İRAN, RUSYAYLA BİRLİKTE!


 İRAN, RUSYAYLA BİRLİKTE!

                                                             Bedrettin KELEŞTİMUR

Ortadoğu’da sıcak gelişmeler!

Suriye krizin merkez üssü olmaya namzet…

Daha düne kadar ABD’nin rahat müdahale ettiği Suriye’de;

“Rusya-İran ve Esad ittifakı…”

Rusya sadece,  İŞİD hedeflerini mi vuruyor?

Hayır!

Suriye’de, “ılımlı muhalefet” olarak da tanımlanan,

“Özgür Suriye Ordusu” hedeflerini de vurdu!

Rusya’nın Suriye üzerindeki ‘operasyonal’ tasarrufu’

Siyasi dengeleri tamamen alt-üst etti!

Suriye üzerinde, ABD ve Batının tasarrufu ile

Rusya- İran ve Esad ittifakının “niyet politikaları”

Karşı karşıya gelmiş bulunuyor!

Burada en riskli ülke konumunda, Türkiye!

Türkiye’nin en uzun kara sınırlarını,

Suriye oluşturuyor!

Kara sınırları üzerinde, 6 İlimiz yer alıyor.

PKK’nın Suriye’deki uzantısı,

PYD’nin silahlı kanadı YPG kendisine,

“Emperyal ittifaklar” peşinde koşuyor!

2014 Kırım Kriziyle; Kırım’ı ilhak eden Rusya;

Akdeniz’de de, “siyasi ve askeri gücünü artırma” niyetindedir.

O niyetini, ‘üsleri bulunan’ Suriye politikasında görmekteyiz.

Ve o politika, Suriye’de sınırları ne kadar koruyabilecektir?

Bu politikaların, yakın gelecekte Türkiye üzerindeki,

Siyasi ve ekonomik etkileri neler olacaktır?

Türkiye,  kendi coğrafyası üzerindeki sorumluluğu,

Ve özellikle de, “istikrarı” krize dönüştürecek,

Altını çizmek istiyorum, ‘tuzakları’ iyi görmelidir!

Batının komplo teorilerinde yer alan nedir?

“Suriye bataklığını büyütmek…”

Türkiye’yi de, o bataklığın içerisine çekebilmektir.

Dış politikanın asıl marifeti ve esnekliği burada!

Yukarı Karabağ’ın işgalinde,

“Rusya, İran ile ittifak halindedir!”

Karabağ’da sadece işgal mi?

Karabağ’da,  “Hocalı” misali katliamlarda söz konusudur!

Batı ne yapmıştır?

Gelişmelerin ‘seyrinde’ kalmıştır!

Tıpkı, Kırım’da olduğu gibi…

Tıpkı, Batı dünyasının kapılarına dayanan,

Suriyeli, “mülteci krizinde” olduğu gibi…

Türkiye’nin en büyük güven dayanağı;

Kendi içerisinde, “güçlü” olmasıdır.

***                                       ***

KİBRİN YÜKSELİŞİ Mİ?

Tarihin yaprakları çok garip olaylara da sahne oluyor!

9 Ekim 1888 tarihi,

“Washington Anıtı resmen açıldı”

Bu Anıt, “dünyanın en yüksek dikilitaşı”

Uzunluğu, “169 metre”

ABD’nin kurucusu,  “George Washington” anısına yapılmıştır.

İlham kaynağı,  “Firavunların ülkesi” Mısır’dır…

Anıtın yapımı sırasında, dünyanın değişik yerlerinden ‘hediye edilen’

“193 hatıra taşı” iç duvarlara yerleştirilmiş!

Anıt’ta,  ABD ve Osmanlı dostluğunun simgesi olarak da anılan,

“Osmanlıca kitabe” yer alır.

1854 yılına ait bu kitabenin üzerinde;

Şair, “Ziver Efendi’nin bir beyti” yer alır.

Ziver Efendi, yaşadığı dönemde;

“Olaylara ve mekânlara” tarih düşürmeyle ün yapmış bir şahsiyet!

***                       ***

“Dikilitaş”  geleneği eski Mısır’da,  eski Bizans’ta görüyoruz.

O dönemlerde, “serveti, kuvveti ve kudreti” ifade ediyor.

İstanbul’da, Sultanahmet Meydanı’nda yer alan “Dikilitaş”

Bir, “antik Mısır dikilitaşıdır”

Roma İmparatoru Theodosius tarafından Mısır’dan getirilmiştir.

Bu dikilitaş, Mısır firavunu Tutmosis tarafından,

M.Ö. 15. Yüzyılda yaptırılmıştır.

Orijinal yüksekliği 30 m.

Ağrılığı ise, 200 tondur!

Kur’an da Mü’min Süresinin 36. Ayetinde şöyle buyrulur;

“Fir’avun dedi ki; “Ya Haman! Bana yüksekçe bir kule yap;

Umarım ki ulaştırıcı yollara göklerin kapılarına ulaşırım da,

Musa’nın Tanrısını görebilirim.”

Kur’an da,  İsra Süresi 37. Ayette şöyle buyrulur;

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Çünkü sen yeri delemezsin

Ve boyca da dağlara ulaşamazsın”

Asıl insanı yakıp kavuran, ‘nefis…’

Bütün güzelim hisleri öldüren, nefis!

Dünyayı, fesat çemberine alan da nefis!

İhtirasların kaynağında da, nefis!

O nefis, gün gelmiş “Firavunlaşmış!”

O nefis gün gelmiş, “Nemrutlaşmış!”

O nefis gün gelmiş, “azameti” kendisinde görmüş!

Onu, ‘sembollerle’ ifade etmeye çalışmış!

Kur’an da ifade edilen “yüksek kuleler!”

Bir bakıma insanda ki, “kibrin yükselişi”

Eski Mısır’dan günümüze,

Neler ‘değişti’ diye düşünüyorum!

***                       ***

“BEN TÜRK’ÜM”

Prof. Dr. Aziz Sancar, “Nobel Kimya Ödülü” aldı.

Canı gönülden kutluyoruz…

Bu milletin en büyük eksiği,

“Bilimde öncü olamaması!”

Bu ülkede, inşallah ‘kabuk kırılacaktır’

Burada, ‘Batı dünyasının’

O taassup kokan yanlışı!

Veya ‘dışa vuran’ nefreti!

BBC tarafından Sancar’a sorulan o garip soru;

“Arap mısınız?”

Sancar’ın verdiği cevap o kadar berrak ki,

“Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türk’üm!”

Batı dünyası şunu gayet iyi bilmelidir ki,

“780 bin km2 Vatan Coğrafyası,

78 milyon insanıyla aynı gönül diline sahiptir!”

Sizler, Ahmet Yesevi’den süzülerek gelen,

Ve “tarihi kimliği” hala çözemediniz!

Mardin’in İzmir’den;

Kars’ın Edirne’den hiçbir farkı yok…

Nobel Ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar,

Bunu çok bariz bir şekilde ifade ediyorlar.

Sizler, ısrarla “bütünleşen bir Avrupa” isterken,

Bu coğrafyayı niçin ısrarla, “ayrıştırmaya” çalışıyorsunuz?

Kendi çelişkilerinizle bugün yüz yüzesiniz!

***                       ***

 

TARİHİN EN VAHİM OLAYI!

Kerbela Olayı!” her Müslüman’ı derinden titretir.

Tarihin en hüzünlü günüdür,

10 Ekim 680 tarihi…

Medine’den Küfe’ye doğru yola çıkan,

Allah Resulü’nün soy ağacı…

Hz. Hüseyin ailesi ve yakın çevresi…

Yezid’in taraftarları tarafından kuşatılır!

Kahrolası, ‘öyle bir kuşatma ki…’

Bütün masumiyeti gitmiş!

İnsanlık adına, bütün vasıfları gitmiş!

“Gözlerin kör, kulakların sağır, kalplerin katılaştığı”

Tarihin kaleme alamayacağı bir seyir…

Şu lanet olası, “dünya ihtirası!”

Onun kabaran,  “öfke ateşi!”

Her şey, “saltanat uğruna!”

Hadis, “Sizden birinize ben, annesinden babasından, çocuklarından

Ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe,

Tam iman etmiş olamaz”

Bir başka Hadiste,Kim bana itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.

Kim de bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur.

“Ehl-i Beyt Sevgisi” 

Allah Resulü’ne ve ‘hane halkına’ olan saygının ifadesidir.

O sevgi ki, Anadolu insanını sürekli yüceltmiştir.

O sevgi ki, Tarihi bu milletle zirvelere taşımıştır.

Bu millete, “Muhammed-i bir ruh ve olgunluk” vermiştir.

İslam’ın,  “bayraktarlığını yapan” bir millet kılmıştır.

Anadolu’nun fütuhatına gönlünüzü verdiniz mi?

Orada,  “Muhammed-i bir yol”

Orada,  “Kutlu bir iz” göreceksiniz.

O gözle, tarihe bakalım…

“Kerbela”  en hüzün verici tablosu!

O tablo,  vücudumuzun her zerresini titretir.

Aman Allah’ım dedirtir.

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
14Eyl

Hakem Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.