DÜNYAYI YÖNETENLER; ’KALEM, MÜREKKEP VE KÂĞIT!’


 DÜNYAYI YÖNETENLER; “KALEM, MÜREKKEP VE KÂĞIT!”

                                                                      Bedrettin KELEŞTİMUR

Mart ayının son haftasını, “kütüphaneler haftası” olarak kutlarız!

Elbette,  “hatırlamak/ hatırlatmak da…” güzel bir şey!

21. asırda artık, ‘mükemmeli yakalama’  arzusunda olmalıyız!

“Daha evla’sını…” diyebilmeliyiz.

Dünyayı yönetenlerin, kalem, mürekkep ve kâğıt” olduğunu biliyor muydunuz?

Hazreti Kur’an, “kalem’e…” yemin ediyor;

“Nun, Kalem’e ve yazmakta oldukları şeylere yemin olsun!” (Kalem Süresi, 1)

Mürekkep konusunda da, Kur’an o kadar mükemmel bir misal getiriyor ki;

“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa,

Ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah’ın sözleri bitmezdi.

Doğrusu Allah güçlüdür, hâkim’dir.” (Lokman, 27)

İlimde derinleşmek, “eserde, müessiri tefekkür etmek”

En fazla haz duyabileceğiniz; bir büyük aşk/ sevda yolculuğu!

Hazreti Kur’an’daki ilk ayetler;

“Yaratan Rabbinin adıyla oku”

(O), insanı bir alak’dan yarattı”

“Oku! Çünkü Rabbin, en büyük kerem sahibidir.”

“O, kalemle öğretendir.”

“İnsana bilmediği şeyleri öğretti.” (Alak, 1-5)

Yüce dinimiz, “okumayı, ilmi teşvik ediyor”

Hadis, Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol.

Sakın beşincisi olma, helak olursun.

Ayet, “De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9)

Ayet, “Allah’tan layıkıyla korkanlar ancak âlimlerdir.” (Fatır, 28)

Bu toplumun, “ak saçlı-bilge kişilere” ihtiyacı var!

Bu toplumun, “insana huzur veren; sese, söze, selama, kelama” ihtiyacı var!

Bu toplumun, “sevgiye, saygıya, merhamete, şefkate, morale” ihtiyacı var!

Bu toplumun,  “Yunus sözlü, Mevlana gönüllü” bilgelere ihtiyacı var!

Bu ihtiyacı; su gibi, hava gibi, toprak gibi,  “okumakla…” karşılayabiliriz.

***                              ***

Rahmetli Cemil Meriç, “kültür” kavramı yerine, “irfan” kullanırlardı.

Niyazi Mısri bir şirinde; “İnsan-ı kâmil olmaya lazım olan irfan imiş” derler.

Bu coğrafyanın, “gönül ehli-Allah dostlarına ihtiyacı” var.

Bugün bizler, “kütüphane haftasını…” konuşuyorsak,

“Asrın dehalarını nasıl yetiştiririz…” sorularına da cevaplar aramalıyız.

Çocuklarımızı ve gençlerimizi, “düşünme-eğlen modasının”

Kırık ve izbe sokaklarından çekip almalıyız…

Hele bu ülkede, bu kadim coğrafya da, “büyük ve iddialı düşünmeli…”

Ve de, “kültürsüzlük kültürünü…” onun bu millete musallat ettiği,

“sosyal kirlenmişliği…” ve onun kamburunu üzerimizden kaldırıp atmalıyız.

Şehirlerimizi, “birer irfan mekteplerine…” dönüştürmeliyiz!

Şunun altını birlikte çizelim; “huzur aranmaz…”

Huzur için, onun kaynağına gidilmelidir;

Asıl olan da, ‘huzurun ortamı’ hazırlanmalıdır!

“Her nehrin doğduğu yer ve onun beslediği bir yatağı vardır…”

Bir sözü sürekli telaffuz ederiz;

İrfan sahibi, “kâmil insanların olduğu yerlerde huzur” vardır.

Şehirlerimiz, “asli kaynaklarına…” dönmelidir!

Şehirlerimizi, “ilim, sanat ve irfan merkezli…” bir muhit haline getirmeliyiz!

Kitap için bizler, “kâinatı okuyan dil…” dedik!

“İbn Sinaları, İbn Rüştleri, El-Birunileri, Piri Reisleri, Kâtip Çelebileri, Şeyh Galipleri;

Yunusları, Mevlanaları, Hacı Bektaşi Velileri...” yetiştiren kâinatın bu idrak dilidir!

Bu yol, “salih bir niyetle…” istenebilir!

Bu yola, “salih bir amelle…” girilebilir!

Bu yollarda, salih bir istikamet…” ranır!

Asıl, ‘değişim’ insanımızın, ‘kendisi…’ olmasıdır.

***                              ***

Dün Maveraünnehir’de bir büyük Medeniyet kurmuştuk!

O medeniyeti Oğuz boylarıyla cihan devletine isim verecek bir ruhla, Anadolu’ya taşıdık!

Selçuklu da bu ruhla doğdu, Osmanlı insanlık âleminin en uzun ömürlü devletini bu idrakle yaşadı.

Kitabı ve Medeniyeti birlikte telaffuz ederim.

İlim, hikmet ve marifeti birlikte düşünürüm.

Tarihi Türk-İslâm Şehirlerinin en büyük özelliği;

 Dönemlerinin en büyük kütüphanelerine sahip oluşlarıdır.

İlim ve sanat erbabının himaye görmeleri ve çalışmalarında teşvik edilmeleridir.

“Her eserin bir âlem” olduğu düşüncesiyle kendi maşeri vicdanımızda bu meseleyi;

İçerisinde yaşadığımız şehrin ve sonrasında da coğrafyamızın gündemine taşıyalım.

***                             ***

Ah! Asrımız, “okumayı kendisine eza gibi gören…” günümüz insanı!

Bizleri, ‘kendisine mahkûm eden’

Ve bir, ‘bağımlılık kültürü…’ oluşturan, günümüz, “iletişim teknolojileri…’

Rakamlar,  ‘bir gerçeği…’ yansıtıyor;

Kitaba, Kişi başına; Norveçli 137 dolar, Alman 122 dolar, Belçikalı 100 dolar harcarken;

 Bir Türk maalesef, 0,45 dolar harcamaktadır.

Bu millet, ‘eğlenmeğe’ harcadığı parayla gayet, ‘müsrif…’ olurken;

Kitaba harcadığı rakamlarla, ‘aşırı derecede cimri…’ olabiliyor!

Böyle bir tezat yaşanmamalı!

Esasen bu konuya girerken ne yazmam gerektiği üzerinde çok düşündüm!

Öyle ki, ‘veriler karşısında’ sıkılıyorum!

Ve kendi içimden de, tabiî ki, ‘bu hale gelmemizin asıl sebebinde’ yine kendimizi görüyoruz!

Şunu veya bunu suçlamaya veya şurada veya burada suçlu aramaya da  hiç gerek yok! 

İnancımız, ‘ilim tahsil yapanı’ koruyor! O’na sahiplenmemizi bizlere emrediyor.

Kitap okumaya ayırdığımız zaman ‘dünya ortalamasının’ çok altında!

Bir ABD’li bir Türk’ün kitaba ayırdığı zamanın 200 katını ayırabiliyor;

Bir İngiliz, bir Japon 87 katını ayırıyor! 

Biz ne yapıyoruz; Biraz şüphe, biraz korku ve biraz da endişe içerisinde,

‘ülkemizin kuşatıldığından’ söz ediyoruz,

Kullanamadığımız yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin;

Emperyal güçler tarafından bir sömürge edası içerisinde,

 Bu milletin elinden kaçırılarak kullanıldığını söylüyoruz!

Bu utancın sebebi arasında, ‘iki yakası bir araya gelmeyen’ süfli bir anlayışın yattığını,

 Niye söylemekten kaçınıyoruz!

Aynalarla niye yüzyüze gelmiyoruz…

Kişi başına düşen kitap sayısı ise, ‘İsrail’de 1150 kişiye bir kitap,

 Almanya’da 1040 kişiye bir kitap, Japonya’da 700 kişiye bir kitap düşerken,

 Bu rakam Türkiye’mizde, 10.200 kişiye bir kitap ancak düşmektedir.

Bu fotoğrafı,  “ters yüz etmeliyiz…”

Bu coğrafya da,  ‘irade sahibi…’ olmak istiyorsak;

Bu coğrafyanın, “yer altı ve yerüstü kaynaklarını” en iyi şekilde kullanmak istiyorsak;

Sadece ve sadece bir kelime ile ifade edebiliriz, “bilgiyi en iyi şekilde kullanmak…”

****                                    ***

OKUMA VE KİTAPLA İLGİLİ DÖRTLÜKLERİMİZ;    

Bir kitaptır kâinat, her ayette hakikat

‘İlimsiz hayat’ İslam’a kurulan barikat

Gönül gözü, peygamber; nuru arayan nesil

Asrımız, sana muhtaç; seninle ebed kalır

***                       ***

Medeniyet içinden harsı alın

Sadece enkaz kalır, himayesiz! ..

Asrımız adalet çehresine bakın

Kuvvete esir düşmüş, çaresiz…

***                       ***

 

Okul olur,

Millete ocak, okul olur

Tüter bacası nefesinden;

İlme’l yakin O/ kul olur! ..

***                        ***

Kimin fermanı, Islahat! ..

Yüz elli yıllık maslahat

Yakarışımız Huda’dan,

Bizi hayırla ıslah / et! ..

***         ***

Oku,

“İkrâ” ilk emir oku

Kelimeler ışıl ışıl;

İlmin sadakta ki oku!

***                        ***
Cehaletin taassup kokan

Evladını gömdüğü o / kuma

Pusatlanır kelimeler

Kalbe huzur verir okuma! .

***         ***

Feryadımı Ferhat’a sor, acımı çekecek o!

Sırrımı sükûtla yor, yükümü çekecek o!

“Kişi arkadaşının yolu üzerinedir”

Celladımı dostuma sor, ipimi çekecek o! ..

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.