Doğal mı hormonlu mu?


En yakınınızdaki markete/ bakkala uğruyorsunuz
Sebzelere, meyvelere, gıda maddelerine göz atıyorsunuz?
Sorularınız artık garip karşılanmıyor!
Sorunuzu market sahibine yöneltiyorsunuz?
Hangisi doğal?
Hangisi hormonlu diyorsunuz!
Yıllarca bu şehirde, 
“Doğal Gıda Ürünleri Fuarı Yapalım” dedik
O kadar çok yazdıklarımız, çizdiklerimiz bizlere kalıyor ki,
El insaf diyorsunuz!
*** ***
Galiba, ‘helali-haramı birbirine karıştırdık’
Pazar yerlerinde, ‘doğru-yalan birlikte uçurtma olmuş’
Aldatma mı?
Serbest piyasanın bizlere hediyesi…
İnancımız, ‘satacağınız ürünün mahsurlarını söyleyin’
Günümüz de, ‘var mı öyle bir yiğit’
*** ***
Bizim zamanımızda diyelim…
Ne güzel bir tabir değil mi?
“eskiden…”
Sebzenin, meyvenin, ürünün tadı-lezzeti-kokusu vardı değil mi?
Hele o çilekler…
Ne tadı var, ne de damak lezzeti…
Yazın içinizi serinleten karpuz ve kavunlar…
Domates, salatalık, biber…
‘Eskilerin’ etli türlü yemeği…
Parmaklarınızı ısırırdınız değil mi?
Eti, patlıcanı, kabağı, fasulyesi, soğanı, domatesi, biberi, patatesi…
Ne yaparsanız yapınız, yemekleriniz/ sofralarınız; ‘eski tadında değil’
Eve her sebze aldığımda hanımla kavga ederiz!
Ne yapalım, ‘evdeki haklı’
*** ***
Köy hayatını bilir misiniz?
1970’li, 1980’li yıllara gidiniz;
‘zaman tünelinden…’ yolculuk yapınız!
Toprağa yüzünü dönsen, ‘börtü-böcek’
Dinleyiniz o eski türküleri;
2Telgrafın direklerine kuşlar mı konar?2
Kulaklarınızı tırmalayan, ‘Ağustos böceği’
Biz, ‘doğayı…’ yaşadık!
Rüzgârların esişi, suların şırıltısı, arıların vızıltısı…
Kulaklarınıza huzur veren bir melodi…
Peki, insana huzur veren ; ‘doğa kaldı mı?’
Buğdayına, arpasına, pamuğuna vesaire, 
“zehir akıttık!”
Bakınız, ‘sadece hormon’ değil
‘zehirde katığımız’ oldu!
Hele o anız…
Toprağın üstünü de altını da; “cayır cayır yaktık”
Hala bütün uyarılara rağmen yakmaya devam!
Doğada ki, bütün dengeleri yerle bir ettik!
***                                    ***
Markete gidiyorsunuz, “doğal yumurta!” verir misiniz?
Hey gidi dünya hey…
Tavuğu da, yumurtasın da; ‘hormon…’
“Kırmızı- beyaz et hakeza!”
*** ***
O nasıl domatesler, ‘elma gibi sert’
“Nasıllar…” dendiğinde, bir sayfa dolusunu aşar, yazımız!
Hormonlu ürüne kim/ veya kimler ne dediler?
O kadar emekli dernekleri…
Sivil Toplum Kuruluşları…
Nasıl mücadele ettiler?
Kim bilir, kendi ellerimizle nasıl kuşatılmışız
“Zehirlenmek istemiyoruz!” 
Çığlığınız büyüsün!
Derin bir makamda, ‘ses veriniz’
Hiç değilse,  önümüze gelen soframıza sahip çıkalım
***                   ***
Geliniz 80 milyon bir olalım;
“Doğal diyelim…”
Yürüyüşümüz, ‘doğal gıdaya…’ olsun!
Bağ bozumu zamanı geliyor değil mi?
O kaynayan kazanlar nerede?
Eziyetli ama bir o kadar da zevkli…
Doğal Ürünler…
Sadece üzüm mü?
Dut da, aynı kıvamda…
Ve diğerleri…
***          ***
Nasıl ki, köyü, bağı, tarlayı terk ettik…
Doğayı da, doğal ürünü de terk ettik!
Yememize, içmemize dikkat etmez olduk!
Helali-Haramı unuttuk…
Gıdanın iyisinden anlamaz olduk…
Sağlığımız erken bozulmaya başladı…
Bildiğimiz, bilmediğimiz hastalıklar…
Sözün özü, ‘doğayı da kirlettik’
“Küresel Isınma…”
Daha neler neler?
“Asrımız bilgi asrı…”
Biz bu asırda nelere hasretiz?
“İnsanı ve toprağı zehirlemeyen erdemli insana”
Kısa ve net söylüyorum?
Doğal gıdayla insanı yaşatacak mıyız?
Yoksa Hormonlu Gıdayla insanlığa zulüm mü edeceğiz?

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.