DUT AĞACI DENİLDİ Mİ?


29 Kasım tarihinde, “Kalkınma Kurultayını” yaptık!
Benim gazetecilik felsefemde şu vardır;
“Önce teklif et, sonra tenkit et!”
Teklifimiz nedir?
Elazığ’da, “Yerleşik Fuar Alanı” şehrin tekrar gündemine taşınmalıdır!
Fuar düşüncemizi, “ihtisas fuarları” olarak da isimlendirebiliriz!
Ve burada bizim içtenlikle yıllardır sözünü ettiğimiz,
“Doğal Gıda Ürünleri Fuarı…”
Bu aynı zamanda, kendi ‘kültür ürünlerimize’ bir dönüştür!
Belki yazımızın başlığına, “dut ağacı” dedik ama
Bunu bizler, ‘ceviz ve badem ağacı’ ile zenginleştirebiliriz!
Bütün bunlarla bizler, bu şehrin ‘marka ürünlerini’ birlikte sunabiliriz!
Üzüm ile birlikte, ‘ceviz ve badem’ bizim olmazsa olmazlarımız arasındadır!
Üzüm, Dut, Ceviz, Badem birbirleriyle entegre olan ürünlerdir!
Şunu iddia ediyorum,
Teşviklerle desteklendiği,
“Üzerinde bilimsel çalışmalar” yapıldığı,
Ve de, ‘ticarileştirildiği’ takdirde,
“Üzüm ve Üzüm Ürünleri…”
Kaysı örneğinde olduğu gibi,
“Dünya Markası…” niye olmasın ki!
*** ***
ÇEVRE VE AĞAÇ DENDİ Mİ?
Çevre ve Ağaç dendi mi, ilk akla gelen isim,
Emekli Albay, Tahir Alkan Beyefendidir…
Kendileri, Ankara’da ikamet ediyorlar…
İlerleyen yaşına rağmen, gözü ve gönlü Elazığ’dadır…
Bütün özleminde de, ‘Yeşil bir Elazığ Coğrafyasıdır’
Kendileriyle sürekli paylaştığımız bir konudur;
“Keban Göl Havzasının Ağaçlandırılması…”
Bu ağaçlandırma çalışmalarında,
Ticari bir anlayışın da geliştirilmesidir…”
Bu yörenin her biri kültür ürünü olan,
“Ceviz, Badem ve Dut Ağacı…” ile de, ekonomik olarak da güçlendirilmesidir.
“540 köyümüzü”
“Ceviz, Badem ve Dut Ağacı…” Ormanı ile ‘ihya’ edebiliriz!
*** ***
Yıllar Önce, “Dut ve Dut Ağacı Üzerine Yazdığım bir Çalışmayı Sizlerle
Paylaşmak İsitiyorum;
Dut ağacı üzerinde neler yazıldı, neler anlatıldı, neler konuşuldu bilemiyorum.
Bildiğimiz bir şey varsa, ‘dut ağacının’ odunuyla, yaprağıyla,
meyvesiyle her bakımdan ‘kültürümüzle iç içe’ ekonomik bir kaynak
olduğu gerçeğidir.
Dünyamız artık, haklı olarak ‘doğal gıda ürünlerine’ yöneliyor.
Bu ürünlerimizle ilgili çok ciddi çalışmalar yapılıyor, ‘yeni
sektörler’ doğarken, yeni tanımlamaları da beraberinde getiriyor.
Bir gözlemci olarak dikkat ederseniz, Anadolu’da yol kenarlarına
dikilen dut ağaçları; gelen geçen yolcuya gölgelik etmesi, meyvesiyle
hayrat olması, börtü böceğe, kurda kuşa yem olması gibi doğal bir
cazibesi vardır.
Kaynak bilgileri şöyle alt alta sıralarsak, ‘garip yolcunun
uğrağındaki’ dut ağacının faydalarını şöyle sıralayabiliriz;
“ Aç karnına yenen beyaz dut barsak solucanlarını döker.
Dutun taze yaprakları ile derideki yaralara ve burundaki kanamalara
tampon yapılırsa kanamalar durur.
Ne şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır.
Sabah aç karnına yenir ve üzerine su içilirse barsakların çalışması
temin edilir.
Beyaz dutun 15–20 gr. yaprağı 3 su bardağı ile kaynatılırsa iyi bir
idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş de
düşürür.
İştah artırır, enerji verir.
Kalsiyum, demir,B1,B2 ve C vitamini yönünden zengin.
Karadut şurubu ya da karadutun yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile
elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti iltihaplarında
kullanılır.”
Uzmanlar, araştırmacılar ‘gariplerin uğrağındaki’ dut ağacının
verdiği meyvede ne kadar büyük bir enerjinin ve şifa kaynağının saklı
olduğunu hayretli bakışlarla açıklamaktadırlar.
Artık Türkiye’den, Elâzığ’ın Ulukale’sinden dünyanın dört bir yanına
ihracatının yapılmaya başlandığını gördüğümüz bu şifa kaynağında;
“ağrı kesici, parazit önleyici, mikrop öldürürcü, öksürük kesici,
terlemeyi artırırcı, idrar söktürücü, yumuşatıcı, balgam söktürücü,
kan şekerini düşürücü, tansiyon düşürücü, diş ağrısını giderici, gözle
ilgili, göğüs ve solunum yolu hastalıklarını iyileştirici,
sakinleştirici, kuvvetlendirici” ilmin üzerinde çalıştığı ve
tanımladığı iyileştirici değerler olduğunu görüyoruz.
Gıda uzmanları bizlere ‘marka bir içecekten’ besleyici değeri yüksek
bir içecekten söz ediyorlar, ‘dut suyu’
Gıda uzmanları bizlere, ‘dut yaprağının yenebilir’ olduğundan söz
ediyorlar. Üzüm yaprağından olduğu gibi, ‘taze tut yaprağından sarma’
yapılabileceğini belirtiyorlar.
‘Dutunu’ bizim yöremizin bir simgesi olarak bilinen, ‘dut ve cevizin
birlikte ezilerek karıştırılmasından’ oluşan hakiki bir enerji
lokumudur.
Bahar mevsiminin o sıcaklığı, o canlılığı ile olgunlaşan ‘dut zamanı’
geldiğinde bizim köylerimizde ayrı bir telaş başlar. O telaşı bütün
heyecanıyla yaşamak isterim. İnsanımın da, o heyecana daha bilinçli
bir şekilde katılmasını arzu ederim.
Dut’un, tamamen organik tek ürün olduğunu söylemeye gerek var mı? Dut
ağcında zararlı böceklerin barınmaması, böceklenmeyen tek yiyecek
olması onu diğer ürünlerden ayıran bir özelliğidir.
Üzüm ve dutu sürekli birlikte düşünmüşümdür. Her ikisinin bizim
kültürümüzde yer alan zenginliğini de birlikte ifade etmeye
çalışmışımdır. “Duta, asma çubuğu aşılandığını” veya “dut dalından
üzüm yendiğini” düşünmemişizdir. Ama ziraat bunun ‘olabilirliğini’
bizlere haber veriyor.
DUT ÜRÜNLERİ DEDİK!
Hem beyaz ve hem de karadutun kurusunun özellikle kış aylarında büyük
bir zevkle, iştahla tüketildiğini biliyoruz. Özellikle, karaduttan
elde edilen ‘meyve suyunun’ bizde pek yaygın olmadığını belirtmek
isterim.
Burada, ‘dut lekesini’ ovalanmış dut yaprağının çıkardığını ve bunun
da, leke çıkaran formülün kendisinde saklı olduğunu vurgulamak
isterim.
Dut Pekmezi, besin değeri çok yüksektir. Halk arasında; kansızlığa,
ülser ve mide hastalıklarına, astım ve bronşite iyi geldiği, vücut
direncini artırdığı söylenir.
Bizim çok güzel atasözlerimiz vardır, “Sabırla koruk helva olur, dut
yaprağı atlas.” Dut yaprağı bizim geleneklerimizde ‘sabrı’ temsil
eder. "Dut yaprağı açtı soyun, döktü giyin" derler. Bahara düşen ilk
nişan dut ağacınadır!
Tarihimizde, ‘ipek yolu’ bir medeniyet yolu olarak sürekli anılır. O
yola ismini elbette ki, ‘dut yaprağı’ ile beslenen, ondan ‘ipek
salgılayan’ İpek Böceği vermiştir. Ta Çin’den Anadolu’ya uzanan bir
yolculuk!
O yolculuğu, o kültürü günümüzde ne kadar devam ettirdik veya ettirme
çabasındayız? Yaklaşık ömrü iki ay olan bir İpek Böceği, Tek bir
kozadan bin metre uzunluğunda ‘ipek teli’ üretilir!
Sizlere her haliyle ilham veren bir ağaç, bir böcek ve ders alacağınız
gayet tabii bir laboratuar! Gülcemal durdu bir şiirinde, “Salladım dut
dallarını / Yıldızlar düştü / İpler yaptım yıldızlardan / Taktım
Samanyolu’na”
Âşık Veysel’in sözleri hikmet pınarı gibi çağlar; “Gizli dertlerimi
sana anlattım /Çalıştım sesimi sesine kattım / Bebe gibi kollarımda
yaylattım / Hayali hatır et beni unutma / Bahçede dut iken bilmezdin
sazı / Bülbül konar mıydı dalına bazı / Hangi kuştan aldın sen bu
avazı / Söyle doğrusunu gel inkâr etme / (…) / Sen petek misali Veysel
de arı / İnleşir beraber yapardık balı / Ben bir insanoğlu sen bir dut
dalı / Ben babamı sen ustanı unutma. ”
Prof. Dr. Metin Saip Sürücüoğlu; “Türklerin besin muhafazası için
geliştirdiği pekmez; bir taraftan çabuk bozulan üzüm ve üzüm şırasının
dayanıklı hale getirilmesini sağlamakta, diğer taraftan da tatlı ve
şeker ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olmaktadır. Pekmez, meyve
şırasının yoğunlaştırılıp kaynatılması ile elde edilen tatlı bir
sıvıdır ve en çok üzümden yapılır. Üzümün yanı sıra dut, erik, elma,
armut, şeker pancarı, karpuz, şeker darısı, nar gibi meyvelerden de
yerel pekmezler yapılmaktadır.”
Sürekli bir şekilde ‘ev’ ‘aile’ ekonomisinden söz ettik. Özelliklede
yeni istihdamların oluşturulmasında ve bunların desteklenmesinde,
‘bilinçlenmenin’ ne kadar önemli olduğunu sadece, doğal gıda ve şifa
kaynağı ‘dut ürünlerinde’ görebiliyoruz. Türkiye’de, insan ve kaynak
israfı diye iki kavramı birlikte kullanmak isterim.
Yıllar boyu, ‘dut, üzüm ve kayısı’ şenlikleri yaptık. Mahalli
soframızın zenginliklerini bu şenliklerle daha fazla duyurmaya
çalıştık. Bilhassa dut ve üzüm ürünlerini yaygınlaştırmak için
patentler aldık Türkiye’mizin birçok illerinde, ‘birlikler’ ve
‘kooperatifler’ kurduk! Şuna gayet iyi inanıyorum ki, ‘gıda
sektöründe’ Türkiye, kendi dinamiklerini harekete geçirirse dev
adımlar atabilir.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.