HAC YOLCULUĞU’


Amellerin en üstünüdür, Hac… 
O ibadetin her anında, her rüknünde kâinatın özetini buluruz…
Özlemlerimiz vardır… 
Bir kalbi, bir hasbi yakınlıkla hasretini çektiğimiz,
 Yer kürenin en kutsi makamlarında bizleri buluşturur…
Hac yolculuğu; bir aşk, bir edep, bir vuslat yolculuğudur…
Asıl hayatı, onda manalaştırır; onda zenginleştirir, onda ikmal ederiz…
Zorluklar, eziyetler, sıkıntılar; bu kutlu yolculukta,
 “Hakkı ve Sabrı tavsiye ederek…” yürümenin erdemliklerini yaşamaya çalışırız…
*** *** 
Ecdadımız, Allah onlardan razı olsunlar;
 Yüzlerini ve gönüllerini büyük bir hürmetle Kâbe’ye çevirmişlerdir… 
Sürekli bu kutsal mekânlara, ‘hizmeti…’ kutsi bir emir olarak bilmişlerdir!  
Üzerlerinden, ‘manevi ihramı’ hiçbir zaman çıkarmamışlardır…
Tarihçilerin, ‘sürre’ ismini verdikleri bu güzel örfün çerçevesinde neler vardır;
 “Her yıl Hac mevsiminde Haremeyn-i Şerifeyn ahalisine, 
Bu mukaddes yerlerde geçici olarak bulunan zahit Müslümanlara, 
Mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan 
Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayan bütün âlim zatlara 
Para ve çeşitli hediyeler gönderilirdi.” (Tacü’t Tevarih)
 Yavuz, ‘Hadimü’l Haremeyn’ olarak anılmaktan o kadar hoşnut olurdu ki; 
Allah yolunda yapılacak her hizmeti ibadet olarak görürlerdi!.
Osmanlı, ekonomisinin en sıkıntılı olduğu bir dönemde, yol emniyetinin temini için,
 İstanbul-Medine Demiryolu gibi bir büyük projeyi hayata geçiriyordu!.
Ve, ondaki büyük edebe/ alçak gönüllülüğe bakınız ki, 
Kabe’nin çevresine yapılan revakların yüksekliği Kabe’nin altında idi!.
Ayet ne buyuruyor;
 “Biz Kâbe’yi insanlar için bir toplantı ve emniyet yeri yaptık” 
Bütün nazarlarınızı üzerinize çekecek Allah Resulünün asırlara olan mübarek mesajı;
 “Hac ve Umre yapanlar Allah’ın misafirleridir. 
O’ndan bir şey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse onları affeder.”
Hac ibadeti o kadar mükemmel bir çağrı ki, 
Dünyanın her yöresinden renk, dil ve ülke ayrımı yapmadan 
Milyonlarca Müslüman’ı bir araya getiriyor!.
Bu geliş elbette, manevi olduğu kadar maddi birçok sebepler halkasını da hazırlıyor.
 Müslümanların birbirleriyle tanışıp görüşmeleri; 
Ekonomik bakımdan bütünleşmeleri, düşmanlarına karşı tek saf oluşturmaları vs. 
*** ***
“Sonra insanların akıp geldiği yerden 
(İslâm birliğini, Tevhit inancının derin anlam ve hikmetini düşünerek) 
Akıp gelin ve Allah’tan günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. 
Şüphesiz Allah çok bağışlar ve çok merhamet eder..” (Bakara; 199)
“İnsanlar arasında Haccı ilan et de yaya olarak, 
Arık binekler üzerinde her uzak vadiden – yoldan sana gelsinler.” (Hacc süresi, 27)
Dünyanın her köşesinden, değişik iklimlerden, uzak veya yakın diyarlardan,
  Bir kutlu heyecan, bir kutlu yolculuk!.. 
Bir manevi rüzgâr gönüllere aşk tohumlarını atarak,  rayihalar
 Güzel kokular saçarak,  esmeye başladı.. 
Öylesine güçlü bir çekim kuvveti ki; yerküresini aynı potada yoğuruyor.. 
Dillerin, renklerin, iklimlerin aynı kıvamda, aynı potada erimesi!..
Mekke, mecalimin mihrabındasın
Rahmet damlalarının kabındasın
Bedir şehitlerinin katındasın
 
Medine, hal ile arzın mimberi
Kuşatır âlemi Resul haberi
Her hac mevsimi andırır mahşeri
Asrımızın şu badireleri/ buhranlı günlerinde, her Müslüman’a  
Hac İbadetinin vereceği çok büyük dersler var.. 
Yeter ki, oradaki manevi atmosferi her haliyle
 her anıyla tefekkür edelim!..Derinliğine düşünelim… 
İlim adamlarımız yukarıdaki ayetin mealini tefsir ederken şu önemli görüşlere yer veriyorlar;
—Yeryüzündeki müminlerin tanışıp görüşmesi,
—Bütün dertlerin tek dert haline getirilmesi,
—İslâm ülkeleri arasında ticaret ve kültürel yönlerden işbirliğinin sağlanması,
—Düşmana karşı ortak tavır alınması,
--Ölmeden önce ölmek sırrına erişip âhretten bir tablo oluşturulması..
 *** ***
Âlem-i İslâm’ın asırlarca önderliğini/ bayraktarlığını yapmış; 
“Onlar kendi aralarında birbirine sımsıkı bağlı, düşmanlarına karşı zorludurlar”
 Kutsi ayetiyle müjdelenmiş bir milletin evlatları olarak 
elbette atılacak her adımı enine/ boyuna düşünmek durumundayız..
Her meridyen arasında, dört dakika bir zaman farkı vardır.. 
Öylesine kutsi, üzerinde derinliğine düşüneceğimiz bir tecelli ki, 
yerküresinde her an, ‘ezan sesleri..’ şol  minarelerden;
 ‘Haydi Selâha..’ ‘Haydi felâha..’ çağrılarını bütün insanlığa yapar..
 İslâm’ın, insanlığı günün beş vaktinde insanlığı sulha
barışa/huzura çağıran bir medeniyet dini olduğunu görüyoruz..
Ama gel görelim ki, şu kutsi hac ibadetinin tefekkür edildiği ay içerisinde; 
yerküresinde dağınıklığımızı bir daha üzülerek göreceğiz..
Dinmeyen yaraların/ feryatların ve acı çığlıkların 
İslâm diyarında içimizi paraladığını göreceğiz.. 
Çizilen haritaların/ tayin edilen sınırların ‘tespitinde..’ müstemleke zihniyetini 
daha yakından idrak edip göreceğiz!. 
Yerkürenin kuzey-güney olarak ayrıştırıldığını 
Ve kuzeyin gelişmiş ülkelerinin güneyin bakir coğrafyasını
 Nasıl talan ettiğini daha yakından anlayacağız..
Suriye,Filistin, Irak, Kafkaslar, Balkanlar, Doğu Türkistan, 
Keşmir vs her birinde öylesine acı fotoğraf kareleri yer almaktadır ki, 
özümüze, kanımıza dokunur!..
**** ***
Yürümek dedim; asırlara yürümek..
Merhamete, şefkate; ilim ve hikmet yolunda hakikate yürümek!..
Bağın  neresi?.
Sordun mu kendine?.
Bahtın neresi?.
Akıl gözüyle baktın mı dünyana?..
Ya, duracağın; saf! 
Öyle bir saf ki, bütün yörüngelerin aynı noktada odaklaştığı saf!..
Evet, İman ve İslâm Atlası üzerinde safileşmek!..
Kimin düşmanıyım biliyor musunuz; 
Din (İslâm) sevgisinin olmadığı kinin, öfkenin, hasedin, ifratın!.. 
Ve, Allah korkusu taşımayan vicdansızın!. 
Rahmetten kaçan nasipsizlerin!. 
İki yüzlü, riyakâr münafıkların!.. 
Bedeninde zerre kadar iman ve sevgisi taşımayan Marksistlerin!..
*** ***
Bu bir yürek koşusudur… 
O koşunun, imdat çağrıları içerisinde; Hac ibadetinin kutsiyetini daha derinliğine idrak ediyorum..
Gönül coğrafyamızda, ne yabancı istilacı,
 Sömürgeci şer ittifaklarını görmek 
Ve ne de kanayan bir yara, merhamet etmeyen isyankâr, kahpe bir göz görmek istemiyoruz!..
Yarabbi, yüzü Kâbe’ye dönük ve her an kıyamda bulanan,
 Anadolu’yu şefkat ve merhamet damarlarıyla besle… 
O asil yüzü; senin yolunda yürüyen ecdadına layık bir şekilde; 
Bir kanadında Kafkaslar, öte kanadında Balkanlar ile bir büyük ufuk, 
Gaye ve tevhit yolunda sen muzaffer eyle!..
*** ***
Hac Yolculuğunu şöyle bir içten gelen bir duyguyla tefekkür ediniz…
Yerkürenin dört bir yanından,
Uzak ve Yakın mesafelerden,
Sıcak ve Soğuk iklimlerinden,
İnsanların akın ettiklerini…
Renkler ayrı, diller ayrı;
Bir şey var ki, ‘kalpler bir…’
*** **
Hac ibadeti,
Hicretin dokuzuncu yılında, 
‘Farz kılınıyor…’
Ayet, “Onda, Allah katındaki şeref ve hürmetini gösteren apaçık deliller 
Ve İbrahim’in makamı vardır. Ona giren her türlü tecavüzden emin olur.
 Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe’yi tavaf etmesi i ise, 
Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.
 Her kim bu hakkı tanımaz ve Haccı inkâr ederse,
 Doğrusu Allah bütün âlemlerden müstağnidir, 
Kimsenin ibadetine ihtiyacı yoktur.” (Ali İmran, 96–97)
Bu yıl, “Bir milyon üç yüz bin kişiden”
Sadece, “60 bin kişi” ülkemizden Hac Yolculuğuna çıkıyor…
Bizim hasretimiz,
Bizim bu yolda özlemimiz büyük!
O kutlu yolu, sürekli hayal etmek,
Hayalinde sürekli yaşamak…
Hayatın her anında/ her soluğunda,
O kutlu insanları örnek almak!
O ibadeti, iç âlemimizde geliniz birlikte yaşayalım…
 
 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.