FRANSA’YI TANIMAK!


O Fransa’yı iyi tanıyalım!

Voltaire ne der, “Tarih milletlerin tarlasıdır.

Her toplum geçmişte bu tarlaya ne ekmişse,

Gelecekte onu biçer.”

Norman Coisins ise tarih için şöyle der;

“Tarih, muazzam bir erken uyarı sistemidir.”

Bizler, Fransa’yı ve O’nun sürekli sırıtan yüzünü iyi biliyoruz!

Samimi, dost ve içten değildir!

Aldatan bir tavrı vardır…

O tavrını hiç değiştirmedi!

***                       ***

İşte tarihten misaller;

30 Ocak 1919 tarihinde, “Paris Barış Konferansı...”

O konferans da, “Osmanlının parçalanması kararlaştırılır!”

***                       ***

Tarihte hiçbir zaman geçerliliği olmayan;

Ve olmayacakta…

O malum,  433 maddeden oluşan, “Sevr Antlaşması…”

Nerede imzalanmıştır?

“Paris’in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesinde!”

Gerçekten de, ‘müzelik’ bir antlaşma!

Ev sahipliğini Fransa yapıyor!

Fransa, ‘bölücülüğün hamisi’ rolünü sürekli oynamıştır!

***                       ***

BİZDEKİ İLK GAZETE!

Bizdeki ilk gazete, “1795 yılı ortalarında…” çıkmıştır?

Gazeteyi çıkaranlar kimlerdir?

Fransa’nın, İstanbul Büyükelçiliğidir!

Gazetenin ismi, “Bulletin des Nouvelles”dir!

(Haberler Bülteni)

Gazete’nin amacı nedir?

“1789 Fransız İhtilalini anlatmaktır!”

Fransız hükümeti tarafından,

Aleni olarak,  bizatihi yürütülen,

“Misyoner Çalışmadır…”

Akif bir şiirinde ne diyor;

“Şark’a bakınız, Garb’ı bilmez, görgüden yok vayesi

Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi!”

Batıyı, O’nun kan içici “Haçlı yüzünü” ne zaman tanıyacağız?

***                       ***

FRANSA CUMHURBAŞKANI NE DİYOR?

Fransa Cumhurbaşkanı yıllarca, ‘hamiliğini yaptığı’

“Fransa Ermeni Örgütleri Konseyi(CCAF)’nin yemeğinde;

"Gerçeği bulma çabası devam etmelidir.

 Yüzüncü yıl dönümünün, soykırımın tanınması noktasında yeni bir jest,

Yeni bir etap olacağına inanıyorum"

Asıl gerçeklerle, Fransa yüzleşmelidir!

Fransa, yakın tarihimizde “sömürge imparatorluğu” olarak bilinir!

1900-1930 yılları arasında o kadar büyüdü ki,

Sömürgeleriyle birlikte yüzölçümü, “13 milyon km2’ye kadar” ulaştı!

Söylemeliyiz, Fransa’nın; Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta;

Şanlıurfa’da, Hatay ve Adana’da ne işleri vardı?

Hala, o işgalci yüzü Anadolu’da unutulmadı!

***                                       ***

FRANSA, OSMANLININ HİMAYESİNDEDİR!

Tarihe dönelim… Kanuni Devrine!

Hapse düşen Fransa Kralı, Kanuni’den yardım ister!

Kanuni, “Ben ki, Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı,

Hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi…”

Diyerek, sözüne devam eder…

Fransa Kralı için ise,

“Sen ki, France Vilayetinin kralı Françesko’sun…”

Tarihler, 15-24 Ocak 1526)

***                                       ***

FRANSA’YA UYARI!

Kanuni Dönemidir!

Dünyaya nizam verdiğimiz bir dönemdir!

Fransa’da, ‘dans…’ yeni yeni ortaya çıkmaktadır!

Kanuni’nin buna tepkisi çok sert olacaktır…

Kanuni gönderdiği fermanda şöyle der;

“Sefirimden aldığım mazharda memleketinizde,

‘Dans namı altında’ kadın erkek birbirine sarılmak suretiyle,

Alâmeleinnas icrâ-i luğbiyet yapılmakta olduğu,

Mecmu’-i şahanem olmuştur.

Hem hudud olmaklığımız itibariyle iş bu rezaletin

Memleketime de sirayeti ihtimali muvacehesinde,

 Name-i hümayunumun yed’ine vusulünden itibaren

iş bu rezalete hatime verilmediği takdirde ordu-yı hümayunumla

Bizzat gelüb iş bu rezâleti men’e muktedirim.”

Bu fermandan sonra, Fransa’da,

“Dansı 100 yıl yasaklayacaktı…”

Şair ne diyor;

“Garbın eşyası eğer kıymeti haizse yürür

Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür!”

Garb/ veya Batının  “O asırda çürüyen!”

İflas etmiş modası,  günümüzde başını almış gidiyor!

***                       ***

FRANSIZLAR KORKAKTIR!

Tarihte olmuş bir hikâye anlatılır…

Bizlerde o hikâyeyi sizlere nakledelim;

“19 yy’da Almanya’nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin

Bir yakasında Almanlar,

Öbür yakasında da Fransızlar oturuyorlar…

Fransızlar her sene nehrin karşı kıyısına geçiyorlar,

Almanlara ait topraklardaki mahsulün tamamını,

Talan /veya yağma ederek götürüyorlardı.

O tarihlerde birliğini henüz te’min edememiş Almanlar zayıftır…

Bu olanlara da fazla ses çıkaramamaktadırlar.

Ancak bu durum her yıl tekrarlanmayı sürdürünce;

Çareyi Osmanlı sultanına durumu yazıp, imdat isterler!”

Sözü kısa keselim, bu zulüm karşısında, Osmanlı ne yapacaktır?

Asker yerine, ‘yeniçeri elbiselerini’ göndereceklerdir…

Sizler, bu elbiseleri mahsul zamanı üzerinize giyiniz;

Mahsul zamanı adam larınız bu elbiselerle dolaşsınlar!

Fransızlar, ‘korkak insanlardır’

Bu elbiseleri görünce, ‘yeniçerilerin geldiğini’ anlayacak;

Ve sizlere artık ilişemeyeceklerdir!

Osmanlı Türk’ünün elbisesinden bile ürken, O Fransa!

Kendi, ‘barbarlığını’ veya ‘haramiliğini’ unutmuş,

Âleme, ‘demokrasi dersi’ vermeye çalışıyor!

Akif ne diyor,

“Mazisi yıkık olan milletin atisi olur mu?”

Tarihi iyi okuduk, “âlemi…” iyi biliriz!

Fransa’nın, bütün kötülüklerin, ‘hamisi’ olarak,

Sahneleri terk etmediğini de, çok iyi biliriz!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.