HAYKIRAN SES OLABİLMEK!


Göz ile gönül,

Söz ile vicdan,

İlim ile amel arasında,

Sürekli bir bağ kurmaya çalışırım!

Toprağın çoraklaşması gibi,

Gönüller de çoraklaşabiliyor!

O zaman ne olur biliyor musunuz?

İnsan, ‘hissizleşir…’

İnsan, ‘ duyarsızlaşır…’

Dahası mı, ‘arsızlaşır…’

Kaskatı bir kalıba döner!

***                       ***

Ahmet Cevat Ahundzade

Azeri şairidir…

Onun hayatında;

Büyük bir çile, eza, cezaevi ve şehadet!

O’nun bütün sevdasında,

“Milletinin Hürriyeti…”

Hürriyet Sevdası vardır…

O kendisini şiirlerinde de tarif eder;

“Soranlara ben bu yurdun

Anlatayım nesiyem;

Ben çeynenen bir ülkenin

“Hak” kışkıran sesiyem!”

“Ses olmak…”

Milletinin sesi olmak!

Yürek ister…

Ahmet Cevat,

O yürekliliği yaşayan bir şairdir!

“Çırpınırdın Karadeniz”  türküsü ona aittir!

Azerbaycan İstiklal Marşının yazarıdır…

Akif’e benzerlikleri çoktur.

“Bayrak”  O’nda,  en büyük sevdadır!

Şiirlerinde,

Sanatının gücünde,

Ve ilham kaynağında,

O sevdayı birlikte yaşarsınız!

Umutlarında,  “Türkiye” olmuştur!

Türk Bayrağına hitap ettiği şiiri şöyledir;

“Türkistan illeri öpüp alnını

Söylüyor derdini sana bayrağım.

Üç renkli yansını kızgın denizden

Armağan yollasın yâre bayrağım.

Giderken Turan’a çıktın karşıma,

Gölgen devlet kuşu, kondu başıma,

İzin ver gözümde coşan yaşıma,

Dinletsin derdimi aha bayrağım.

Kayı Han soyundan aldın rengini

Güç almış İlhan’la Müslüman beyi,

İlhan’ın evladı, dinin direği,

Getirdin gönlüme sefa bayrağım.

Gönlümde tufanlar geldim ileri,

Öpeyim gölgen düşen mübarek yeri,

Tanrının yıldızı, o güzel peri

Sığınmış koynunda aya bayrağım”

***                       ***

Hüseyin Cavit,

Kızıl rejime meydan okuyan,

Bir diğer Azeri Şairimiz…

1937’lerde başlayan ‘mahpusluk yılları’

Sibirya’nın buz tutan zindanlarında,

Yazılır, ‘hayat hikâyesi…’

Ölüme tebessüm eder…

Ne diyor, Hüseyin Cavit;

“Kimlerin oğlusun? Nesin? Kimsim?

Sürünüp durma böyle bir yüksel!

Bir düşün, gör beş altı asır evvel

Ne idin? İmdi neredesin? Bu ne yas?

Acaba yok mu sende izzet-i nefis”

Şiirde, Sanatta,

Asıl hesaplaşma da budur?

***                                       ***

Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım;

“Şiir; dikenlikte laleye benzer

Ne fıkraya, ne makaleye benzer

Şair; vatan içre  kaleye benzer;

AT uşaklığında görmez  kârını,

Korur milletinin itibarını..” 

Şair, bir haysiyet abidesi misali karşınıza çıkar,

Ondaki söz, milletinin dilidir, kelamıdır!

Yahya Kemal Şiiri tarif ederken;

 “Kalpte geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişidir;

Hissin birden bire lisan oluşu ve lisan halinde kalışıdır”

Beyatlı,“şiir dilin özüdür, kokusudur, lezzetidir,

Musiki kabiliyetidir yahut bunlardan doğan hususi bir şekildir” der.

İstiklal Marşı Şairimiz Akif’in hayatı bir bakıma,

‘Mısralara aksetmiştir…’

Bir doğruluk sembolüdür!

***                                       ***

Mehmet Emin Yurdakul,

“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et; 

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, 

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;”

‘Şair’ ve ‘Şiiriyat’

Her ikisinin de,

Ne olduğunu/ ne olmadığını, şimdi daha iyi okuyoruz değil mi?

Şair,

Dert Kervanının,

Gam Kervanının yolcusudur!

Bu milletin,

Özünde, yüreğinde, vicdanında,

Haykıran sesidir…

O ses,

Hiçbir zaman kısık olmadı!

O ses,

Gün geldi,

Kırıldı ama eğilmedi…

Hep kıyamda,

Hürriyetin ve Barışın da,

Hoş Sedası Oldu!

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Kas

Estetik Kavramı

15Kas

Ezan Kavramı

14Kas
13Kas

Sabır Kavramı

12Kas

Çile nedir?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.