HALK OYUNLARI


Halk Oyunlarımızı konuşuyoruz…

Ve bundan böyle sıklıkla da konuşacağız

Kimlerle?

Uzmanlarıyla konuşacağız…

Araştırmalar, “60’a yakın…” Elazığ Oyunu olduğunu belirtiyorlar!

Bugün, günümüzde “yaşayan oyunların sayısı…”

“yirmi-yirmi beş arasında…”

Oyunlarımızdan, “yarıdan fazlası…” unutulmaya yüz tutmuş durumda!

Bu bizlere sadece üzüntü değil; “ürküntü de…” veriyor

***                      ***

Her bölgenin oyunlarının; “karakteriztik yapısı…” söz konusu!

Elazığ Oyunları için ne söyleniyor; “”tatlı sert!”

Bu bir, “duruştur!”

O duruşta, şehrin insanının “kimliğini…” görebilirsiniz!

Bu şehrin çok zengin bir, “kültür iklimi…” var!

O iklimde;

“sesimiz, sözümüz, sohbetimiz, muhabbetimiz…

O iklimde;

“düğünümüz, derneğimiz, şölenimiz…”

Bütün bunlarda,  “bizleri biraraya getiren…” bilumum değerler!

***                                     ***

Bizim sizlerle bir daha paylaşmaya çalışacağımız; “oyunlarımız…”

“Çaydaçıra,  Avreş Oyunu, Halay Oyunu, Bıçak Oyunu,

Kılıç Kalkan Oyunu, Delilo Oyunu, Tamzara Oyunu,

Güvercin Oyunu, Gelin Oyunu, Temirağa Oyunu, Leblebici Oyunu,

İsfahan Oyunu, Ağır Halay Oyunu, Üçayak Oyunu, Çepik Oyunu,

Büyük Ceviz Oyunu, Fatmaalı Oyunu, Sarhoş Oyunu,

Karaçor Oyunu, Düz Halay, Dik Halay,  Pisik Oyunu vesaire

Bu oyunların bilinen isimleriyle, “50’nin üzerine…” çıkarabiliriz!

1960’lardan bugünlere faaliyet gösteren, “EFTUD”

Halk Oyunları Konularında Çalşımalar Yapmıştır…

Burada en önemli isim; Av. Fikret Memişoğludur!”

Av. Fikret Memişoğlu’nun hizmetlerini bizler;

“efsanevi…” bir mantıkla yaklaşabiliriz!

Memişoğlu, “Halk Edebiyatı Derlemelerinde…”

Önemli bir misyonu da üstlenmiştir.

Av. Fikret Memişoğlu ve dönem çalışmalarını;

“Halk Oyunları Atölyesi…” olarak değerlendirebiliriz!

***                                     ***

Yrd. Doç. Dr. Hüsamettin Kaya,  Adnan Çamlıbel, Zülfü Bircan,

Şener Bulut, Kazım Atıcı… dostlarımızla Elazığ Halk Oyunlarını konuşuyoruz

1960’lı, 1970’li, 1980’li yılların büyük emeklerini…

Ve o emeklerin çok önemli kazanımları olan,

Ulusal ve Uluslar arası Başarılar…

Bütün arzumuz ve niyetimiz nedir?

O başarıları, “tekrar yakalayabilmek!”

Şehri, bu kültür ikliminde motive etmek!

***                                     ***

Av. Fikret Memişoğlu’nun talebelerinden, Mustafa Turan…

“1975 yılında Devlet Halk Dansları Topluluğunun…”

Kuruluşunda önemli görevler üstlendi…

Ve çok büyük hizmetler üstlendi…

Elazığ Şehrimiz; “sanat dünyasında…” önemli kavşak noktasında yer alır!

O zenginliği çok iyi görebilmeli ve belki de en önemlisi;

“gelecek neslillere…” taşıyabilmeliyiz

Sevgili Babamızın bizlere en güzel nasihatları arasında;

“Halk Bilimine…” önem veriniz!

Orada bizim; “oyunlarımız var!”

Orada bizim,  “musikimiz var!”

Orada bizim,  “sesimiz ve sözümüz!” var

Bütün Oyunlarımızın kaynağında; “insanımız…”

Onun hayat serüveni okunur!

Sevincimizle çığlığımızı birleştiren bir serüven!

Tatlı ve Acı hatıralarımızla dramatik öykü!

Oyunlarımızda, “omuz omuza…” vererek bir araya gelişimizi;

Orhan Şaik Gökyay’ın şu mısralarıyla bütünleştiririm;

“Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır”

Şu mısralarda ki, “estetik ve incelik…”

“Sıradağlar gibi duranlarındır!”

Halkoyunlarında, “bu milletin duruşu!” saklı

Bir şiirimizde;

“Yar elinde sallıyor mendilini

Kandiller yanıyor tabaklarında

Söyler türkülerde sevgi dilini

Diz vurmasıdır şafaklarında

 

Kızıllığına uyandık günlerin

Kandil kandil gönlümüzde güllerin

Oyunuyla savrulur kenküllerin

Aydınlık Türkiye'm ufuklarında “

***                      ***

Destan Şairimiz Niyazi Yıoldırım Gençosmanoğlu ne diyorlar?

“Bunlar bu yerin sesi, bu göğün gürlemesi

Mayası aşk ateştir… Belki sarmaz herkezi”

O ses, Avrupa’nın içlerinde “yankılandı!”

O ses,  “köy meydanlarında…” yankılandı

Şairimiz ne diyorlar?

“Asırların feryadın dökülür gırnatadan…”

O feryat; bu milletin feryadı/ çığlığıdır!

“1960 yılında, onun çalıştırdığı halk oyunları ekibi,

İngiltere’nin Langolinkasabasında düzenlenen

ve 59 ülkenin katıldığı ‘Uluslararası Folklor Festivali’nde, Klarnetçi Mevlüt Canaydın

 ve davulcu Hıdır Sezgin’in eşliğinde, “Çaydaçıra” oyunu ile dünya üçüncüsü olur.

Dönüş yolunda Fransa’da da bir festivale katılan ve gösterileriyle,

“Çaydaçıra” oyununun Avrupa’da “Mumlu Dans” olarak hafızalara kazınır”.

Rahmet Mekan Şeref Tan Ne diyorlar?

 “Çalın, söyleyin gakkom, yadedelim eskiyi

Memişoğlu Fikret’i, Korukoğlu Şevki’yi,

Sunguroğlu İshak’ı ve daha nicesini...

Hatırlayıp çözelim gönül bilmecesini,

Hacı Hayri; “Sinemde bir tutuşmuş... ocağ” dır,

Bu ocğı göre nice “Hafızlar yahacahğdır!”

***                      ***

“Asırların feryadı döküldü gırnatadan,

Kalbimizin vuruşu duyuldu darbukadan, 

Süzülürken civanlar meydana teker teker

Şavkıyan Elazığ’dır, şimdi ‘Çaydaçıra’danHele

***                      ***

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’da;

“Konsun şamdanlara mum, olsun ergenler sıra:

İnsin davula tokmak, balasın Çaydaçıra!

 

Durur deryada balık, durur gökte turnalar…

Bizim Çaydaçıra’ya başlayınca zurnalar!

 

Diz vur gakkoşum! Hey!.. de, kükresin halay kolu

Kövenk’in pınar başı, görünsün Saray yolu…”

***                      ***

İsmi ile müsamma; “bu oyunlar bizim…”

Asırlardan taşıp gelen nağmelerimizle bütünleşti!

Ve çığlıklarımızla, “yeri ve göğü inletti!”

“İnleyen nağmeler ruhumuzu sardı!”

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.