IRAK BAŞBAKANI NE DİYOR?


 IRAK BAŞBAKANI NE DİYOR?

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

İbadi’ye önce şunu sormalısınız

“Siz, Müslüman mısınız?”

Ne diyor İbadi?

“Irak’ın eğemenlği kırmızı çizgidir!”

Kimlere karşı?

Sömürgeci ve İstilacı güçlere mi?

Yok hayır!

Ya kime, hangi ülkeye?

Sadece ve sadece,  “Türkiye’ye!”

Vah beni…

Şu derin ve vahim diyebileceğimiz gaflete bakınız!

O gaflet ki, kendi içerisinde; “ihanet odaklarıyla içiçe!”

Gerçekte, Irak Başbakanı Haydar el-İbadi konuşmuyor?

Onun konuşacak ve söz söyleyecek takati bile yok!

O bir, “yaşayan ölü!”

O bir, “ceset!”

Kim konuşuyor?

İstilacı, sömürgeci, küresel güçler…

Biraz ağır konuşacağız?

Körfez Savaşında,  “küresel güçlerin işgalinde…”

Irak’ın namusu yerle bir edildi!

Haysiyeti ve şerefi ayaklar altına alındı!

Dili, tarihi, hukuku… yağma edildi, çiğnendi!

Utan be!  İnsanda biraz sıkılma, arlanma olur!

İnsanda, “biraz duruş!” olur…

Irak Başbakanı,  kendi kimliğine; “sözleriyle…” ihanet etti!

Musul,  “DAEŞ’in işgali altındadır!”

Kendi ülkeni, “korumaktan…” acizsin!

Türkiye’ye gelince…

Irak, Suriye, Türk ve İslam Âlemi; “gönül coğrafya’mdır!”

Orada, bu milletin, tarihi, hukuku ve “kardeşlik bağları!” vardır.

Bu manevi hassasiyeti olan “gönül bağına…”

“işgalcisin!” demek, büyük bir delilik ve de “cehalettir!”

Mesela Türkiye ve Türk insanı, Azerbaycan için ne diyor?

“Biz bir millet, iki devletiz!”

Süleymaniye,  Erbil, Musul, Kerkük ve dolayısıyla da;

Irak’da bizim için aynıdır; “Türkmen Kardaşımdır”

O kardaşlık hukukuyla Irak’a bakarız…

Irak’ın,  “Devlet...” olarak bekası da, bizim en büyük arzumuzdur.

Bu arzu ve niyetimizde,  “müdahele…” yoktur!

Onların,  “imdadına…”  dertlerine, “paylaşma…” gayretimiz vardır.

Müslüman, Müslüman’ın  “derdiyle dertlenendir!”

Bu da, inancımızın ve örfümüzün bir gereğidir.

Türkiye olarak, ne Irak’ı ve ne de Suriye’yi;

Sömürgeci ve İstilacı Güçlere;

Onların “malum zihniyetine de…” terk etmeye niyetimiz yok!

O niyetin en büyük faturasını da maalesef, “Türkiye…” ödüyor!

Söyler misiniz?

40 yıldır bu ülke, “bölücü terör örgütleriyle…”  mücadele ederken;

Onlara,  “her türlü yardımdan…” çekinmeyen alçaklar;

“Küresel Güçler!” değil mi?

Teröre,  Irak ve Suriye’de,  “cephe açanlarda…” bu ülkeler değil mi?

Irak Başbakanı İbadi’nin asıl, “kırmızı çizgisi!”  biraz feraset sahibi olursa;

“küresel güçlerden!” onların her türlü şantajından ülkesini kurtarmak olmalıdır.

Türkiye, Irak’a da, Suriye’ye de; “gönül gözüyle…” bakmıştır.

O gözlerde, “işgal!” değil; şefkat, merhamet ve “insanı yaşatma!” ışığını görürsünüz.

Tarih, “gaflet…” değil!

Tarih,  “uyanma…” asrını bizlere  yol olarak gösteriyor.

****                          ***

REVAN’I,  “ERİVAN…” YAPANLAR!

1 Ekim 1827 tarihi…

“İvan Paskeviç, komutasındaki Rus ordusu Erivan’a girdi

Ve Ermenistan’daki bin yıllık Müslüman yönetimine son verdi!”

Tarihi çok iyi okumalıyız!

Tarihte en fazla, “asimile edilen millet!” Türk milletidir!

Tarihte 4. Murat’ın, 1935 tarihinde çıktığı “Revan Seferini…” bilirsiniz.

Orada,  “Revan Hanlığı…” bulunuyordu!

O hanlığın merkezi de,

Şimdiki Ermenistan’ın Başkenti olarak bilinen, “Erivan’dır!”

Ruslar, Kafkaslarda “hâkimiyet mücadelesi…” için strateji geliştirecekler.

O strateji nedir?

Kafkaslarda, “Ermeni iskân siyaseti!”

İşte, o siyasetin mahsulü olarak da,

“Revan gibi…” tarihi Türk Yurtları bütün unsurlarıyla; “asimile…” edilerek;

Yani, bütün tarihi mekânları ve insanıyla; “imha edilmiştir!”

O siyasette, “demoğrafik yapı…” bütünüyle değişmiştir!

Nasıl değişmiştir?

“katledilerek!” imha edilerek!

“Ermeni Soykırımından…” bahsedenlerin, “yüzleri kızarmaz!”

O koskoca yalan ve iftiralarıyla da, “tarihi de…” ters yüz ederler!

Bu kadar nasipsiz ve vicdansızdırlar!

18. yy’dan itibaren Osmanlının çekildiği coğrafyalarda;

“tarihi yıkımlar ve katliamlar…” iki asır boyunca devam eder!

Milyonlarca insan, “ya muhacir…” olmuşlar…

Veya “hayatlarını…” kaybetmişlerdir.

Sevgili Okurlarım…

Suriye’de, Irak’ta, Kerkük’te, Kırım’da, Doğu Türkistan’da olanlar;

“iki asrın devamıdır!”

Günümüzde de, “tarihi suikastler…” devam ediyor!

Türk ve İslam Coğrafyasında en fazla, “demoğrafik yapı ile…” oynuyorlar!

Tarihi, Kültürü, Dili ve İnsanı, “yok ediyorlar!”

N’olur, biraz hassasiyet diyoruz…

Coğrafyanın geleceği de, “bu hassasiyete…” bağlı!

Aman ha!  O tarihi ve kültürel; “gönül bağları…” kopmasın.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.