelerinin gizlediği (kin ve düşmanlık) ise daha büyüktür.

Eğer akıl erdirirseniz, ayetlerimizi size iyice açıkladık” (Ali İmran, 118)

Şu küresel dünyada, milletler ailesi içerisinde en onurlu bir şekilde yerimizi alacağız;

İlkemiz nedir? “İnsanı ve geleceği korumak…”

İstilacı, sömürgeci, “emperyal zihniyete…” karşı duracağız!

Onların kurmuş oldukları tuzakları/ veya oyunları bozacağız!

Biz ne yaptık,  o kurulu tuzakların içerisinde düştük!

“Ortadoğu projesi…” bir tuzaktır!

“Arap Baharı…” bir tuzaktır!

“Körfez Savaşı…” bir tuzaktır!

“Suriye deki iç Savaş…” bir tuzaktır!

Ali İmran Süresi 118. Ayetini sindirerek okuyalım!

Dünkü stratejik ortaklarımız ne diyorlar; “bize güvenmeyiniz!”

Gelinen son noktanın özeti!

Bundan sonra, “mayınlı yolda…” daha dikkatli bir şekilde yol almalıyız.

***                       ***

SİZ ONLARI SEVERSİNİZ!

Sevgi ve dostluk karşılıklı olursa anlam kazanır.

Ve onun her iki tarafa da kazancı olur?

Bizler, tarihimiz boyunca “samimi, dürüst ve adaletli bir dostluğu…”

Buna dayalı, ‘siyasi politikaları…’ esas aldık!

Ama sürekli aldandık/ veya maalesef dost bildiklerimizin tuzaklarına düştük!

Kur’an bu konuda ne buyuruyor;

“İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz; (onlar ise)

Kitapların tamamına iman ettiğiniz halde sizi sevmezler.

Sizinle karşılaştıkları zaman; “İman ettik!” derler.

Kendi başlarına kalınca da, size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar.

De ki; “Öfkenizle geberin!” Muhakkak ki Allah,

Sinelerin içinde olanı hakkıyla bilendir. (Ali İmran, 119)

Kur’an da,  her manada; eğitici-öğretici, dersler verici açıklamalar!

Yolumuza, ‘işaret levhaları…’  

Kendinizi korumak, tehlikelerden kaçınmak için,

Bu işaretlere, ‘dikkatle uyunuz…’ emri veriliyor!

Şair ne diyor, “yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya!”

***                                       ***

ONLARIN SEVİNCİ!

Bu milletle gerçekte birlikte olmayanların iç yüzünü Kur’an haber veriyor;

“Eğer size bir iyilik dokunursa (bu) onları üzer;

Fakat size bir kötülük gelirse, onunla sevinirler.

Eğer sabreder ve (günahlardan) sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez.

Şüphesiz ki Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla kuşatandır.” (Ali İmran, 120)

Kur’an’ın takip ettiği metot, o kadar nezih ki,

Bizleri psikolojik olarak da, ruhsal olarak da,

“Yüksek bir moralle…” geleceğe hazırlıyor!

Dış dünyamıza bakışımızda ki ve üstlenebileceğimiz rolü işaret ediyor.

Millet olarak, alabileceğimiz roller,

Ve takip edebileceğimiz stratejiler çok önemlidir.

Akıllı, mantıklı, hesaplı, kitaplı ve kendi içerisinde kontrollü!

Hz. Kur’an, “Mü’min Mü’minin Velisidir” buyuruyor;

Bir binayı meydana getiren, ‘tuğlaların durumu…’ gibidir.

O durumun korunmasında, “rahmet esintisi…” olduğu/ veya olacağı şüphesiz.

***                                       ***

PARÇALANMAYIN!

Bizim, bu milletin tarihi boyunca en büyük zaafı;

Zaafı, ‘zillete dönüştüren…’ siyasi bölünmüşlüktür.

Kur’an ne buyuruyor;

“İçinizden, hayra davet eden ve iyiliği emredip;

Kötülükten yasaklayan bir topluluk bulunsun!

İşte onlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran, 104)

Bu milletin her zaman, kendi içerisinden çıkardığı;

Sözü dinlenilecek, “ak saçlılara…”

Ve kendi içerisinde ihtilafları çözecek, “kâmil insanlara…”

Sağduyuyu temin edecek, “bilge kişilere…” ihtiyaç var.

Bütün bu kazanımlar, sürekli ‘istişare…’ ile olur.

Ayet, “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra;

Parçalanıp ihtilafa düşenler(Yahudi ve Hıristiyanlar) gibi olmayın!

İşte onlar için ise (pek) büyük bir azap vardır.” (Ali İmran, 105)

Bizim inancımız, birbirimize olan, ‘düşmanlığı…’ kesinlikle yasaklıyor.

Bizleri bir araya getiren, “bir olma gerçeği…” dururken;

Bizleri, her iki dünyada da, “azaba götürecek…” ayrılığın bir ifadesi olamaz!

İşte, tıpkı “Med-Cezir olayına…” benzeyen, tarihi serüvenimiz!

Bir milletin, “yükselişi…” ve “alçalışı…”

Tarih ilmi der ki, “sebep ve sonuç ilişkilerini…” iyi analiz ediniz!

Geleceği veya özleminizi, ona göre kurgulayınız.

***                                       ***

KİMLER DERS ALDI Kİ?

Yazımızda, “Arap Baharından…” söz ettik!

O sert esen rüzgâr karşısında, “ülkelerini koruyamayan…”

Liderler ve onların akıbetleri!

“Neml Süresi…” takip edilecek yolu gösteriyor.

Ayet, Ey ileri gelenler! (Bu) işim hakkında bana fetva verin!

(Ben, sizler yanımda) şahit olmadıkça (size danışmadan)

 Hiçbir iş (hakkında kararımı) katileştirici değilim” (Neml, 32)

Toplumun ileri gelenleriyle, “ak saçlılarıyla” istişare!

Birlikte karar alma ve birlikte eylem planlarını hazırlama!

Ayet, (Onlar) biz güç sahipleriyiz ve şiddetli savaş ehliyiz;

Artık bak, ne emredersin!” dediler” (Neml, 33)

Ayet (Melike) “Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman;

Orayı harap ederler ve halkının şerefli kimselerini zelil kılarla.

Evet, böyle yaparlar” dedi” (Neml, 34)

Şu yakın tarihimiz bizlere o kadar ibretli dersler veriyor ki,

Ünlü şair Salih b. Şarif (15. Yy) Endülüs Mersiyesinde şöyle seslenir;

“Nerede, de bana o taçlı hükümdarları Yemen’in?

De bana onların taçlar içinde bile taç olan taçları ne oldu?

Şeddad’ın Cennet diyerek kurduğu saraylar ülkesi,

Sasanilerin ebedi sanılan devleti ne oldu?

Altınları yığdı da bir dağ yaptı Karun,

Hani Ad, hani Adnan, hani Kahtan, dünya nimetlerine köpüren yurdu?

Bir masal onlar, bir barmış bir yokmuş, bir toz-toprak bulutu.”

Tarih, kendisinden ders alanların, “elinden tutmuştur…”

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
14Eyl

Hakem Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.