Elazığ Sanatın Merkezi


Elazığ’da, çok güçlü bir sanat ve edebiyat mahfili olduğunu söyleyebilirim
Bu çok uzun yılların emeğidir!
Folklör Araştırmacısı Av. Fikret Memişoğlu tarafından,
1947 tarihinde, “Elazığ Folklör ve Turizm Derneği” kurulur.
Bir nesli hazırlayan ‘sivil bir okul…’ olacaktır
Bu okul, ‘sahasının zirve insanlarını…’ yetiştirecektir.
1971 tarihinde,  “Elazığ Musiki Konservatuarı Derneği…” kurulacaktır
Kurucusu,  ‘Naci Sönmez ve arkadaşları…’ 
2000’li yıllarda, ‘Musikimizin Zirvedeki…’ sivil örgüsü olacaktır!
Bu okulun en güzel meyveleri, “bağrından devlet sanatçılarını…” çıkarmasıdır.
Gazi Atatürk şöyle der; “Sanat güzelliğin ifadesidir… 
Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık,
Oyma ile olursa heykeltraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.”
Gazi Atatürk sanatçılar için, Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… 
Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız” diyorlar!
Elazığ’da,  ‘gazeteler, dergiler…’ 135 yılı bulan ‘Basın Tarihimizde…’
Sanat ve Edebiyatımızı bir bakıma, ‘çimlendiren…’ mahfiller olmuştur.
Burada üzerinde durmamız gereken önemli noktalar var;
Elazığ tarihi boyunca, ‘insan kaynakları…’ bağlamında zengin bir ilimiz
Sanatı ve sanatçıyı besleyen çok önemli ortam ve faktörler mevcut!
Ne diyoruz;  “sanatı ve sanatçıyı ilim muhiti besler!”
Harput’un son 150 yılına baktığımızda, 
“Beyazit Kütüphanesinde Harput Doğumlu yüzün üzerinde bilge kişi görürüz!”
Harput, “Bursa’dan Şam’a-Basra’ya uzanan ticari yol güzergahında…” 
Döneminde bir ilim merkezi olduğu kadar, ‘ticari merkez…’ konumundadır.
Evliya Çelebi’nin Harput’la ilgili bizlere aktardığı ifadeler de; 
“Kütüphanelerden, Medreselerden, Hanlardan, Hamamlardan…” sözedilir!
Harput’ta, “Divan Edebiyatı…” gibi, ‘Elit Kültürün’ oluşu oldukça önemlidir.
Harput, Fırat Havzasında; ‘ses ırmağının çağlayanı…’ olarak tanımlanır.
Burada sanatı, sanatçıyı nasıl tarif edebiliriz?
Sanat kelime olarak,  “Kabiliyet ve Hüneri” ifade eder.
“Sanatkâr, seçtiği malzemeyi toplar, birleştirir, bir kompozisyon haline getirir, inşa eder.”
Sanatçıyı tarif ederken de, “Bir anı devam ettiren, şimdiki hale devamlılık veren kimsedir.”
Sanat Eseri, “Geçmişle gelecek arasında bir bağ; 
Cihanşümul bir hayat ile ferdi hayat arasında bir köprüdür.”
Sanatçı, geçmişle gelecek arasında bir bağ kuruyor!
Onurlu bir köprü kuruyor!
Tuval’de, “yaşadığımız hayatın özeti” vardır…
***            ***
Sanatçı, dünden bugüne neleri taşımakta!
O soylu düşünce ile bugünlerden yarınları yorumlamak isterim;
“Yarın geçilecek yolu, bugünkü nesiller inşa eder!”
Bu milletin zevkini, estetiğini, zarafetini, inceliğini bütün gönül zenginliğini vererek yoğururlar!
Bu bağlamda Aytmatov bu coğrafyanın insanına sesleniyor; 
“bütün eserlerinde ‘kendin ol’ ve ‘özünü koru’
Fethi Gemuhluoğlu ise, ‘kendine, insanına, tarihine, hukukuna, diline, örfüne, 
Coğrafyana, bilumum güzelliklerine dost ol’çağrısını yapıyorlar!
Ahmet Kabaklı Hocamız ne diyorlar;  “Kültür, onu meydana getiren milletle beraber doğar, çoğalır ve gelişir. Yeniden kültür yapılamaz, yeniden musiki, yeniden dil, yeniden terbiye, yeniden hukuk, yeniden iman ve inançlar yapılamaz”
***            ***
40 yıl kalemimiz elimizde, 
40 yıl, sanat ve edebiyat sohbetlerinin içerisindeyiz.
40 yıl,  ‘el emeği-göz nuru…’ sergilerle başbaşayız…
40 yıl,   ‘şiir ve musiki günlerinin…’ coşkusundayız!
O sohbetlerde tanış olduğumuz o kadar sima var ki;
“Şener Bulut, Şükrü Kacar, A. Tevfik Ozan, Naci Onur, Şeref Tan, Serhat Kabaklı,
Yalçın Turhan, Recep Bağcı, M.Şükrü Baş, Tamer Kavuran, Gazi Özcan, Servet Kabaklı,
E.Mithat Yılmaz, Günerkan Aydoğmuş, Nihat Kaçoğlu, Zekeriya Bican,
Paşa Demirbağ, A. Ataman, Nihat Oğuz, Hasan Öztürk, Hüsamettin Septioğlu,
Harun Taşdemir, Nusret Özmen, Nihat Gazezoğlu, Rüstem Septioğlu, Esat Kabaklı,
Lokman Tasalı, Mustafa Döner, Hüseyin Poyraz, Nazım Payam, Tarık Özcan,
İhsan Nazik, Mahir Gürbüz, Muhlis Tunç, Hüseyin Göçeri, Ömer Gazezoğlu,
M.Faik Güngör, Tuncer Sönmez, F. Ahmet Harmanşah, H. Ergün Yılmaz, 
Z. Abidin Başaran, Hadi Önal, Hasan Özçam, İlhami Bulut, Hüseyin Göçeri,
M. Yalçın Azizoğlu, Doğan Sever, Zülfü Demirtaş, Fethi Açıkgöz, Hasan Taydaş…
F.Ü. Sanatın içerisinde olan akademisyenlerimiz…
Kamu da bulunan o kahraman isimler…
Türkiyemizin dört bir yanındaki devlet sanatçılarımız…
Sanat ve Edeniyatla bütünleşen iş dünyasındaki dostlarımız…
Bu isimlere bir o kadar daha ilave edebilirsiniz… Her biri, efsane isimlerimiz…
Bu şehir de, sanatın yedi rengini oluşturan gökkuşağımız!
Elazığ Şehrimiz, çok zengin bir, ‘sanat iklimine…’ sahiptir.
Bu isimlerin birçoğu, “yerel ve ulusal basınımızda…” kalemleriyle bilinir
***            ***
İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı ile sohbetimiz oluyor
Recep Bağcı, bir fotoğraf sanatçısı ve neyzen…
Elazığ’da,  “Fotoğraf Sanatını…” konuşuyoruz!
Elazığ Şehrimiz, bölgesinde imrenilecek bir yere sahip…
Cumhuriyet Öncesine kadar uzanan bir tarihi geçmişi bulunuyor
“Hayrullah Vehbi Coşkun…” ve “Paki Şedele…” isimleri
Foto Sururi’den bahsediyor bizlere, Sn. Bağcı
Günümüze doğru gelindiğinde; Necmettin Küllahçı, F. Şedele,
Abdullah Ataman, R.Bağcı  ‘Ve…’ diyelim!
2000’li yıllardan itibaren, “Kısa Film…” çalışmaları hız kazanıyor.
İletişim Fakültesi, “Kısa Film Festivalleri…” düzenliyor!
“ Sadık Kemal Tural, Yücel Çakmaklı, Recep Bilginer, Ensar Kılıç…” katılımıyla,
“Milli Sinema…”  Elazığ’da gündeme taşınıyor…
Ankara’da, “bir dizi toplantılar…” düzenleniyor!
Bu çalışmaların,  “gizli kahramanları…” onları asla unutamayız!
***            ***
Resim Sanatının Usta İsimleri arasında kimler yok ki;
Adnan Çoker (Prof.), Selami Gedik, K. Ergün Arslan, 
Tamer Kavuran, Öznur Aksoy, Yaşar Sabri Şanlı, Sema Doğmaz
Bünyamin Cumurcu, Öznur Aksoy, A. Bulut, Ruhi Petek…
“Ve…” diyelim!  Gönül alkışlarımız sanatçılarımızla olacaktır.
Onlar, ‘şehri resmettiler’ 
Onlar, ‘gökkuşağı misali…’ şehrin yüreğine; altın kemer taktılar
***            ***
“Şiir ve Musiki” “Ses ve Söz” içiçe…
Bir yürekli insan,  “Doğan Sever…” dillere kolay; 
Elazığlı Şairlerin Eserleri; “Notaların Kanatlarında…” “300’e yakın beste…” 
Harput Musikisi, ‘coğrafyamın ses rüzgârı…’
Sıcak ve esenlikli rüzgâr, 13 makamda ‘asırların nağmesi’ oldu!
O nağme yüklü bulutlar, ‘geleceğin gönül dünyasına…’ esecek!
Elazığ şehrimiz, “sanatıyla…” coğrafyamın  ‘kimlik şehri’
Cengiz Aytmatov bu şehre övgüler yağdırıyor…
Cenani Dökmeci’nin o kadar güzel bir şiiri var ki;
Bir şiir bu kadar, ‘kendi sanatıyla içiçe olabilir’
“Emek verdim yârim diye/ Bakır tenli gül vazoya
Döver çekiş okşar ege/ Nakışlanır oya oya”
Efsane dolar içimiz/ Ergenekon’dan ses verir
Körüğümüz çekicimiz/ Alnımızda tarih erir”
Dökmeci’nin bir diğer şiirinde;
“Bulutlar yağmurlu, pekmezler damda
Orcikler nem kapar boy boy damda
Bir çoban ataşı harlar odamda
Tad kalmaz damakta gah’tan guymaktan” (1966) 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.