DOĞUYU VE İNSANINI BİLMELİYİZ!


 DOĞUYU VE İNSANINI BİLMELİYİZ!

                                                             Bedrettin KELEŞTİMUR

Her yazımda ısrarla vurgularım;

“Doğu insanı mütedeyyindir;

Saf, temiz yürekli, samimi, dürüst ve merttir.”

Onu,  “şiddetle” aynı kefeye koyamazsınız!

Ve hele PKK gibi, “devlet, düzen, millet düşmanı;

Marksist, bölücü ve her türlü beynelmilel işbirlikçi;

Kâh mafya, kâh silah, uyuşturucu gibi insanlığı zehirleyen,

Bataklık zemininde barınan; bütün güzelliklerin/ erdemliklerin,

Katilleri ile örtüştüremezsiniz!”

Özellikle de, siyasilerimiz sıklıkla, “barış” mesajları vermeye çalıştılar!

O mesajlar yıllarca niye muhatabını bulamadı?

Bir büyük mütefekkir yıllar öncesinde, “reçeteyi” ortaya koymuşlar;

“Bu vatan ve milletin hayat-ı içtimaiyesini anarşilikten kurtarmak,

Ve büyük tehlikelerden halas olmak için beş esas lazım ve zaruridir;

Birincisi merhamet;

İkincisi hürmet;

Üçüncüsü emniyet;

Dördüncüsü haramdan çekinmek;

Beşincisi serseriliği bırakıp itaat etmektir”

Bu milleti, 9 asır birlikte ayakta tutan gerçekler!

Bizleri birleştiren onlarca yol ve değerler…

O değerlerle, “coğrafyayı vatanlaştırdık”

Ona,  “gönül dünyamız” ismini verdik!

Bu zat öyle bir vurgu yapıyorlar ki,

“…Türkler bizim aklımız, biz onların kuvveti;

Hepimiz bir bütün olarak bir iyi insan oluruz.

Dik başlılık yapmayacağız.

Bu azmimizle başka unsurlara güzel bir örnek olacağız.

İyi evlat böyle olur.

Hem de istibdat zamanında bir batman itaat etmişsek,

Şimdi bin batman bağlılık ve bir olmamız şarttır.

Elhasıl; anlaşmada kuvvet, birleşmede hayat var, kardeşlikte saadet var,

Hükümete bağlılıkta selamet var.”

***                       ***

Kim ne derse desin, Anadolu insanının yaradılış hamurunda;

 Şefkat vardır, merhamet vardır,

9 asır bir arada yaşamanın verdiği ortak inanç ve kader birliği vardır.

Elbette bu coğrafyanın insanı; devlet ve kuvveti,

Emniyet ve hayatı, sadakat ve saadeti, sabır ve selameti kendisine tercih edecektir.

 Zaten o tercihini, Çanakkale’de, Sakarya’da,

İstiklal Savaşının en zor günlerinde kanının, canının ve malının bedeliyle ödemiştir.

Birbirine saf olan, omuz veren insanları ayırmak öyle kolay mı sandınız.

***                                       ***

Bir önemli konuya daha parmak istiyorum;

“kader-i ezelinin bir remzidir ki, Şarkı/doğuyu ayağa kaldıracak din ve kalptir.

Akıl ve felsefe değildir.

Doğu âlemi uyanmaktadır, fıtratında(yaradılışına) uygun bir cereyan vermek gerekir.

Zira “Asya’da din hâkimdir. Felsefe ikinci derecededir.

Kaderin bu işaretine binaen Asya’da hüküm süren dindar olmazsa da,

Din lehine çalışanlara ilişmemeli, bilakis teşvik etmelidir.” ( Mesnevi Nuriye, 94)

***                       ***

Hiç kimse korkmasın ve tedirgin olasın;

 ‘doğu insanı vatanına, bayrağına, mukaddesatına

ve özellikle de, devletine içten/yürekten bağlıdır.

Kavramları telaffuz ederken insanımızı incitmeyelim.

Özellikle, ‘irtica’ gibi İslamla katiyen özdeşmeyen;

 gayet kuru, bayat, bağnaz, tırmalayıcı bir kavramı yerli yersiz kullanmak!

Şunu gayet iyi bileceğiz ki;

“Vicdanın ziyası(ışığı din ilimleri) ulûm-u diniyedir.

Aklın nuru fen ilimleridir.

 İkisinin birleşmesiyle hakikat tecelli eder.

O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder.

 İftirak(ayrıldıkları) ettikleri vakit birincisinde taassup,

 İkincisinde hile ve şüphe meydana gelir.” (Münazarat, 78)

Bu düşünceler bağlamında; “Malum Pusular” şiirimi paylaşmak istiyorum.

Bu millete, tarihinin en büyük suikastları hazırlanmak istendi.

Terör veya Anarşizm ismini verdiğimiz o malum canavar;

“azdıkça azdı”

Gerçi, “kendi kuyusunu kazdı”

Tahrim süresinde Cenab-ı Hak buyuruyor;

“Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu,

Cehennem ateşinden koruyun;

Onun yakıtı, insanlar ve taşlardır;

Görevlileri, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere,

Baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir”

Bir farkına varabilseler;

Bu dünyada da, öte dünyada da “kendi cehennemlerini” hazırlıyorlar!

Sürekli olarak da, “coğrafyaya ve insanına zarar veriyorlar”

Bu ülke, o kadar ağır bir fatura ödüyor ki!

“78 milyon insan…” o büyük zararı kendi cebinden karşılıyor!

Bu ağır vebal; 78 milyon insanın “kul hakkı” sizleri perişan edecektir.

Bu millet tarihi boyunca;

“Terör ve suikastlardan…” çok acılar çekti!

Öyle zamanlar oldu ki, coğrafyanın adı bile,

“kan ve gözyaşı…” coğrafyası olarak anılır oldu!

Bu çirkin oyun bitsin artık diyoruz…

Hep birlikte; “huzura, güvene, istikrara…” merhaba diyelim.

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.