BUGÜN ŞEHİR DÜŞÜNCELERİNE DALDIM!


“Tarihten Günümüze Elazığ” kongresinde şahsen beni en fazla etkileyen,
Atatürk, kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs oldular!
Şehirden, ‘şehirlerin ruhundan’ bahsettiler.
Aynı minval üzere,
Elazığ Milletvekili Şuay Alpay,
Ve Elazığ Valisi Ömer Faruk Koçak’ın konuşmaları,
Toplantıya üzerinde sıklıkla duracağımız bir üslubu getirdiler.
Mesela Mekke için, ‘şehirlerin anası’ anlamına gelen,
“Ümmü’l Kurâ” denilmiştir…
Eski adı, “Yesrib” olan, ‘Medine’ ismini bizatihi Allah Resulü vermişleridir.
Medine’nin kelime anlamı, “Şehir”dir!
Medine’nin, “Darü’l İman” “Darü’s Sünne” gibi isimleri de vardır.
Bu isimlerin her biri, ‘kimliktir’
O kimliğin belirgin bir ‘ruhaniyeti’ vardır!
Mesela, Buhara için bizler, “Hadis Şehri” deriz…
Mesela,  Kaşgar için ise, “Divan Şehri” deriz…
Mesela, Horasan için “güneşin yükseldiği yer” deriz…
Anadolu’yu aydınlatan, “Horasan Erenlere” bu ışık insanlardır!
***                       ***
Bugünkü kongrede,
Kâh Harput’u düşündüm,
Kâh Elazığ’ı…
Bu şehrin sadece son 25 yılına şöyle bir baktınız mı?
Kimleri misafir etmemiş ki!
Harput, bir ‘abide şehir’ olarak karşımıza çıkıyor!
Bu şehir, Basra’ya yakındır deriz…
Bu şehir, Kafkaslara yakındır deriz…
Bu şehir, Balkanlara yakındır deriz…
“Yakınlık” veya “İçiçelik”  bu şehrin,
Harput’un tarihi kimliğini bizlere ifade eder!
Hz. Mevlana,
Fuzuli ve Nedim,
Ahi Musa,
İmam Efendi ve diğerleri,
Harput’ta anılırlar…
Harput, “Tarihi kendi sinesinde buluşturan” kadim bir şehir!
Günümüzde, Elazığ’da aynı misyonu devam ettirmektedir!
Vali Ömer Faruk Koçak, “İnsanlar şehirleri yapar,
 Şehirler insanların karakterini şekillendirir.
Aynı zamanda şehirlerle medeniyetler arasında,
 Çok yakın bir ilişki ve çok sıkı bir bağ var.
Şehirler medeniyetlerin oluştuğu ve küresel medeniyetlerin de çıktığı yerlerdir”
***                       ***
Bir türkümüz vardır,
“Kömürhan Köprüsü, Harput’a bakar”
Kömürhan’dan itibaren, Elazığ’ın esintisini almaya başlarsınız…
O esinti, çil çil kubbelerle, zarif ve narin minarelerle…
O esinti, su sesleri arasında şakıyan bülbüllerle…
O esinti, Yeşilin muhteşem örtüsü içerisinde sizlere yol veren, geniş bulvarlarla…
O esinti, ‘edebi’ ve ‘vuslatı’ birlikte yaşanılır hale getiren mekânlarla…
O esinti, sizlere ‘dün ile bugünü birleştiren’ ruhi bir derinlikle karşılar…
Derseniz, “ne kadar güzel olurdu” değil mi?
O garabet eseri, ‘kat üzerine kat’ yükselen ‘beton yığınları…’
Şehri sadece, ‘kalabalıklaştırdı…’
Birbirini tanımayan ışıksız gözler…
Gönülsüz ve sevdasız bakışlar…
Selamsız ve kelamsız adımlar…
Arzusuz, hedefsiz, rağbetsiz günler!
Şehir, Mekân ve İnsan birbiriyle o kadar iç içeki!
Birbirini o kadar etkiliyor ki!
Belki biraz abartıyorum!
İnşallah, tamamen ‘yanılıyorum…’
              ***                        ***
Bugünden sonra neler yapılabilir?
Şehrin aydını, daha fazla konuşmalı!
Bu şehir, kendi geleceği ile ilgili daha fazla,
İstişare Ortamına Sahip Olmalı…
“Aklın ve Vicdanın Sesi” daha gür çıkmalı!
Bu şehrin önceliğinde, ‘gönül…’ diyoruz!
Bu şehrin önceliğinde, ‘basiret…’ diyoruz!
Kur’an ne buyuruyor,
“Bu dünyada gözü kör ve basireti kapalı olanların,
Öte dünyada da gözleri kör ve basiretleri kapalı olacaktır” buyuruyor!
Bu şehirde,
‘Sevda Yüklü…’
Bu şehirde,
Hamiyet Yüklü…’
Bu şehirde,
‘Vefa ve Fedakârlık yüklü…’
Bu şehirde,
‘Aşk ve
Harput’u, Harput yapan nedir?
O ulu mekânlardır…
O ulu makamlardır…
‘Alp…’ ve ‘Eren…’ ırmaklarının birbirine karıştığı,
Tarihin yegâne mümbit coğrafyası!
O coğrafyanın bizlere ikram ettiği,
O ihtişamlı zenginlik, manevi sıcaklık, efendim!
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.