HZ. MEVLANA’NIN İLK DURAĞI ELAZIĞ OLMUŞTUR!


 HZ. MEVLANA’NIN İLK DURAĞI ELAZIĞ OLMUŞTUR!

                                                          Bedrettin KELEŞTİMUR

15 yıldır yazıyoruz, çiziyoruz, konuşuyoruz;

Hz. Mevlana’nın Anadolu’ya gelişlerinde ki,

“İlk durak, ilk mekân kurdukları yer, ELAZIĞ’dır…”

Hz. Mevlana’nın çocukluk yıllarındaki ilk hatıralar;

Elazığ Karakoçan’ın “Okçular Nahiyesidir…”

Bu Nahiyede, Hz. Mevlana’nın  “akrabaları” bulunmaktadır.

Her 17 Aralık tarihinde, Hz. Mevlana’yı,

“Elazığ-Karakoçan İlçemizde de…” analım diyoruz.

Bu çağrımızı bu yılda, gelecek yıllarda da yapacağız!

***                 ***                                                                            

Anadolu’yu manevi kıvamında yoğuran o ruhun asaletini;

 Konya’da Mevlana ile Kırşehir’de Ahi Evran’da, Nevşehir’de Hacı Bektaşi Veli de, 

Ankara’da Hacı Bayram Velide, Bursa’da Emir Sultanda, Söğütte Şeyh Edibali’de, Divriği’de Somuncu Babada velhasıl bütün şu aziz toprakların her karışında büyük Velilerin ‘gökçe çadırlarında’ gören gözle, işiten kulakla; coğrafyayı vatan yapan erenlerin hayatıyla baş başa, aynı vecdi duyarak yaşamınız mümkündür. Bu edeple, düne, bugüne ve geleceğe emin ve kararlı bir yürekle bakıyoruz.

Hazreti Mevlana’nın ailesi ile birlikte 1200’lü yıllarda, Babası Horasan Erenlerinden, ‘Sultan’ül Ulema’ ismiyle anılan Bahaeddin Veled ile bugünkü Afganistan’ın Belh Şehrinden Anadolu’ya geliş hikâyesi vardır.

Şeyh Attar, o yolcular hakkında keşifte bulunur. Babası Bahaeddin Veled’in arkasında yürüyen çocuğu görünce; “Suphanallah, bir derya, bir ırmağın peşine düşmüş gidiyor” Böyle bir deryanın yolculuğu Malatya’dan sonra Mengücek Beyi’nin Yurdu olur. Burada, üç- beş yıl misafir kalırlar. Mevlana’nın kaldığı o bahtlı belde; Elazığ’a bağlı Karakoçan İlçesi’nin, ‘Okçular Nahiyesidir’  Bu vesile ile yazmış olduğum bir şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum;    

“Taht şehri, baht şehri, gönül şehrine

Akan nehir  içinde Karakoçan!..

Gökte yıldız, ışık seli mihrine,

O mihre sancaktır, kucak açan!..

Bu yurtta,  Mevlana sorula dursun!..

 

Yüreğini verir, Anadolu’ya

Ki, coğrafya şefkat, vatan soluya

Moğol, Haçlı gibi kopan doluya

Neyden ses verir; kandan yoğrula dursun!.

 

Sultan Bahaeddin Veled atası

Okçularsa, canlara can katası

Yurt olur gönüllere han kıtası

Üç yıl mahreminde aşkla gıdası

Çilesi dertlere sarıla dursun!..

 

Mevlana’dır, vatanın aşk tapusu

Şems ile açılır gönül kapısı

Anadolu insanının yapısı

Özünde pişmeye varıla dursun!.

 

Bu yürek, kin ile dayanmaz zora!..

İfrat, tefrika, şirk silinmez kara

Şiddet kirdir, pastır, kapanmaz yara!..

Yaramız, acımız savrula dursun!..

 

Mesneviden okur, neyden çalarız

Aşk ile mey ile Hây’dan dolarız!..

Can çıkar  huydan, bedenden solarız!..

Gül yağı çıramız yakıla dursun,

Ecel şerbetimiz içile dursun…”

***                 ***

İÇİMİZİ ÜRPERTEN HABER!

İslam Âleminin 5. Haremi Şerifi olarak kabul edilen Diyarbakır Ulucami’de;

“1376 yıl sonra Cuma Namazı kılınamadı…”

Bu haber karşısında kahrolduk!

Aman Allah’ım!

Ayet, “Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan,

Ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır!

Bunlar için dünyada rezillik, ahrette de büyük azap vardır” (Bakara, 114)

Diyarbakır Sur İlçesinde, “hüznümüzün çığlığı…” yükselir.

Asrın, “Harici zihniyeti…” bu güzel ilçemizi kasıp kavuruyor!

Sahabe Makamlarının bulunduğu coğrafyamızın bu müstesna beldesi;

Tarihinin en acımasız yıllarını yaşıyor!

Söylerim sizlere,  “o mekânlar ve makamlar…” nasıl olurda rahatsız edilir?

Marksist bir zihniyetin saldırılarına maruz bırakılır.

Diyarbakırlı, “artık yeter!” diyebilmeli…

Kendisiyle, “nefis mücadelesi” yapabilmeli!

Asrı, vicdanıyla kucaklayabilmelidir!

Şu ayeti, yüzlerce/ binlerce defa içimize sindire sindire okuyalım!

Ayeti, birlikte “tefekkür” edelim…

Ayet, “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın.

Allah’ın size olan nimetini hatırlayın;

Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti.

Ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz.

Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı.

İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız” (Ali İmran, 103)

Şunu da çok iyi bileceğiz ki,”Müslüman, Müslüman’ın Velisidir”

Birbirlerine karşı, “güven ve emniyet içindedirler!”

Nefis ve heveslerimizi bir kenara itme zamanı gelmiş ve geçiyor bile!

Kur’an buyuruyor, “Nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder” (Yusuf, 53)

Diyarbakır, asra ve asırlara “tebessüm etmeli…”

Asrı, her türlü kötülüklerden arınarak kucaklamalıdır.

Diyarbakır’a yakışanı da, “erdemli ve vakarlı duruşudur”

***                 ***

KANLI NOEL’DEN BARIŞ HAREKÂTINA!

Kıbrıs Türk’ünün yaşadığı, “kâbus günleri…”

21 Aralık 1963 tarihini, “Kanlı Noel” olarak bilmekteyiz!

Bugünlerin acı faturasında, “364 Kıbrıs Türk’ü hayatını kaybediyor!”

Türklerin yaşadığı, “103 köy terk ediliyor…”

23 Aralık 1993 tarihli Milliyet Gazetesi’nde;

“Kanlı Noel’de” 30 bin Türk’ün göç ettiği…” belirtilir.

Türk Uçakları, “25 Aralık 1963 tarihinde”

Kıbrıs semalarında; “uyarı uçuşları” yapacaktır.

“Kanlı Noel” Rumların, Kıbrıs’taki “asimile politikalarının” ismidir.

1974 yılında gerçekleştirilen, “Kıbrıs Barış Harekâtı”

Bu ihaneti ve onun ‘uygulanabilirliğini’ yok etmiştir.

Kıbrıs Barış Harekâtının “41. Yılında…” ada insanına;

Huzur, güven, emniyet ve istikrar gelmiştir.

Tarih okumak, “hafızayı canlı tutma…” anlamına da gelir.

***                             ***

SOVYETLERİN AFGANİSTAN’I İŞGALİ!

Sovyetlerin yayılmacı politikalarının bir önemli halkası da,

“Afganistan’ı işgal hareketidir…”

Sovyetler, “21 Aralık 1979 tarihinde;

Sözüm ona Marksist yönetimin de çağrısıyla;

Afganistan’ı işgal edecektir.

Sovyetler, Afganistan’da, çok zorlu bir direnişle karşı karşıya kalacaklar.

Afgan Mücahitleri bir büyük efsane; “destan yazacaklar”

9 yıl boyunca çok çetin bir mücadele…

Mücahitlerin destanlaşan anıları…

Mücahitler, ABD, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan yardım alacaklar.

15 Mayıs 1988’lerden itibaren Ruslar geri çekilmeye başlayacaklar…

15 Şubat 1989 tarihinde savaş Mücahitlerin zaferiyle sona erecektir.

Sovyetlerin bölgedeki güç kaybı;

“14 bin 453 ölü ve 451 uçak kaybı…”

Bu mücadele iyi okunmalı ve de sağlıklı yorumlanmalıdır!

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.