DÜNÜ YAŞAMAK


 DÜNÜ YAŞAMAK

Bedrettin KELEŞTİMUR

10-13 Mayıs 2017 tarihlerinde,

Bir büyük şehir faaliyetiyle içiçe olacağız!

“Şehrine yâr olan…” aydınlar bir araya gelecekler!

Birlikte, “bir dönemi…” tefekkür edeceğiz!

Dünü, bütün erdemlikleriyle, “bugünlere…” taşıyacağız!

Bu sadece bir, “nostalji/ sıla özlemi değildir.

Bütün değerleriyle, “dünü yaşamaktır!”

*** ***

Bir dönemi rahmet mekân Şeref TAN o kadar güzel dillendirir ki,

“Bu ses bizim sesimiz, nennisi anamızın,

Kabarıp, çağlayışı coşkun iç dünyamızın.

Çalın, söyleyin Gakgom, yâdedelim eskiyi,

Memişoğlu Fikret’i, Korukoğlu Şevki’yi,

Sunguroğlu İshak’ı ve daha nicesini

Hatırlayıp çözelim gönül bilmecesini.”

Eskiye yâd etmek, inancımızca; “Sılâ-i rahimdir!”

Tarihin, “efsanevi yürüyüşünü…” geleceğe taşımaktır.

Şeyh Edebali ne diyorlar;

“Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.”

Güzel bir söz vardır;

“Yarın geçilecek yolları, bugünkü nesiller inşa ederler”

*** ***

10-13 Mayıs tarihlerinde öyle bir şuur akışı olacak ki, inşallah;

“Geçmişten geleceğe tarihi köprüler inşa edilecek!”

Hz. Kur’an buyuruyor;

“Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden,

Bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır” (Ali İmran, 104)

Bizleri burada biraraya getiren bu şehrin tarihi şahsiyetlerini konuşmak…

Onların bu şehri nasıl, “irfan meclisine…” dönüştürdüğünü görebilmektir!

Gaye-ufuk insanlar, “sadece yaşadığı anı…” düşünmezler

Onlar, tıpkı bir satranç oyunu misali; “dört-beş hamleyi…” birlikte hesaplarlar!

Kazanımları, sadece bir dönem için de değildir?

Kendilerinden sonra, “gelecek nesilleri de…” kuşatıcı olmasıdır!

Fikret Memişoğlunun şu iki mısrası çok şeyler anlatıyor;

“Bir gizli hazineyiz bu virân evde

Bir sır o, bilinmez nicedir ziynetimiz”

Bu şehrin o kadar nezih zenginlikleri var ki…

O tarihi zenginliklere büyük bir edeple; “vakıf insan…” oldular.

Bu şehrin sanatına, edebiyatına, musikisine; “enerjilerini verdiler!”

O enerjilerini, “öğretici kimlikle…” okula dönüştürdüler!

Hiçbir meseleye “düğüm…” atmadılar; “çözgü…” oldular!

Özgürce ve de, “özgü bir şekilde…” yaklaştılar.

Özetle, “tohumu toprağa attılar, biçtiler ve harmanladılar!”

Kaleme aldığı eserleri, “konuların harmanlanmış...” halidir!

*** ***

10-13 Mayıs tarihlerinde, “tarihe birlikte şerh düşeceğiz!”

Paneller, söyleşiler, sohbetlerle; kalbi bir ritmde geleceğe seslenecek!

“Fikret Memişoğlu’nunÖmür Yolu”

“Fikret Memişoğlu’nun Şiir ve Duygu Dünyası”

“Eserleri, Basın Hayatı ve Yeni Fırat Dergisi”

“Fikret Memişoğlu’nun Kültür Hayatımıza Etkileri”

“Fikret Memişoğlu ve Elazığ’da Halk Kültürü Çalışmaları”

Ve de, “Değerlendirme…”

Harput’ta, “abide şahsiyetler…”

O şahsiyetlerin manevi huzurunda; “geleceği tebessüm ederek solukluyoruz!”

Sebebini sorarsanız, Fikret Memişoğlu’nu anma programında;

Şehrin bütün kurum ve kuruluşlarıyla gösterdiği olaganüstü tavırdır!

“Birlik ruhu tutuşsun bizim Çaydaçıra’dan…” mısraları…

O mısraların verdiği, “inceliği, sadeliği, ufuk zenginliğini…” bugün yaşamaktayız!

Doğumunun 100. Yılında, “Fikret Memişoğlu’na…” armağan edilen eser…

Bir ömrü hikâye eden, o mükemmel sunum…

Öğrencilerinin, yakınlarının, sevenlerinin dilinden;

Fikret Memişoğlu’nun, “asra yürüyüşü…” ve günümüzle bütünleşen idealleri!

Yunus Emre’nin, “Bölüşürsek tok okuruz, bölünürsek yok oluruz”

Hikmet dolu sözlerle; “şehrine yâr olan insanların…” net duruşları!

“Akla, ilme, marifete, liyakata, ehliyete, istişareye önem veren…”

Bu şehrin münevver insanları ve kurumları…

Memişoğlu ne diyorlar;

“Geldik de ne yapdık giden eslâfa mukabil

N’etdiyse hep ecdâd-ı kirâm eyledi gitti

 

Tekrâr oku divânını bil kadrini Fikret

“Harput” bizi rikkatlere râm eyledi gitti”

 

20 Temmuz 1968 günü Hakka yürüyen Fikret Memişoğlu’nun, “Mezar taşında…”

“Ölmeden kalbimi gömdüm bu mübarek yurda

Arayan kabrimi er geç bulur ancak burda”

 

Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun;

“Ustam…” dediği Fikret Memişoğlu’nun ardından yazdığı şiirinde;

“Denizden göle döndüm

Bir kurak çöle döndüm

Ağam gitti gideli

Savrulan küle döndüm…”

İlim, irfan, hikmet, marifet sahibi insanların ölümü, toplumda derin boşluklar bırakır.

Hadis, “Rütbelerin en üstünü, ilim rütbesidir”

“Bir âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir”

Bu şehir, “dil, tarih, kültür, ehli hal iklimiyle…” büyük bir zenginliğe sahiptir.

O değerlerle, “geleceği…” inşallah en iyi şekilde inşa edeceğiz.

İnancımız, “oku…” diyor!

Bu bir, “emirdir!”

Üzerimize, “amir olan…” bir fiildir.

Yaşadığımız şehre, şehrimizin bilumum değerlerine sorumluluklarımız var.

Bizleri biraraya getiren de, o sorumluluklar değil mi?

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.