Dil ve yürek!


İnsanla birlikte ilk hafızalara,
“Dil ve yürek” gelir.
Bu konuda Hz. Lokman ile Hz. Davut’un hikâyesi…
Her asra, her zamana örnektir.
Hz. Davut, Lokman’a benim için bir koyun kes,
Ve bana o koyunun en iyi yerini getir der.
Hz. Lokman, koyunun “yüreğini ve dilini” getirir.
Başka bir zaman Hz. Davut Lokman’a tekrar;
Benim için bir koyun kes,  bana “koyunun en kötü yerini” getir, der.
Hz. Lokman koyunu keser ve yine koyunun,
“yüreğini ve dilini” Hz. Davut’a ikram eder.
Hz. Davut,  Hz. Lokman’dan bunun hikmetini sorar;
Lokman’ın cevabı şöyle olmuştur;
İyilik için kullanıldığında,
 “Yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur”
Kötülük için kullanıldığında da,
“Yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur”
Bizim Yunus ne diyor;
“Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz”
Göz, önce yüreğe döner.
Yüreğin sesini dinler.
O ses veya o seda da,
İnsanı görebilirsiniz.
Konfüçyüs; “ Dil düzgün olmazsa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. 
Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler iyi yapılamaz
Nebi HEZRİ bir şiirinde;
 “Muhabbet sonsuzdur, ömürse kısa
 Ne olur, sadakat ebedi kalsa!
Kimin yüreğinde bir tel kırılsa,
Benim yüreğimdir, benim yüreğim
***        ***
BİZDE MODERNLEŞME!
Bizde ‘modernleşme’ iki asra kadar uzanır!
14 Ekim 1808 tarihi,
“Nizam-ı Cedid, Sekban-ı Cedid adıyla yeniden kuruldu”
111. Selim zamanında üst üste meydana gelen yenilgiler,
Osmanlı da, “ıslahat” düşüncesini gündeme getirecektir.
İleri ufuklu devlet adamları,  “batı standartlarında”
Mevcut sistemde bir modernizasyon istemektedir.
Yıllarca bunun kavgaları olacaktır.
“Modernleşme” kavramını 18. yy’dan itibaren sıklıkla kullanırız. 
Başta, “eğitim” olmak üzere ‘yeniden örgütlenme’ içerisine girilir.
Gerçekte, bu sağlıklı arzu ve hayırlı niyetler, çalışmalar,
 Sürekli ‘tepkilerle’ karşı karşıya,
Ve çoğu zamanda ‘sekteye’ uğrayacaktır!
Modernleşme döneminde sırasıyla;
Nizam-ı Cedid, Sekban-ı Cedid, Eşkinci Ocağı,
Asakir-i Mansure-i Muhammediyye, Hamidiye Alayları”
Bir dönem büyük hizmetler veren Yeniçeri Ocağının;
Ortadan kaldırılması, “Vaka-ı Hayriye” 
“Hayırlı Olay” olarak tarihimizde yorumlanacaktır.
Dünyamızda meydana gelen, ‘değişime’  toplumu hazırlamalıyız.
Hatta o değişimi, “siyasi irade” sağlıklı bir şekilde, götürebilmelidir.
Her zaman için söyleriz, 
Bizim ‘öznemiz’ insandır!
İnsan,  “yaratılanların en şereflisi”
Cenab-ı Hakk’ın yeryüzünde, “halifesi”
O halde bizler geleceğe, ‘değerlerimizle’ yürüyeceğiz.
Sosyal kirlenmelere karşı, ‘tedbirlerimizi’ alacağız.
Siyaset olarak, ‘yönetilen’ değil;
‘Yöneten’ bir konumda olacağız…
Tarih bunun örnekleriyle dolu!
****            ***
“KÖPEK DAVASI”
Bu da nereden çıktı demeyiniz?
Öyle davalar var ki, ‘dudaklarınızı ısırıyorsunuz’
Tabi ki, ‘hayretler’ içerisindesiniz.
Bu dava, bizim ‘yakın tarihimizde’ yaşandı!
14 Ekim 1960 tarihi,
“Yassıada Yargılamaları başladı. İlk dava;
Afgan Kralı’nın Celal Bayar’a hediye ettiği köpeğin hayvanat bahçesine,
Satışıyla ilgili “Köpek Davası” idi.”
Celal Bayar,  Afgan Kralının hediye ettiği köpeği, 
Atatürk Orman Çiftliği hayvanat bahçesine, 
“20 bin liraya sattırıp, bu parayla bir köye çeşme yaptırmıştır”
Ve bu davadan, “sanıklar mahkûm olmuşlardır”
Bu dava, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir Cumhurbaşkanının,
“Yargılandığı ilk davadır!”
Bu dönemin davalarına şöyle bir baktığımızda;
“6-7 Eylül Olayları Davası,  Bebek Davası, Vinileks Şirketi Davası,
Dolandırcılık Davası, Arsa Davası, Ali İpar Davası,
Değirmen Davası, Barbara Davası, Örtülü Ödenek Davası,
Radyo Davası, Topkapı Olayları Davası, Çanakkale Olayı Davası,
Kayseri Olayı Davası, Demokrat İzmir Davası, Üniversite Olayları Davası,
İstimlâk Davası, Vatan Cephesi Davası, Anayasa İhlali Davası”
Tarihimizin, ‘garipliklerle dolu’ dönemleri de var.
Aklın veya mantığın kabul edemeyeceği durumlar!
İnsanımız, siyasi hayatımız açısından,  “vahim bir tablo!”
Hüzün verici bir tablo!
***        ***
ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI!
13 Ekim 1923 tarihi,
“TBMM’de, Ankara’nın hükümet merkezi,
Ve Başkent olması kararlaştırıldı”
81  milyon insanın,  “hürriyeti ve istiklali solukladığı”
Vatan coğrafyamızın muallâ şehri!
Bu güzel şehrimizin, “Başkent” oluşunun müjdesini,
Hacı Bayram Veliye, ‘hal ilmiyle bağlı’ Müştak Baba (1759-1832)
Bir asır öncesinden  “ebcet hesabıyla” düşürürler.
Bizler, Ankara’nın ‘manevi rıhtımına’ yaklaşmak isterken;
Asrın haramileri,  ‘cehaletin sözcülüğüne’ soyunmaktalar!
***            ***
15 EKİM, DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ!
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF),
15 Ekim tarihini “Dünya El Yıkama Günü” olarak ilan ediyor.
Bu kutlama, 2008 yılından bugünlere kadar devam ediyor.
UNİCEF uzmanları ne diyorlar;
“Sadece el yıkamakla her yıl bir milyon çocuğun hayatının,
Kurtulabileceği” belirtiliyor.
Günümüzde doktorlar ne diyorlar?
“Hastalıktan korunmak için ellerinizi yıkayınız”
Tıpkı, Allah Resulünün (asv) 14 asır önce buyurdukları gibi…
Hadis, “Yemeğin bereketi, hem yemekten önce,
Hem de yemekten sonra el ve ağzı yıkamaktır”
El yıkamanın, abdest alman ın önemi bir daha ön plana çıkıyor.
Hadis, “Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu giderir;
Yemekten sonra yıkamak da günahları giderir.”
Bir diğer Hadiste de; “Suyu yudum yudum ve ağır ağır içiniz;
Birden boşaltıp içmeyiniz çünkü böylece ciğerler hastalanır”
İslam’ın her emrinde, her rüknunda;  “bir hikmet olduğunu” görüyoruz!
***        ***
BİR OLUR MU?
Ayet, “Deki, Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
Bunu ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.” (Zümer, 9)
Ayet,  “Görmeyenle gören bir midir? Artık düşünmez misiniz?” (En’am, 50)
Ayet, “Kötü ameli kendisine çekici gösterip de, onu güzel gören kimse,
(iyi yararlı amellerde bulunan kimse gibi midir?)” (Fatır, 35)
Ayet, “Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri,
Yeryüzünde bozgunculuk edenler gibi mi tutacağız?
Yoksa takva sahiplerini yoldan çıkanlar gibi mi tutacağız?” (Sad, 28)
Ayet, “Görmeyenle gören bir midir? 
Veya karanlıklarla aydınlık eşit midir? (Ra’d, 16)
Ayet, “Körle gören, karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz” (Fatır, 20)
Ayet, “Dirilerle ölülerde bir değildir. Şüphesiz ki Allah dilediği kimselere işittirir.
Sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin” (Fatır, 22)
Ayet, “De ki; Hakk geldi; batıl ise ne (bir şey) başlatıp meydana getirebilir,
Ne de (onu) geri çevirebilir” (Sebe, 49)
Kur’an bizlere, “her manadan misaller getiriyor”
Bütün meselemiz, “aydınlığa yürüyen” insan olabilmek.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Kas

Estetik Kavramı

15Kas

Ezan Kavramı

14Kas
13Kas

Sabır Kavramı

12Kas

Çile nedir?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.