ÇEVRE VE İNSAN


Elazığ’ın Sivrice İlçesinde Hazarbaba’ya çıkınız…

Elazığ’da, Harput’ta, Buzluk Mağarasının tepesine çıkınız…

Ne zaman mı?

İster gündoğumunu seyre dalınız

İsterseniz, günbatımını…

Her iki yöremizde de, ‘doğa henüz katledilmemiştir!’

Dağ, göl, nehir, vadi, ufuk, ağaç, çiçek, börtü böcek, uçan kuşlar…

Rüzgârın esişinde; yaprakların hışıltısı, suların şırıltısı, arıların vızıltısı,,,

Renk armonisi, ışık senfonisi, kâinatın melodisi…

Cümlesinde gönül gözüyle sükûtun temaşası,

Bir büyük çağlayandır, ‘tefekkür dünyamız’

Tan vaktinde, kâinatın dirilişini hisseder…

Gurup düşünceleri, ‘bir ömre bedel…’

***                             ***

Hazarbaba’da, kâinatı tefekkür ederken büyük bir huzur duyarım…

İç dünyamda, büyük bir ferahlık, iç huzur ve güveni yaşarım!

Kâinatta, “muazzam bir ahenk,  mükemmel bir denge, zevk, estetik, ölçü…”

“Herşey yerliyerinde…”

Rahman Suresi’nde Rabbimiz ne buyuruyorlar;

“Gökyüzünü o yükseltti ve ölçü-tartıyı koydu”

“Sakın tartıda hakkı, insafı aşmayın!”

“Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilir siniz?”

Ve biz insanoğluna yüklenen sorumluluklar;

“Ufuk insan…”  “Gaye insan…”  “ideal insan…”

İşte sizlerin önüne açılan, “Bilgelik Yolu…”

Asıl marifet, “akıl ve gönlü birleştirmek…”

Her an kendimizi, ‘vizdan terazisine…’ koyabilmektir.

***                             ***

Harput’ta metfun, İmam Efendi şöyle derler;

“İnsanda arz gibidir!”

Mu’minun Suresi 12. Ayette ne buyruluyor;

“And olsun ki, insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık.”

En büyük kavgamız veya endişelerimiz nelerdir?

“insanı, aileyi, nesli, hayatı…” korumak!

Burada kastedilen nedir veya neler olabilir?

Akla ve hayale gelebilecek fiziki ve beşeri,

“Kirliliklerden, kötülüklerden, olumsuzluklardan…” korumak!

Hayatı, ‘şüphelerden ve tereddütlerden arındırmak…’

Hayatı,  ‘güzelleştirmek…’  ‘gayeleştirmek…’

İnsanı nasıl koruyorsak,

İnsanı kuşatan çevreyi de, ‘aynı özenle/ ihtimamla’ korıyacağız

Sağlıklı bir insanda bulunan elementler ve onların fonksiyonları…

Yaptırdığımız tahlillerde, ‘sağlıklı bir insanda…’

Tıpkı arz’da olduğu gibi, ‘insan vücudunda da bir denge sözkonusu…’

O oran, O denge bozulduğunda; ‘rahatsızlık…’ başlar!

Sizler,  “çevrenin ekolojik/ dengesini bozduğunuzda…”

Hayat, çeklimez hale geliyor, değil mi?

***                             ***

Hacc Suresinde( 18) Rabbimiz ne buyuruyorlar?

“Görmez misin ki; göklerde ve yerde olanlar;

Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar

Ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor.

Birçoğunun üzerinde de (gafletleri sebebiyle) azap hak olmuştur”

Kâinatın muhteşem bir ahengi, bir dengesi mevcut!

O denge, yaratılış gayesinde; ‘insanla bütünleşmiştir!’

İnsanın bir bakıma, ‘tevhit dili…’ olmuştur

İnsanın, ‘ilimde ve marifette…’ ufuklarını açmıştır

İnsanın, ‘icatlarda ve keşiflerdeki…’ rol modelidir

İnsanı,  ‘iman nuruyla…’  terbiye edicidir

O halde ne diyebiliriz; “insan çevresiyle bütünleşiyor!”

Ondan, kendisine yararlı dersler alıyor

İnsan ve soylu düşünce, o derslerde gizemli

***                             ***

GÜZEL SÖZLER…

“Ağaçlarımdan bir dal kesenin başını keserim!”

“Tabiat, çok güçlü bir antidepresandır”

“Tabiat yürüyüşü, bağışıklık sistemimizi ve kaslarımızı güçlendirir”

“Tabiat mutluluk verir ve hayatı anlamlandırmamıza yardımcı olur”

“Temizlik imanın yarısıdır”

“Sağlıklı hayat, sağlıklı çevre ile olur”

“Yaş kesen, baş keser”

“Çevre, çevrecilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir”

“Tabiat gençlere kuvvet, yaşlılara hikmet vermiştir”

“Tabiat; bize bilginin tohumlarını vermiştir, bilginin kendisini değil.”

***                             ***

Evliya Çelebi’nin gezdiği o yemyeşil ağaçlarla örtülü dağlar,

Yok artık… O dağlara baktıkça en büyük utancı yaşıyorum!

Şehirler derken ilk akıllara neler gelmektedir?

21.asır,  Farabi’nin “Erdemli Şehir” felsefesinden kopmuş!

‘çarpık şehirleşme…’ günümüzde sıklıkla kullandığımız bir kavram!

Şehirleşme marifetiyle, ‘yok ettiğimiz verimli ovalar…’

Sanayileşmeyi, ‘çevreyle birlikte…’ yorumlamadık!

“Yeşil Bursa…” yok artık!

O güzelim iç denizimiz, Marmara’yı, ‘ölü Deniz…’ yaptık!

Ah! o kahrolası, “Karun mantığı…” var ya;  Hırsımız ‘gözleri kör etti’

O hırs ki, “harsımızı ezdi geçti!”

O hırs ki,  “tarihi, kültürü, yeşili, medeniyeti…” kökünden kazıdı!

O hırs ki,  “akan sularımızı…” kirletti!

O hırs ki,  “tabiatı zehirledi!”

Zehir dedik de, ‘daha fazla ürün için…’ toprağa, ağaca zehir döktük!

Sadece biz zehirlenmedik, ‘toprağın üstünde ve altında…’

Ne kadar canlı varsa, onları da zehirledik!

Maalesef,  vatanı bu toprak olan ürünlerimizi de,

“yok, etme…” yarışındayız!

İnsan olmak için, yaşamak için, en koyu ‘çevreci’ olmalısınız!

Toprağı, suyu, havayı kirleten her türlü eylemin karşısında olmak,

“Vatan savunması kadar...” kutsaldır, efendim

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.