DEVLETİ KONUŞALIM!


 DEVLETİ KONUŞALIM!

Bedrettin KELEŞTİMUR

Türkiye, çok kritik bir süreçten geçiyor.

Birlik ve beraberliğe en fazla ‘muhtaç olduğumuz’ bir dönemdeyiz!

Bizim örfümüzde, geleneğimizde, inancımızda;

Devlet kavramı içerisinde;

“Adaleti” “emniyeti” “güveni” “istikrarı” “sulhu” “düzeni” birlikte düşünürüz.

Bizim, devletle ilgili söylenegelen çok güzel ifadeler vardır;

“Devleti yaşat ki, insanı- milleti yaşatasın!”

“Devlet, şefkat ve merhametin adıdır!”

Kavram olarak düşünecek olursak,

Devlet, “millet hayatının siyasi organizasyonudur!”

Devlet, “milletini içerisine alan bir gemidir!”

Devlete bizler, “baba” deriz!

Burada, devletin “koruyucu ve zinde” bir özelliği vardır.

*** ***

Elbette ki Devleti, “hukukla birlikte…”

Devleti, “adaletle birlikte…”

Devleti “Vatan ve İstiklalle…”

Devleti, “Bayrak ve Ezanla…” birlikte düşüneceğiz!

Devlet kavramında, “değerler bütünü…” söz konusudur!

Devlet, kendi insanını değerleriyle birlikte;

İçerisinde taşıyan, “bir gemidir!”

O gemi, Allah korusun batırılırsa;

Her birimiz birlikte batarız!

*** ***

O halde, şunu söyleyebilir miyiz;?

Devlet, “zaaf…” kabul etmez!”

Şaşı veya hastalıklı bir bakış ta,

Devleti, “yaralar!”

*** ***

Bütün bu değerlerle birlikte,

Devlet algısının karşısında ne veya neler olabilir?

Bütün gelenekleri veya mefhumları,

“İnkâr…” eden, “terör” kavramı!

Terörle birlikte ilk hafızalara,

“Şiddet…” gelir.

“Öfke” “Kin” “Nefret” bu algının içerisindedir.

İnancımız ne diyor;

“Kinin olduğu yerde, din yoktur!”

Nefretin ve öfke tazyikinin olduğu yerde,

“Akıl” Gönül” “Aşk” “Sevgi” “Vicdan” kavramlarından da söz edemezsiniz!

*** ***

Hayatta hiçbir zaman,

Ne “nefreti” konuştum,

Ve n de, “nefretin yanında” yer almadım!

İnsanı bizler tarif ederken;

“Üç beş damla kan ve binlerce kaygı ve endişe” deriz!

İnsanımıza, onun fıtratına uygun olabilecek;

Bir yolu ve yordamı hazırlamalıyız!

Ya, “tebessüm eden” bir yüzle;

İnsanımıza sürekli, “güven ve emniyeti” telkin edeceğiz!

Artık “veya!” demeyeceğim!

*** ***

İnancımız ne diyor;

“Yerlerin ve göklerin yaratılmasında…

Dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasında…

Onun ayetlerindendir”

İnsanların farklı renkleri ve farklı mizaçları,

“Tevhide…” bir delildir!

Farklılıklar, “ayrışmayı” değil,

Bizleri, “birliğe…” çağırıyor!

Bizler, demokrasiyi anlatırken;

“Özgürlükler Bahçesi” olarak ifade ederiz!

Buna dair bir misal verecek olursak;

“Aynı hava, su ve toprakla beslenen…” bir bahçe düşünün!

O bahçede, “değişik renk, tat ve kokuda…” bitkiler, sebzeler,
meyveler yetişir!

Ateşin özelliği nedir?

“Yakıcı…” olmasıdır!

*** **

Bütün ihtilaflarıyla bizlerin,

“Farklılıkları içerisinde taşıyan” böyle bir bahçeye ihtiyacımız var!

O bahçeyi bir anda kasıp kavuracak nesne nedir?

“Ateştir…” efendim!

Tekrar ediyoruz,

Bu milleti, “ateşin içerisine” atmayalım!

Atmak isteyenlere de, “doğruları” anlatarak engel olalım!

Devlet, bütün değerleriyle “doğrulardır!”

O doğruların karşısında kimi veya kimleri görüyoruz;

“Terörü” veya “doğruların karşısında”

İnkâr ve onun temsil ettiği zihniyeti!

Her zaman için söylüyoruz,

“Farklılıklara” evet!

İnancımız ne diyor,

“İhtilafta” veya “farklılıkta” rahmet var!”

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.