BÜYÜME BİLGİYLE OLUR


  BÜYÜME BİLGİYLE OLUR

                                               Bedrettin KELEŞTİMUR

Petrol zengini ülkeler, ‘büyük’ ülkeler mi?

Ekonomik olarak, ‘kalkınmış’ ülkeler mi?

O halde, ‘ekonomik büyümenin’ tarifini iyi yapmalıyız

“Büyük Devlet” olma!

Bizlerde neleri çağrıştırır?

Birbirleriyle ilintili basamaklardır…

İlk basamağında,  “nitelikli” insan gücü akla gelir.

Onu ne besler?

Adalet, Hukuk, İnsan Hakları, moral değerleri…

21. asrın tanımında ne vardır?

“Bilgi toplumu…”

Bilgi toplumunda;

“Hüner, Marifet, Liyakat, Ehliyet…”  birlikte okursunuz!

Bu tablo topluma, ‘özgüven’ verir.

Ekonomistler bir ifadeyi sıklıkla kullanırlar;

“Büyüme parayla değil, istihdamla olur”

Burada asıl olan da, “bilginin dönüşümüdür”

O dönüşümde,  “beyin ve sermaye” kol koladır!

Birbirinin, ‘kazanımlarıdır’

Bu kazanımları elde ederken,

Bir “arı kovanını” düşünelim…

Oradaki mükemmel, ‘iş bölümünü’

Veya günümüz diliyle, “paylaşma” kültürünü!

Taşların yerli yerine oturması,

Rollerin sağlıklı kullanımı,

“İş ahlakının” tanımının iyi yapılması!

Türkiye, 780 bin km2 coğrafyasıyla;

“78 milyon insanına…” ortak bir kazanımı hedeflemelidir.

O hedefleri belirleyici olan da, ‘siyasettir’

Bizler ‘devleti’ tarif ederken;

“Millet hayatının siyasi organizasyonu” şeklinde ifade ederiz.

Millet, bir derya da, “devlet gemisinin içerisinde” yüzmektedir.

Devlete, ‘sahiplenme’ şuuru,

İnsanı güçlendirecek,

Ve dolayısıyla da, ‘milleti’ güçlü hale getirecektir.

İnancımız,  ‘biz olma’ iradesini tavsiye eder.

“Dil’de, İş’te, Fikir’de birlik”  ideal bir duruşun tanımıdır.

Bu milletin kendi içerisinde, “saf olması” gereğine vurgu yapar.

Bilgi toplumu,  ‘üreten’

Sürekli, ‘kaynak’ oluşturan bir toplumdur.

Bilgi toplumu,  ‘sağlıklı büyüyen’ bir toplumdur.

Bilgi toplumu,  ‘coğrafyasıyla bütünleşen’ bir toplumdur.

Bilgi toplumu,   ‘verimliliği markalaştıran’ bir toplumdur.

Bilgi toplumu,  ‘topyekûn kalkınmayı gerçekleştiren’  bir toplumdur.

Türkiye, her bakımdan böyle bir  ‘dinamizme’ sahip bir ülkedir.

Elbette ki, “büyümenin kriterleri” var.

O kriterleri, yani kıstasları çok iyi okumalıyız.

Şüphesiz ki, “merkezinde” insan olacak!

***                       ***

TOPA TUTULAN RASATHANE!

19 Eylül 1575 tarihleri

“Padişah 111. Murat’ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Efendi öncülüğünde kurulan, İstanbul Rasathanesi açıldı.

Rasathane, devrin Şeyhülislam’ı tarafından 1580’de yıktırıldı.”

Bizleri tarih boyunca mahfeden nelerdir?

Önceliğinde, ‘akıl almaz kıskançlıklar’

Onun getirdiği, ‘koyu taassup’

Onun getirdiği, ‘yıkım’

Takiyüddin Raşid,

“Osmanlı Devleti’nin ilk ve tek rasathanesinin kurucusu”

Hoca Sadettin Efendi ve Sokullu’nun da desteklerini alarak,

Dönemin Padişahı, 111. Murat’ın fermanıyla,

Kendi yönetimi altında, “Takiyüddin Rasathanesini” kurmuştur.

Yer bugünkü Topkapı sırtlarıdır…

Bu Rasathane maalesef,  1580 yılında “topa tutularak” yıkılmıştır.

Böyle bir ‘garabet’ olur mu?

O dönem bir kısım ulema ve devlet adamlarının, “kıskançlığıyla”

Bir önemli çalışma akim bırakılmıştır.

Takiyüddin Raşid,

Trigonometri alanındaki çalışmalarıyla bilinir.

O yıllarda, “sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjantın tanımlarını” vermişler!

Bunların ispatlarını ve cetvellerini hazırlamış…

Ekliptik ve ekvator arasındaki açıyı gerçeğe en yakın şekilde hesaplamış…

Batı dünyasını da,  ‘etkileyen’ bir bilim adamının karşısında ki,

En büyük düşmanı,  içimizdeki ‘kıskançlık’ ve ‘hasede’ yenilmiştir.

Tarihimizde bunun pek çok örneklerine maalesef şahit olmaktayız.

***                                       ***

19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ

Sözlükte Gazi, “Allah yolunda, İslam düşmanlarıyla savaşan;

Gaza eden; savaştan sağ dönen (kimse) mücahit”

Sözlükte,  “Savaşta büyük kahramanlık gösteren kumandanlara,

Veya şehirlere verilen unvan”

19 Eylül 1921 tarihinde,

“TBMM, Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verdi”

Antep’e  “Gazilik” unvanı TBMM tarafından, 08 Şubat 1921tarihinde verilir.

Anadolu şehirlerinde en merkezi caddeler; “Gazi Caddesi” ismiyle anılır.

Ve yine bizler, Anadolu Basınına; “Gazi Basını” ismini veririz.

Mehmet Kaplan’ın çok güzel bir ifadesi vardır;

“Göçebelik devrine mahsus “Alp tipi” İslam ideolojisine göre,

Yetiştirilerek “Gazi tipi” haline geldi.

Türkiye’yi  “Gazi” Mustafa Kemal Paşa’ya gelinceye kadar,

Bu tip fethetmiş ve korumuştur”

Yavuz Bülent Bakiler bir şiirinde bu temayı çok güzel işler;

“Ben Antepliyim, Şahin’im ağam

Mavzer omzuma yük, Ben yumruklarımla dövüşeceğim

Yumruklarım memleket kadar büyük

Antep Kalesi üstünde bir Bayrak dalgalanır

Al’ı kanımdaki al, ak’ı alnımdaki ak

Bayraklar içinde en güzel bayrak!

Düşüncem senden yanadır”

Anadolu,  ‘gaza meydanlarıyla’ anılır.

Her karış toprağı, “tarihe şahadet” ederler.

Ne mutlu…

***                       ***

TARİHTE 19 EYLÜL

1575 - Padişah III. Murat'ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Efendi'nin öncülüğünde kurulan İstanbul Rasathanesi, açıldı. Rasathane, devrin Şeyhülislamı  tarafından 1580'de yıktırıldı. Araştırmacılar, rasathanenin Galatasaray Lisesi civarında kurulduğunu tahmin ediyorlar.

1921 - TBMM, Mustafa Kemal Paşa'ya, Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verdi.

1935 - Almanya'da Yahudilerin kamu sektöründe çalışması yasaklandı.

1951 - Kuzey Atlantik Paktı Konseyi, Türkiye ve Yunanistan'a NATO'ya katılma çağrısı yaptı.

1987 - 10. Akdeniz Oyunlarında Serbest Güreş Milli Takımı, 6 altın, 1 gümüş madalya ile takım halinde şampiyon oldu.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.