ÇANAKKALE TARİHİ BİR DERSTİR


Çanakkale tabyalarına gidiniz..

Oradaki heybeti 103 yıl sonrasında aynen yaşarsınız.

Emperyalizmin en büyük, en korkunç düşmanı Akif’tir.

Akif’in bu millete ebedi hediyesi olan İstiklâl Marşı,

Bu ülkenin sesi olduğu kadar bütün kıtanın da sesidir.

Çanakkale, bir çığlıktır. Bu marazi bir çığlık değil,

Gönlümüzün vaveylası haline gelen bir çığlıktır.

Çanakkale, tarihte misaline rastlanmayan bir milletin ‘ölümle dansıdır’

Bir milletin Şeb-i Aruz törenidir.

İstiklâl Marşını da, Çanakkale’yi de, Akif’i de sadece okumakla değil,

O hali yaşamakla ancak anlayabiliriz.

Fedakârlığın en ulu zirvesinde yerini alan Çanakkale, Akif’in de mısralarda ruhi imtihanıdır.

Çanakkale için bu milletin hal tercümesi diyebiliriz.

Hak katında, bu milletin kıyama duruşu da diyebiliriz.

Sükûtun bir manada çığlığa döndüğü dar boğazda diyebiliriz.

Çanakkale, Anadolu’nun minyatürü sanki! Kaç tepe vardı,

O tepelerin her birini hüzünle birlikte zafer muştularıyla okursunuz.

O tepeler kâh Elâzığ’dır, kâh Sivas’tır, kâh Urfa’dır!

Hala içerisinde acılarla yaşadığımız Anadolu’nun hikâyesidir.

Conk Bayır mı, Sedd-i bahir mi, Kilit bahir mi?

Toprağın iliklerine kadar işlediği gözyaşlarıyla harman olmuş,

 Şehit kanlarıyla yıkanmış, matemlerle değil, hatimlerle kanmış bir asil hikâye!

Çanakkale’nin belki ilk adımında, Malazgirt vardır.

Bunu da nereden çıkarıyorsunuz diyeceksiniz? Ben değil tarih söylüyor;

“Türk’ü, Anadolu’dan atmak için asırlar boyu bitmeyen bir hıncın adına;

Haçlı dediler, Kendilerince kutsal sefer dediler” Sen, Mevlana ile gönül çerağını yaktın! O ne yaptı, 9asır boyunca bitmeyen bir kinle, bir hışımla üstüne geldi!

Çanakkale’de,  Söğüt’ü yaşarım!

 Bir evla yiğidi ve o kara yağızlı yiğidin can gözle dinlediği Şeyh Edebali’yi dinlerim.

O emanet sözler, nasılda nesilden nesile ruhuyla birlikte hiç bozulmadan aktarılmış!

Çanakkale’de, o mirasın müjdelendiği isimle, Fatihle bir daha buluşuruz!

İstanbul’u kuşatan idrak, Çanakkale’nin havasını büyülüyordu!

Biliyordu, Çanakkale önüne gelenlerden hiçbirinde, ‘derya bakışlar’ yoktu!

Göğüslerinde iman dolu atışlar hiç mi hiç yoktu!

Bedenlerini saracak bir sıcaklıkta göremeyeceklerdi.

Çanakkale’de, bu millet asıl savunma hattını bulacaktır.

O hat, asıl göğüslerde, iman dolu sinelerde yerini bulacaktı.

Aşkı Muhabbetle dolan asırların yakarışıyla öyle bir silkinişi vardı ki,

 Onu anlatmaya bizim idrakimiz kâfi gelmiyordu.

Ancak Çanakkale’ye giden her Anadolu insanı kendisine yetecek kadar,

Ondan kendisine bir feyiz alıyordu. Gidemeyenlere ise Akif’i okuyun diyebilirim.

“Kanın kurtarıyor ancak tevhidi” derken bir vecd ile kendinizden geçiyorsunuz, elinizde olmadan!

 “Bedrin aslanları ancak o kadar şanlı idi” mısraları kim bilir

 Hangi haleti ruhiye ile terennüm ediliyordu!

Hz. Kur’an da, “yemin olsun (Allah yolunda) harıl harıl koşanlara(âdiyât’a)!

 Öyle (koşarken) çakarak ateş çıkaranlara!

Sabahleyin derhal baskın yapanlara! Böylece orada tozu dumana katanlara!

Derken onunla, bir topluluğun ortasına dalanlara!”

Elbette, “Körle gören (kâfir ile mü’min);

Karanlıklarla nûr(batıl ile hak);

Gölge ile sıcaklık(cennet ile cehennem) bir olmaz” (Fatır, 19.20.21)

Çanakkale, tarihi bir hesaplaşmanın belki de milat tarihiydi!

Belki teknolojik bakımdan güçler denk değildi ama bir farklı şey vardı, ‘iman’

Onu topla, tüfekle nasıl boğabilirdi ki?

Kim bilir, kaç haçlı seferi bu iman barikatına çarptıkça kendi içinde infilak ediyordu!

2018 yılındayız, Çanakkale mahşerine, onu daha ziyade tefekküre,

 İhtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz.

Böyle bir dönemi ancak, Çanakkale’deki o mahşeri ruhu yakalamamızla mümkündür.

Ölüme karşı saf durmak ne demektir?

O saf duruşu kendi idrakimize dönüştürebiliyor muyuz?

O hali yaşamanın ruhi inkılâbından geçebiliyor muyuz?

Şunu ifade edebiliriZ; bu millet Çanakkale ile emsalsiz bir destan yazmıştır.

O destanın bütün ruhuyla bizleri vecde getiren bir İstiklâl Marşımız vardır.

O emaneti layığı veçhe omuzlarında taşıyan doğruluk örneği bir Akif’imiz vardır.

Bütün bunları, ‘İflas etmiş, hasta bir batı dünyasının’ karşısında,

Çanakkale’yi düşünmek bizlere daha fazla heyecan veriyor.

Lütfen, aman ha ‘muasırlaşma’ ile ‘batılılaşmayı’ aynı teraziye almayalım. 

Aynı teraziye aldığımızda, yarınlara karşı ‘bakar kör’ oluruz!

Şunu gayet iyi bileceğiz ve unutmayacağız,

İnsanlık âlemi bu coğrafyada hasretle huzurun, güvenin, istikrarın özlemini çekmektedir.

O özlemin sahipleri ve bayraktarları kimler derseniz,

 Çanakkale’de şehit düşen ecdadın torunlarıdırlar.

Çanakkale tarihin adını unutamadığı öyle bir meydandır ki, 

O tarihi meydana Kafkaslardan da koşup gelmişlerdir,

Balkanlardan da koşup gelmişlerdir.

Çanakkale, üç kıtaya hâkimiyet kuran bir milletin vatan imdadı olduğu kadar;

Esareti, sömürgeci solukları söküp sahiplerinin yüzlerine bir şamar misali fırlatan

 Tarihin yarınlara şahadet edeceği meydandır.

Çanakkale’yi iyi okumalıyız.

Okuduğumuz kadar onu bütün safhalarıyla anlamaya çalışmalıyız.

Anlamak, bizlere ruhi bir derinlikte kazandıracaktır.

**********                                                      **********

“Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı

Of gençliğim eyvah”

Bu ses, 21.asırda da, yankılanmaktadır!

Türkiye’yi, “Avrupa’nin zayıh halkası haline…” getirmek isteyenler!

“Şark Meselesini…” iki asır boyunca diri tutmaya çalışşan emperyal güçler!

“Bölücü terörle…” kolkola vererek, birlikte ‘ihanet cephesi…’ kurmuşlar!

Çanakkale’yi okumak,  bugünleri doğru bir şekilde görebilmektir…

Tarih şuuru, öyle bir şuur ki, bu milletin evladına ‘idealini…’ öğretir.

Bu milletin evladına, “kutsi değerlerle birlikte…” yaşama heyecanını verir.

Çanakkale, “tarihin en zor meydanı!”

O meydan bizlere, “ateş çemberinden geçmeyi…” ve “şehadeti…” öğretti!

“Yarabbi! Senin yolunda yürüyenlere şahit ol!”

“Senin ismin yeryüzünde anan ordunu muzaffer eyle!” dediler, hep bir ağızdan…

Kalu Bela’da, hak katında verilen sözümüz var…

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.