BUGÜN OTURDUM DÜŞÜNDÜM?


 BUGÜN OTURDUM DÜŞÜNDÜM?

                                  Bedrettin KELEŞTİMUR

Bugün oturdum,  düşündüm!

Sağduyuyla aklımı dağlara yasladım…

Dar geçitleri…

Aşılmaz denilen sarp geçitleri…

Millet olarak nasıl da aşmışız!

Bir yürek olup, ufuk ötesine taşmışız

Asırlara,  “efsaneler…” armağan etmişiz

Ninelerimizin dilinde, “masallar…” devşirmişiz

Dedem Korkutla, “en ala hikâyeler…” dinlemişiz

İlham düşmüş gönlümüze, “dizelerde…” kaynaşmışız

***                 ***

Bugün oturdum, düşündüm!

“Biz nasıl bir millet mişiz!”

Düşlerim, “türkülerimize…” götürdü

Bizi, en iyi anlatan/ veya yorumlayan;

O içli türkülerimiz…

Asırların en içli nağmeleriyle;

Bugünlerimize sesleniyor!

O ses te, “toprağa düşen bir tohum misali…”

Hislerinizle uyanıyor!

Gözesinden taşan su duruluğunda;

Gözyaşlarınız emziriyor, duygu pınarlarınızı…

Binler yılın hikâyesi, “gönül tellerinizi…” titreterek,

Asırların feryadıyla süzülerek geliyor!

 Ses telleri, “geçmiş zaman olur ki…” diyorsunuz;

Sizleri ışık hızıyla ötelere taşıyor!

Akıl, “gönül olsaydı…”

Gözler nasıl bakardı, şu âleme?

Hislere kim, nasıl tercüman olurdu?

***                 ***

Bugün oturdum,  düşündüm!

Sağduyuyla aklımı dağlara yasladım…

Dar geçitleri…

Bizler âleme “gönül gözüyle…” baktık!

Derya olduk aktık, “fütüvvet diliyle…”

Tuzaklara yılmadık, pusulardan korkmadık

Ecdat, “korkunun ecele faydası yok!” derdi

Dertte, dermanıyla birlikte gelir, sahibini bulurdu!

Sabır yayını gerili tuttuk!

Gökçe çadırlarda,  şükür niyazlarını serili tuttuk!

Yollara aman diyenlere, çerili tuttuk!

Sözümüzde, “insanı yaşat ki, devlet yaşasın!”

İnsan,  “mukaddesti…”

Yüce Yaratıcının, “emanetiydi…”

O nazarla, “yetmiş iki millete bir baktı!”

Bu milletin felsefesinde; “ilim ve irfan ocakları…” birlikte tüttü

Bu milletin hikâyelerinde, “şiddet ve hiddet…” kavramları yer almaz!

Veya o kavramlar, “yerilmişlerdir!”

***                             ***

Bugün oturdum,  düşündüm!

Sağduyuyla aklımı dağlara yasladım…

Dar geçitleri…

Son 150 yıl içerisinde bu millete pusu kuranları…

Ve hele son yıllarda, “kinlerini ve öfkelerini…”  kusanları…

Hiç yılmadan Türk Yurdun da, “fitne ve fesat üretenleri…”

Küresel komplo- tuzaklarla saldıranları…

O saldırılarınız,  “iman hakikatlerine çarptıkça…” paralanacak!

Kendi zaaflarınızla, kendi içinizde; “bertaraf…” olacaksınız!

Şurasını çok iyi biliniz ki, Anadolu farklıdır!

O iklim de; Çanakkale’yi, İstiklal Harbini, Yemen’i ve Sarıkamış’ı…

Bu milletin hangi ruhaniyetle yaşadığına sizlerde şahit oldunuz!

***                             ***

İngiliz Ajanı Lawrence ne diyor; “Türkiye’yi bölüp parçalamak için,

Taşla tüfekle savaş yapan ordusuna; “Din Düşmanı…”

Ülkesini sevenlere ise, “Türkçü ırkçı kafatasçı…” diyeceksiniz

Aksi takdirde Türkleri yenemezsiniz…”

İşte,  bir asır boyunca uygulanan aynı tuzak, aynı strareji…

İngiliz Komutan Hamilton Çanakkale için ne diyecektir;

“Çanakkale Geçilmez! Çünkü Türklerin atacak barutu bile yoktu.

Biz orda gökten inen güçleri gördük.”

İman, ihlâs, ihsan, irfan;  ne kadar büyük bir cevher…

İşte, Anadolu insanında ve mayasında o cevher hala saklıdır, inşallah.

***                 ***

VATAN EMANET SİZE

İhanet, lanet sana

Sadakat, sebat sana

Kendini bil, kendin ol

Vatan, emanet sana…

 

Dört aç, gözün düşmana

İz sür,  sözün düşmana

Kale’m ol, özün düşmana

Vatan,  emanet sana…

 

Aksaçlı, bilge nesil

Varlığa, iman nesil

Sevgine, şükran nesil

Vatan, emanet sana…

 

Hayırda, yarış dile

Birlikte, barış dile

Yürekte, paydaş dile

Vatan, emanet sana…

 

Meydan, işaret eder

İmanım, gayret eder

Bin yıl, şahadet eder

Vatan, emanet sana

(B.Keleştimur)

***                 ***

 

BİLMEDİN Mİ?

Dost kimdir, düşman kimdir bilmedin mi?

Bu nasıl gözdür, nasıl idrak, izan

Helal nedir, haram nedir bilmedin mi?

Fitne, fesat peşinde arabozan…

 

 

Bırak, esaret getiren hamaseti

Bırak taassup kokan cesareti

Hisset, yüreğindeki feraseti

Akıl ilmeğinde düğümler çözen

 

Yol birdir dedik, ayrılıklar niye?

Körükörüne, farklılıklar niye?

Söz dinlemezler, sayrılıklar niye?

Sözü yüreğinde, doğrular çizen

 

Yüz elli yıl aynı hastalık dedik

Bırakın dahası, ‘kutsallık’ dedik

“Uzun ince bir yol” gayemiz dedik

Görün ki, “sermayesi kurdu mizan…”

 

Sırrım sen, sükûtum sen; vatanımsın

Bütün hatıram, ifadem anımsın

Çığlığımda, feryadımda canımsın

Sözü canlar içre yürekten yazan

(B.Keleştimur)

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.