FİKRET MEMİŞOĞLUNU ANIYORUZ!


 DOĞUMUNUN 100. YILINDA

FİKRET MEMİŞOĞLUNU ANIYORUZ!

                                                                             Bedrettin KELEŞTİMUR

20 Temmuz 1968 tarihinde aramızdan ayrılarak baki âleme uğurladığımız,

 Rahmetli Av. Fikret Memişoğlunun doğumunun 100. yıl dönümünde,

Marmara Elazığlılar Derneği 12 Haziran 2014 Cum’a Günü, bir anma proğramı düzenledi…

Nuretti Ardıçoğlu Kültür Merkezi’nde yapılan bu proğramda;

Sanat ve Edebiyat Dostları bir araya geldiler…

Proğrama Elazığ İl Kültür ve Turizm Müdürü Tahsin Öztürk,

Av. Fikret Memişoğlu’nun oğlu Güçmen Memişoğlu,

MARED Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kahraman,

MANAS Gönülevi Sanat ve Edebiyat Dostları katıldılar…

Toplantının ilk bölümünde, Mahmut Kahraman, Naci Onur, Yavuz Haykır,

Lokman Tasalı ve Tahsin Öztürk Av. Fikret Memişoğlu’nu anlattılar…

Ve toplantı sonrasında, “Fikret Memişoğlu Fotoğraf Sergisi” açıldı…

***                       ***

Çok yönlü bir şahsiyeti, Av. Fikret Memişoğlunu anlatırken;

Kendilerinin Şair, Yazar, Hatip, Eğitimci, STK Başkanı, Halkbilimci;

Folklör Araştırmacısı, Siyasetçi, Yayıncı, Gazeteci, Müzik Adamı

Avukat, Hakim, Vakıf İnasnı ve herbirini kuşatan ‘gönül adamı’nı anıyoruz!

Bugünkü yazımın hemen başında büyük harflerle ifade edebilirim;

“Elazığ Kültür Parkına- Av. Fikret Memişoğlu” ismini verelim!

O isim, bu şehri şahsında karekterize edebilen bir kimliktir!

Bir şehir, ‘kimliğiyle’ ‘abide şahsiyetleriyle’ yaşarlar…

***                       ***

Evet sevgili can dostlar,  Onlar,“bu şehrin yağız yüzleri…”

Kalemleriyle, bir dönemi aydınlatan yiğidin has kumaşı!

Tarihini yazdılar, bu şehrin doyasıya..  Geriye döndüğümüzce baktık, 

Onların yüzleriyle bütün şehre! . 

Kalem ve Kelam,  İki sır dost birbirine!  Kaldırdılar, bütün ervahı ayağa! .

 Vicdanlarına tanış oldular, Ölçtüler, biçtiler, tarttılar.  Sözü her dem hayra yordular! .

Onlar şimdi, Bu şehrin hafızasında.. Sözünde, sohbetinde, meclisinde...

Atılan her temelin harcında!  Her fikrin, her düşüncenin nakışında!

Şiirin, nesrin, musikinin velhasılı güzel sanatların hert dalının hamallığına bir ömür boyu soyundular.

Değişmediler bu hamallığı, Hiçbir mesleğe, hiçbir makama..

Çile örgüsü gibi, örüldü her hadise, bu sanatın has ipeğiyle! Görüldü mavera,

Yolculuğun en zirve günlerinde!  Destanlarımızın yüz akı oldular.

  En dolu mısralarla anlattılar, “Çayda çıramızı..”  Bizim türkülerimizi söylediler...

 “Tarihi yazmak, yaşamaktan zor dediler” Fikret Memişoğlu ve arkadaşları;

Bu yol, bu yolun garip yolcuları, Bir soylu ağaca benzer! Kökleri derinlerde,

Kendi toprağından alır gıdasını, Gövdesi bir dağ, metin bir zirve gibi!

Dalları devşirir, en güzel meyvaları! .

Kalem konuşur, Bir şehir kalkar ayağa! .

Sarılır nice ak alınlar bayrağa, “Şehit kanları gibi, Mürekkepleriyle su verir toprağa..”

Onlar, bu şehrin birer meşalesi.. Bir fanusa benzer yüzleri,

Bir bakın o kalemlerin diliyle, Geçen bir asrın has kumaşına..

Okuyun geçmişi ezberden, Onların sütunlarından!

Bugün bizim tarihimizi solukluyoruz. Nesiller arasında köprü taşları!

Bir silsilenin halkaları onlar. Bugün sizlerle birlikte vicdanımın sesi, bu manevi ihtiramda yankılandı!

Kalemin namusu, bir daha bu meclisin huzurunda soruldu!

 ‘Asra yemin etti..’kalemler, ‘Halkın dili..’ olmaya namzet

Bu şehrin; sesi, soluğu, çileli yarenleri oldular!

Belek duruşlarına, ellerimizi kaldırıyoruz rahmet dilekleriyle…

Sizlerle, Alperen ruhu her dem yaşadı! .

Memişoğlu, Sunguroğlu, Niyazi Yıldırım, Şeref Tanlar… Daha niceleri unutulmadı!

Evet, hiçbir zaman da unutulmayacak! 

Onlar, bugün herbiri tarih, Onlar, bu şehrin tabii olarak şeref levhasındalar.

Onlar eserleriyle, bizlere örnek şahsiyetler!

***                       ***

“Yükselmek, ne dalsız ne budaksız olur

Yükselmek, ne kolsuz ne kanatsız olur

Ümitler fışkırır dalgalar kadar sert

Yükselmek, ne alsız ne yüreksiz olur” (bk)

***                       ***

Bugün burada dünün muhasebesini yapıyoruz.

 Coğrafyanın vatan oluşundaki ipekten atlasın,

 Her düğümünün atılışındaki o destanı bir daha birlikte okuyoruz.

Bir şefkat pınarının sürekli çağladığını ve çağlayacağını;

 Sizlerle birlikte heyecanla paylaşmak istiyorum.

Şairin dediği gibi, ‘ince ve uzın bir yoldayız’

Elâzığ’ın son yirmibeş yılında,

 Memişoğlu ve arkadaşlarının meydana getirdiği efsaneye sımsıkı sarıldıklarını,

Elazığ’da, Ankara’da, İstanbul’da oluşturdukları  “edebi mahvillerde”

Dünden bugünlere güzel işler yaptığını söylemekl isterim.

Fikret Memişoğluyla, öncelikle folklörüm, Musikim akla gelir.

Bizin Musikimiz diyorum;

Her makamda, Bir ayrı hoyrattır! Bizim musikimiz,

 Her makamda, Dertli gönlüme hayrattır!

Bizim musikimiz onüç ayrı makamda ‘safa’ verir!

Bizim musikimiz, Davut’tan almış İlhamını... Yetmiş bin âlemle paylaşır gamını!

Bizim musikimiz Kuşların cıvıltısı, Suların şırıltısı, Arıların vızıltısı,

Yaprakların hışıltısı Kadar, Kâinatla konuşur!

Biziim musikimiz Hekimlerin ilacı... Zamana, Utacı olur!

Biziim musikimiz Asırların içli nağmesi feryadıma ses verir.

Bugün burada, Av. Fikrtet Memişoğlu’nu anma proğramında;

 O nağmelerle içiçe olduğumun hissini yaşamaktayım.

Bugün burada, Nurettin Ardıçoğlu Kültür Merkezi’nin Mütevazı Salonu’nda;

 Tarihi bir muhasebenin başındayız.

Bütün ömrünü bu şehre, bu şehrin geleceğine adayan bir Kahramanı,

 İnsanların yaşadıkları dönemi gözlerimin önüne getirmeye çalışıyorum.

Şehirle bütünleşmişler. Bütün meselelerine hemdert olmuşlar.

Fikirleri ve düşünceleri Kömürhen Köprüsünün ötelerine taşmış!

Ankara’yı derinden etkilemişler!

Zamanla yarışan cengâverler diyorum onlar için!

Şiirlerinde, nesirlerinde, edebi hareketlerinde bir şecaat var.

“Nerde şecaat gördünse oraya doğru koş

Ömrünü heba etme ki, zamanda nişan yok

Seni aldatan, dünyan- met’an neşe vermesin

Yakar Huda’dan, ondan başka bütün imdatlar boş” (bk)

***                       ***

Onlar, gönül insanları, asırlarının gönül dervişleri!

Gönül, ilmin şadırvanı! Şadırvanı Gönül, Hikmetin değirmeni!

Gönül, Marifetin asumanı İltifatım, Rahmete rağbet! 

Rağbetim, Sabrın üç kanadına! . Kanatlanmak, Bir kuş kadar hafiflemek!

 Kabirden haşre, Güzün bahara dönmesi! ... Yüzün, Bekaya dönmesi! ... Gönlün, Aslına dönmesi!

Döne döne, gönüllerde taht kurdular! Onlar bu şehrin bahtını sürekli aydınlağa çıkardılar;

Bu şehrin, “Aydınlanma Çağına” mühürlerini vurdular!

Can dostlar, şu anma proğramı, şu nazende ifadeler,  bizlere o kadar büyük dersler veriyor ki,

 Şu mütevazı mekanda bu şehrin abide şahsiyetini, hayırla yâd ederken,

Tarihe birlikte yolculuk ederken ve tabii olarak da, hafızalarımızı gayet canlı tutarken,

Bizler, birlikte ‘kendimizi’ sorgulayacağız;

Öyle ki, “Yarın geçilecek yolları bugünkü nesiller inşa ederler”

Bizlerin, bu şehre karşı ‘birlikte paylaşacağımız sorumlulukları olduğunu’

Söylerken, ‘vicdanım titremeye’ başladı!

Cengiz Aytmatov bu şehir için ne söylüyorlardı;

“Türk İllerinin ve Türk Halklarının manevi azığı haline taşıyan…” Şehir!

***                       ***

Av. Fikret Memişoğlu’nun aramızdan ayrılışlarının 47. Yıldönümleri,

Ve Doğumunun 100. Yıldönümlerinde, bu “Bilge Şahsiyete” ithaf ettiğim

Bir şiirle sözümü noktalamak istiyorum…

Ki, ömürleri kısa olan kahramanlar, ‘ikindi vaktine’ benzetilir!

Bu vaktin özelliği, “zamanın kısa, gölgelerinin büyük oluşudur”

Ruhun Şad, Mekânın Cennet Olsun diyoruz.

***                       ***

 “Fikret’i  andık mezarı başında

Ömrün baharında veda etmişti

Okunur adı musalla taşında

O taş sanki bize nida etmişti!

 

Gözlerin her damlasında hicran var

Dünyanın her imlasında hüsran var

Sözlerin cümlesinde hayran var

Vefa borcun bir bir eda etmişti

 

Ömür ne kadarda kısaymış meğer

Kahır dolu günleri saymış meğer

İçimizde bir dolunaymış meğer

Zamandan kendini azad’ etmişti

 

Soğuk bir rüzgâr gibi eser ölüm!

İlla deyip hakikat keser yolum!

Görebilsen bekaya koşar halim

Sır kalemin dünyayı yâd’ etmişti

 

Ölüm kusan hakikat koş peşimden

Ayrılık arkadaşımdan, eşimden

Yalnızlık ki, sımsıkı tutar şimden

Bir ömür dolusu seda gitmişti”

 

 

             

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.