Dil o kadar önemli ki?


Dil, bir milletin hafızasıdır..
Dil, kültürü, irfanı nesilden nesle taşıyan canlı organizmadır.
Dil, bir milletin var olma sebeplerinin başında yer alır. 
Gaspıralı İsmail, o sebepledir ki, “Dilde, İşte, Fikirde birlik..” demiştir. 
Dilde, bir milletin  zevki, estetiği, inceliği, sadeliği, zarafeti saklıdır!.. 
Dil, ortak duygu, ortak düşünce, ortak hafıza, ortak hatıralar olarak,
Bizleri biz yapan değerlerin gönül anahtarıdır!..
O sebepledir ki, ‘kültür emperyalizminin..’ ilk hedefinde, ‘dil..’ vardır!.. 
Dilde, ‘yozlaşma..’ ‘kirlenme..’ neyi getirir; 
Toplumu kendi değerleri ile yabancılaşmayı!.. 
Bu bir faciadır, bu telafisi mümkün olmayan sosyal felakettir!..
Burada, öncelikle şehrin kurum ve kuruluşlarına; 
Sorumluluklar düşmektedir!.  
Dinimiz de, örfümüz de, aklımız da, izanımızda,
 bizleri bu sorumluluk çerçevesinde birleşmeye,buluşmaya davet etmektedir!.. 
Batı, 150 yılı aşan politikaları çerçevesinde şu toplumu kendi benliğinden,
Kendi kimliğinden/ kendi değerlerinden koparmak için her türlü gayreti sarf ederken; 
Bizlerde hala tarihi bir uyuşukluk, 
Tarihi bir nemelazımcılık garabeti devam edip duruyor!. 
Kültür kaynakları olarak, 
Milletler ailesi içerisinde tarihin en kadim, en zengin milletiyiz.. 
Batı Medeniyetini derinden etkileyen büyük ilim,
Tefekkür dünyasının asırlarca merkezi durumunda olmuşuz!. 
Ve İslâm dünyasında; o nur halkası olarak tarifini bulan, Asrı Saadetten sonra; 
Peygamber ahlakını büyük bir edeple, büyük bir irfanla, büyük bir moralle, 
‘hadis..’ ilmine sarılarak, ‘fıkıh..’ ilmine sarılarak; 
Türk-İslâm Medeniyetinin o güzelim iklimini gönülleri fethederek üç kıtada yaşatmışız!..
Hangi süreçte olursak olalım, hangi mecrada sular akarsa aksın; 
Bu milletin; bu milletin kadim duruşuyla, değerleriyle, 
Edebiyle, adabıyla, örfüyle, bilumum güzellikleri,
 Ve o güzelliklerin, ‘ihramı..’ diyebileceğimiz, 
‘kalbinin ve vicdanının anahtarı..’ diyebileceğimiz,
Diliyle, güzel Türkçe’siyle oynamayı artık kimseye müsaade edemeyiz..
Dili, yıkarsanız; milleti yıkarsınız; 
Dilde, aşırılığa giderseniz gönülleri incitirsiniz;
Bu milletin gönül mahşeri olarak da adlandırılan şu aziz ve mübarek coğrafyamızda, 
Dilde bölücülük yaparsanız; aman Allah’ım sana sığınırım!..
            *             *              *
GÖNÜL DİLİ
Türkçedeki, ‘en güzel’ kelime!
Başka dillerde, ‘karşılığı’ yoktur…
Gönül; “sevgi, istek, düşünüş, anma!”
Kalp’de oluşan; hislerin/ duyguların kaynağına da, “gönül…” deriz
Yunus’dan, Mevlana’ya;
Somuncu Baba’dan Emir Sultan’a,
Anadolu’yu “aydınlatan şahsiyetlere” 
“Gönül erenleri…” diyoruz!
Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarına da katılan,
Nebi HEZRİ bir şiirinde;
“Yüzlerde gözlerde sevgi okunur
Muhabbet yürekten yüreğe konur
Güzeller gözünde o ateş, o nur
Benim yüreğimdir, benim yüreğim”
Biz bu dille, “gönül diliyle” Anadolu’ya geldik!
“72 millete bir gözle baktık”
İşte, 13 Asır Anadolu’nun “aydınlanma” asrıdır!
Önceliğimiz, “güzel ahlak!” oldu!
Doğruluk ve de dürüstlük oldu…
Adalet ve ısrarla altını çiziyoruz, “hakkaniyet” oldu!
***        ***
Hiç düşündünüz mü?
Peygamber Sözünü ve Kuran daki ayeti;
Ayet, “Ey inananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki;
Allah, kendisinin (çok) sevdiği ve onlarında O’nu sevdiği (üstelik)
İnananlara karşı alçak gönüllü, inkârcılara karşı güçlü,
Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir.
Bu Allah’ın dilediğine verdiği bir nimettir. Allah herşeyi bilir”  (Maide, 54)
Hadis, Kostantiniye birgün fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker,
Onu fetheden komutan ne güzel komutandır.”
Bu millet askerine, Allah Resulünün (asv) ismini verdi;
Evet! Askerine, “Mehmetçik” dedi!
Bu milletin en fazla kullandığı isimlerde;
Allah Resulünün (asv), isimleri (Mehmet, Mustafa, Mahmut, Ahmet) olmuştur!
Âlimlerin bu ayetle ilgili üzerinde ittifak ettiği millet, 
Hamdolsun, “Bin yıl İslama bayraktarlık yapan Türk milletidir”
***        ***
Allah Resulü (asv),  “8 asır öncesinden” İstanbul’un fethini haber veriyorlar!
İstanbul’un fethi ne demektir?
“Doğu Roma’nın yıkılmasıdır…”
Onun yerine,  “Türk Cihan Hskimiyetinin…” inkişaf etmesidir!
İstanbul, artık İslam âleminin, “kızılelması” olacaktır!
Mekke’nin fethinden sonra, “fethi mübin” olacaktır!
Büyük Sahabe Ebu Eyyüb Ensari’de, 
Bu fethin, ‘manevi işareti’ olarak anılacaktır!
Demek ki, bu millet, “1071 Malazgirt zaferiyle…”
Bir büyük kutlu hazırlığın arifesindedir!
Malazgirt, ‘büyük fütuhatın miladı’ olarak anılır!
***        ***
İlimlerin en güzeli, “tarih ilmi” derim!
Belki de millet olarak, “tarihimizi yazamadık!”
“Başkaları yazdılar…”
Düne karşı, ‘unutkanız…’
“Okumayı” da fazla sevmiyoruz!
Bu bizim eb büyük eksiğimiz/ veya zaafımız!
Bunun asla affedilecek bir yanı yok!
Sıklıkla yanlış yapmamızın en büyük sebepleri arasında;
Düne karşı, “unutkanız…”
Tarihi, ‘tefekkür’ etmiyoruz!
Gelen sinyallere de, “aldırış” etmiyor, “umursamıyoruz”
Artık daha sıklıkla ‘kendimizi’ hesaba çekelim!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Kas

Estetik Kavramı

15Kas

Ezan Kavramı

14Kas
13Kas

Sabır Kavramı

12Kas

Çile nedir?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.