CEMRELER DÜŞTÜ’


 

CEMRELER DÜŞTÜ…

              Bedrettin KELEŞTİMUR

Elazığ şehrimiz için, bahar tadında bir kış geçirdik dersek yeridir.

Birinci Cemre, (19-20 Şubat) tarihinde Havaya,

İkinci Cemre, (26-27 Şubat)  tarihinde Suya,

Üçüncü Cemre, (5-6 Mart) tarihinde toprağa

Bahara merhaba anlamında cemreleri bir dörtlükte ifade edersek;

Önce kapınıza üç defa vurulur…

Maveradan bir hoş seda duyulur…

Hava, Su, Toprak, latif bir lisanla;

Gündönümünde, hal hatır sorulur…

***                       ***

Cemre sözlükte, “yanmış kömür parçası, kor.” olarak geçer

Arapça kökenli bir kelime olan “cemre”‘nin sözlük anlamı kor yani ateştir.

Halk arasında ise sıcaklığın artması olarak bilinir.

7 gün arayla düşen cemreler sayesinde hava, su ve toprak ısınır.

Halk arasında cemre düşmesiyle birlikte Hıdırellez ve nevruz kutlamaları başlamaktadır.

Divan edebiyatımızda, “cemreviye…” şiirleri yer alır!

Bizim geleneksel halk takviminde yıl,

”kasım günleri” ve ”Hızır günleri” olarak kış ve yaz diye ikiye bölünüyor.

Kasım günleri, miladi takvime göre 8 Kasım’da başlıyor

Ve 179 gün sonra 5 Mayıs’ta sona eriyor.

Hızır günleri ise 6 Mayıs’ta başlıyor ve 7 Kasım’a kadar 186 gün sürüyor.

Cemrelerin düşmesi, Kasım günlerinden Hızır günlerine,

Kıştan bahara geçişin sembolleri olarak ifade edilir.

***                       ***

Cemrelerle ilgili iki şiirimizi sizlerle paylaşmak istiyorum

BUZ ÜSTÜNDE NE DÜŞ KALIR NE DE İZ

Buz üstünde ne düş kalır ne de iz

Cemre düşünce buzlar çözülürmüş

 

Başından duman eksilmeyen dağlar

Gözyaşları sel olur karılırmış

 

Yıldızlar öksüz, kışın ayazında

Güneş tat vermeyince üzülürmüş

 

Öper, toprağı beyaz duvaklarla

Bir mahşerin kaderi yazılırmış

 

Geceler perde perde açılır hüzne

Dertlerim, damar damar gezinirmiş!

 

Cemre; ışık, su, ateş ve nişandır

Arzın rahminde hayat kazınırmış

**-*                      ***

 

CEMRE DÜŞTÜ TOPRAĞA SESSİZ SESSİZ

Kor düştü yüreğime maveradan

Gün döndü, mevsim döndü zaman hey!

 

Cemre düştü toprağa sessiz sessiz

Bu bir vuslat şarkısıdır aman hey!

 

Bir müjdedir, perde ötesi hakikat

Diriliş rahlesindedir, devran hey!

 

 “Ölümlü dirimli dünya” deriz ya,

Solan gül değil, bahtım yaman hey!

 

Nasıl örtüyor, geceler gündüzü?

Ak duvakların öptüğü ferman hey!

 

Garip bir dünyanın izdivacında

Sürme çeker gibi, toprağ sürmen hey

 

Düşer gönlüme düşer ilk cemreler

Işıktan sel olur yürek, iman hey!

***                       ***

Cemreler, bizlere dirilişi tasvir eder;

“Bahar bir çiçek gibi!

Çiçek vuslatın nur perdesi…

Cennet bir bahar gibi!

Bahar Hak’tan rahmet muştusu…

Ağaç çekirdek gibi!

Çekirdek varlığın hülasası…

Kâinat bir ağaç gibi!

Âdem kâinatın soyağacı…”

***                       ***

ELAZIĞ’DA MADEN SEKTÖRÜNÜ ÇIKARINCA…

Elazığ’ın 2017 yılına ait ihracatını analiz ettiniz mi?

2017 yılı ihracatımız, “318 milyon 731 bin dolar”

Bu ihracatın, “294 milyon 558 bin doları”

“Ferrkrom ağırlıklı…” olarak ‘maden’ sektörüdür!

Toplam İhracatın, “yüzde 92,4’ünü…” oluşturuyor!

Elazığ’dan yapılan ihracatın ikinci sırasında;

“Su Ürünleri…” yer alıyor.

2017 yılı Su Ürünleri İhracatımız; “11 milyon 800 bin dolar”

Toplam İhracatın, “yüzde 3,7’sini…” oluşturuyor!

Her iki sektörün toplam ihracattaki payı,  “yüzde 96,1…”

Peki, diğer sektörlerde bu şehir ne yapıyor?

Bunu pekâlâ sorgulayalım!

Bu şehirde,  “tarım endüstrisi…” niye geliştirilmesin?

Elazığ’a coğrafya olarak şöyle bir baktığımızda;

36 km2’lik bir alanla, Elazığ Ovası…

325 km2’lik bir alanla, Uluova…

110 km2’lik bir alanla, Kouzova…

Behremaz Ovası…

Palu (Yarımca) Ovası…

Elazığ’ın, “on bir ilçesi ve her ilçenin farklı ekonomik zenginliği…”

***                                       ***

Bu şehrin tarihten süzülerek gelen en büyük zenginliği,

“Harput Beyefendisi…” olarak nitelendirilen,  “Bilge İnsanıdır!”

19. ve 20. Asrın Elazığ/ Harput fotoğrafını şöyle bir irdeleyiniz?

Anadolu Coğrafyasının, “ilim, irfan merkezi…”

Kültür, Sanat ve Edebiyatın zirveye çıktığı önemli bir merkez…

Harput’ta, ‘zaman tunelinde…’ ilerleyiniz;

Kendinizi, “Bilgeler Yolunda…” bulacaksınız…

O yolu, “21. Asırda bakir mi bırakacağız!”

Bütün gayretimiz, heyecanımız, “yetişmiş nitelikli insan…”

Bu şehrin tek çıkış yolu var, “Bilgiye yürüyecek…”

Bu şehir, kendi bünyesinde, “irfan meclislerini…” büyültecek!

Bu şehir, “idealizmini kaybederse…” coğrafya için de felaket olur!

Bu şehir,  “Ahmet Kabaklıları ve O’nun sağduyusunu…” soluklasın!

Harput’ta meftun İmam Efendilerle ve daim ‘kamil insanlarla’ nefeslensin…

Bu şehirde, son 15o yılın ‘güzel insanları…’ her biri hafızalarda…

Hizmetleri, eserleriyle hatıralarda YAŞIYORLAR!

Bu şehir geleceğini de, “erdemli insanlarla…” ancak kazanabilir!

Şehrin aydınları, ‘günü kurtarma…’ değil, ‘tarih yazma…’ endişesinde olmalı

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.