ÇEVRE KAVRAMI


17.02.2017 tarihinde bu köşede, “Önce Çevre ve İnsan” demişiz.

O yazımızdan pasajlar almak istiyorum;

             

Bizlerde, “çevre…” kavramı çok geç anlaşıldı!

Batıda bu kavram,  “Sanayi/ Endüstri Devrimi…” ile gündeme gelmiştir.

19. ve 20. Yüzyıllar…

Bizlerde,  “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…”

İsim olarak,  2011’lerden sonra kullanılır olmuştur.

Daha önce bu, “bakanlığımızın ismi…”

TBMM Nafia Vekilleri (1920-1923)

Bayındırlık Bakanları (1923-1983)

İmar ve İskân Bakanları (1958-1983)

Bayındırlık ve İskân Bakanları (1983-2011)

Olarak anılmaktadır!

***                      ***

Çevre Mühendisliği Bölümü (ÇMB) ilk defa ODTÜ’de;

“1973 yılında…” açılacaktır!

1980’li yıllardan itibaren farklı Üniversitelerde;

“Çevre Mühendisi…” yetiştiren bölümler açılacaktır

2008 yılında, bütün Üniversitelerde,

 Toplam Kontenjan Sayısı; “1.628…”

Çevre Mühendisliği için şöyle bir tanım getirilir;

“yerel ve küresel ölçekte, çevreyi insanların olumsuz etkilerinden korumak,

İnsan sağlığı ve refahı için çevre şartlarını iyileştirmek amacıyla,

Temel bilimsel kavramları uygulamaya koyan mühendislik dalıdır”

Bu tanımda getirilen ifade o kadar önemlidir ki;

“çevreyi insanların olumsuz etkilerinden korumak!”

Ve Çevre tanımının devamında ne deniyor?

“İnsan sağlığı ve refahı için çevre şartlarını iyileştirmek!”

Bir bakıma,  “çevreyi amansız bir şekilde kirletende…” bizler oluyoruz;

O kirliliğe karşı,  “mücadele edenlerde…” bizler oluyoruz!

***                                     ***

Çevre Mühendisliğinde yer alan temel konular arasında;

“Gürültü Kirliliği ve Kontrolü…

“Çevre Planlama Yeraltısuyu Kirliliği,,,

“Toprak Kirliliği ve Kontrolü Çevre…

“Çevre Kirlilik Kontrolü Malzeme Bilgisi…

“Katı Atıklar…

“Yapı Mühendisliği Su Kalitesi ve Kontrolü…

“Jeoloji Tehlikeli Atıklar…

“Hava Kirlenmesi ve Kontrolü…

“Çevresel Modelleme Yönetimi Şehircilik…

Sadece,  “kirlilik kavramı…” kaç farklı derslerde okutuluyor!

Yerel Basınımıza dikkat ediyorum;

Çevreyle ilgili, “ciddi analizler…” yok denecek kadar az!

İnsanımız,  “çevre konumunda…” nasıl aydınlanacak?

Aydınlanmayı,  “şuurlanma…” olarak da ifade edebiliriz!

Türkiye’nin toplam su kaynaklarına bakıyoruz?

Toplam ne kadar biliyor musunuz?

“186, 05 milyar m3”

Meriç’ten Aras’a kadar;  irili- ufaklı; “26 nehrimiz…” bılınuyor

Su potansiyeli bağlamında ilk sırada;   Fırat;  “31, 63 milyar m3”

Ve onu Dicle; 21, 33 m3” takip ediyor!

Şu soru aklımızın ucundan hiçbir zaman çıkmasın;

Yer altı ve Yerüstü Sularımızı ne kadar koruyabiliyoruz?

***                                    ***

Coğrafyamızı en fazla tehdit eden unsur nedir?

“Sanayileşme ile…” İnsan ve çevre mantığını bir türlü yerleştiremedik!

Şehrin/ Şehirlerin Merkezinde; “sanayi tesisleri…” olur mu?

Verimli araziler üzerinde,  “sanayi tesisleri…” inşa edilebilir mi?

Ana su kaynaklarının başında,  “sanayi tesisleri…” işletilebilir mi?

Bizlerde,  “rahatlıkla…” olabiliyor?

Önceliğimiz,  “insan…” değil?

Önceliğimiz,  “temiz ve yaşanabilir…” bir çevre düşüncesi de değil?

Böyle bir mantık kabul edilebilir mi?

Herşeye rağmen ediliyor!

İnancımız ne diyor?

“Kâinat insan için yaratılmış!”

“Kâinattaki kaynaklar, insanın emrine verilmiş!”

Sadece şehirlerimizde değil;

Kırsal alanda da,  “toprağı…” katlediyoruz?

Zirai İlaçlar ve onun “toprağı ve üzerindeki canlıları…” zehirlemesi!

Günümüzde artık,  “doğal gıda ürünleri…” demeye başladık!

Bunun anlamı nedir?

Bizleri, “zehirlemeyiniz!” diyoruz!

Vazgeçebiliyormuyuz?

“zehirlenmeye…” devam diyoruz!

Bizler yine haykıralım; “temiz bir çevre istiyorum!”

İçerisinde yaşadığım,  “doğayı kirletmeyiniz!”

Lütfen,  “sağlıklı, huzurlu ve güven içerisinde…” yaşamak istiyorum.

***                                     ***

08.04.2010 tarihinde, “günümüzden 7 yıl önce…” tekrar ‘ÇEVRE’ diyoruz.

Günümüzde, şehrin kalabalalığından, gürültüsünden daha sessiz ortamlara kaçmak isteriz…

Dün doğa ile birlikteydik;

Bugün doğayı elimizden aldılar…

Çocuklar, toprakla büyürdü…

Onlara, toprağı da çok gördüler!

Daha dün evlerimiz, ‘toprak kokardı…’

Binalarımız alabildiğine yükseldi!

Yükseldik ama ‘değerlerden budanarak…’

Tatlı hülyalarımızda kaldı, dün…

Daha dün, evlerimiz mütevazıydı…

İnsan, aile, komşu ve çevre hukuku korunurdu!

Nimetler paylaşılırdı…

Zorluklar birlikte aşılırdı…

“Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşurdu…”

Sıcaklık inerdi, bütün sokağa, mahalleye…

Bir ılık rüzgâr eserdi, tatlı hülyalarıyla!

Bizim kültürümüzde vardı, ‘imece usulü…’ yardımlaşma!

Dağlar aşılırdı, düz ovalara…

              ***                                      ***

Doğanın o tatlı senfonisini dinlediniz mi?

O dille belki Davut konuşur, Süleyman konuşurdu…

Suların şırıltısı, Kuşların cıvıltısı, Yaprakların hışıltısı, Arıların vızıltısı, Nehirlerin homurtusu…

O ses ahengi,  bütün gürültülerden, bütün kalabalıklardan,

Endişelerden ve kaygılardan uzak, Doğanın bağrında yaşanırdı… (08.04.2010)

              ***                                      ***

Çevre bilinci bizlerde ne zaman gelişmeye başladı?

Marmara’yı, ‘ölü deniz’ yaptık!

Yeşil Bursa’yı katlettik!

Nehirlerimizi, ‘utanmadan’ kirlettik, tıpkı dilimiz ve irfanımız gibi…

O masmavi göllerimiz, nasıl elimizden kaydı da, birer bataklığa döndüler!

Dağlarımız, malum ‘çırılçıplak’

****                   ****

Göç dedik adına,

Sanki ‘öç aldık…’ güzelim vatan coğrafyamızdan!

1927’lerde, nüfusun yüzde 78’leri kırsal kesimde yaşarken,

Günümüzde, bu tablo ‘tersine’ döndü!

Şehirlerimizi nasıl imar ettik!

Dağ yamaçlarından, verimsiz arazilerden;

Dünün bağ ve bahçelerine, ‘karabasan gibi’ ovalarına indik…

****                                                  ***

Çevre mi?

Her ilde gerekirse, ‘çevreyi koruma’ pahasına,

Vakfımız olsun, derneğimiz olsun!

Milli Eğitim,  “Her yıl onlarca projeyle, ‘çözüm üreten’ dersler versin!

Olsun, bir Türkiye insanıyla ve idaresiyle; Öncelikle, ‘çevreci’ kesilsin!

O kadar kirlilik hayatı yaşanmaz hale getirdiği bir dönemde;

Bizlerde, “çevre bilinci…” gelişmeye başladı!

***                      ***

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.