İTAAT KAVRAMI


 İTAAT KAVRAMI

                              Bedrettin KELEŞTİMUR

İtaat, örfi ve dini bir kavram…

İtaat sözlükte, “Söz dinleme, uyma, alınan emre göre hareket etme”

Gedâyî bir şiirinde ne diyorlar;

“Ricâl ü kibârdan kalktı inâyet

Evlâd babasına etmez itâat”

Evilaya Çelebi eserinde bir beldeyi anlatırken;

“Ahalisi İslamiyet’e itaatli ve sadıktır” der.

İtaatin zıddı nedir; “Asi…”

Asi sözlükte, “yasa ve kurallara karşı gelen, başkaldıran, dikbaşlı”

Asi, “isyankâr” anlamlarına geliyor.

***                                       ***

Kur’an da, “İtaat ve İsyan ile ilgili 54 ayet yer alıyor!”

Ayet, “Hem Allah’a ve peygambere itâat edin!

Umulur ki merhamet edilirsiniz” (Ali İmran, 132)

İtaat ve merhamet içiçe bir kavram!

Her iki kavram bizleri, “iç ve dış huzuruna…” taşıyor

İtaat kavramının ruhi derinliğinde; “şefkat ve merhametle…” buluşursunuz!

İtaatte felah/veya kurtuluş vardır.

İsyanda,  zulüm ve azab vardır.

Ayet, “Kim Allah’a ve Peygamberine itâat ederse,

Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar” (Nisa, 13)

Ayet, “Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder,

 Ve Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da,

Ebedi kalacağı cehennem ateşine koyar.”(Nisa, 14)

“Allah’a ve Peygamberine itaat edin…” ayetlerini;

Nisa suresinin; 59, 69, 80, ayetlerde farklı nüanslarla okumaktayız.

Bu itaatlerde,  “ihtilaflarımızı…” gideriyoruz!

Bu itaatlerde,  “kâmil mü’min olma özlemini…” yaşıyoruz!

Bu itaatlerle, “kötülüklerden…” sakınıyoruz!

Bu itaatlerde,  “bedbahtlıktan…” kurtuluruz!

Bu itaatlerde,  “rahmete…” erişiriz!

Bu itaatlerde,  “amellerimizi…” korumuş oluruz!

Ayet, “Kim Allah’a ve Resul’e itâat ederse, işte onlar;

Allah’ın kendilerine ni’met verdiği peygamberler,

Sıddıklar, şehitler ve salih kimselerle berâberdirler.

İşte onlar, ne güzel arkadaştırlar”  (Nisa, 60)

Kur’an bizleri müjdeliyor, “bu, Allah’dan (gelen) bir lütuftur!” (Nisa, 70)

***                                       ***

Allah’a ve Resulüne itaat,  “bizleri biraraya…” getiriyor.

Kendi yol haritamız konusunda da, “ikaz ediyor/ uyarıyor;)

“Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer,

Ve kuvvetiniz elden gider.” (Enfal, 46)

Fitneye, fesata, kine, adavete karşı; “kalbi ve hasbi bir saf…” olacağız!

İtaat, kalbi bir sükûtla hayatı güzelleştirir…

***                                       ***

İTAAT VE İYİLİK…

Ayet, “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın;

Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya,

Yakın arkadaşa, yolda kalmışa ve sahip olduğunuz kölelere

(Ve elinizin altındaki bütün canlılara) iyilik (edin.)

Şüphe yok ki Allah, kendini beğenen ve çok övünen kimseleri sevmez” (Nisa, 36)

Ne kadar mükemmel bir çerçeve…

Sizleri iç huzura ve sosyal güvenlik anlayışına taşıyor.

Ferdi/ veya bireysel bir anlayıştan; “biz…” diyebileceğimiz bir anlayış!

Bizleri kuşatan çevremize; “dost…” olacağız!

Bu dostluk nedir?

“Zayıfın ve mazlumun…”

“Garibin ve kimsesizin…”

“Muhtacın ve ihtiyaç sahibinin…” yanında olacağız!

Ayet, “Bir selâm ile selâmlandığınız zaman, artık (siz) onsan daha güzeli ile selâm verin

Veya aynı ile mukâbele edin!” (Nisa, 86)

Selamda,  “söz, sohbet, muhabbet ve kalbi yakınlık…” vardır.

Selâmda,  “akli, kalbi ve vicdani…” bir iletişim anlayışı yer alır.

***                                       ***

EMANETİ EHLİNE VERMEK!

Ayet, Şüphe yok ki Allah size, emânetleri ehline vermenizi,

Ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletle hüknetmenizi emreder!

Muhakkak Allah, bununla size ne güzel nasihât veriyor!

Şüphesiz ki Alalh, Semî (herşeyi işiten)’dir,

Basîr (hakkıyla gören)’dir.” (Nisa, 59)

“Emanetleri ehline vermek…”

“Adaletle hükmetmek…”

Yüce yaratıcının bizlere, “emridir!”

Bu ayet bizlere, “toplum hayatı içerisinde!” sorumluluklar getiriyor

Hakkın, hukukun ve adaletin; “yanında olma!” sorumluluğu!

Milletler,  “adaletle…” yaşarlar!

Hayat,  “emanetleri ehline vermenizle…” güzelleşir!

***                                       ***

İNANCIMIZ ŞİDDETE CEVAZ VERMİYOR

Ayet, “Ey iman edenler! Karşılıklı anlaşarak yaptığınız bir ticaret olması müstesna,

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle (haram yollarla) yemeyin

Ve nefislerinizi (kendinizi ve birbirinizi) öldürmeyin!

Şüphesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir” (Nisa, 29)

İnancımız, “helal lokma…” diyor!

 O lokmayla, “kendimizi ve insanımızı…” koruyalım.

Bir yere, “haksızlık ve adaletsizlik…” girdi mi? Aman Allah’ım!

Ayet, “Kim bir mü’mini (katlini helâl sayarak) kasden öldürürse,

Artık cezası, içinde ebediyen kalıcı olarak Cehennemdir;

Hem Allah ona gazab etmiş, ona lâ’net etmiş

 Ve onun için (pek) büyük bir azab hazırlamıştır!” (Nisa, 93)

En fazla şaşkınlığımız neleredir?

İnsanın, “şu fani hayat için…” ebedi hayatına tercih etmesidir.

İbadetler bizleri, “teslimiyete, itaate ve kurtuluşa…” götürüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.