İYİ YÖNETEMEDİK!


 İYİ YÖNETEMEDİK!

                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Bu ifadenin altını kesin çizgilerle belirtmek isterim;

Son 40-50 yıl içerisinde, “sosyal hareketleri”

Bizler, “iyi yönetemedik…”

Birçok sıkıntılarla bugünlere geldik…

Siyasette yıllarca,  “günü kurtarma endişesinde” oluk!

Günümüz Türkiye’sinde;

“Çarpık şehirleşmelerden…”

“Doğanın katledildiğinden…”

“Kaynakların iyi değerlendirilmediğinden…”

“Bölgelerarası uçurumdan…”

“Sosyal kirlenmelerden…”

“Siyasetin tıkandığından…”

Vesaire yana yakıla söz ediyoruz!

***                       ***

Avrupa,  “sanayileşme devrimini”

18. ve 19. yy’larda tamamladı…

Bütün bunları kendilerinin ifadeleriyle;

“Aydınlanma Çağı” sürecinde gerçekleştirdi.

Bu süreç, Avrupa’da; “şehirleşme” sürecidir!

Bu süreç, Avrupa’da;  “sosyal devlet olma” sürecidir.

Bu süreçte, “insan hakları ve demokrasi” ön plandadır.

Bu süreçte, “gündelik basının güçlenerek geliştiği” bir dönemdir.

***                       ***

Türkiye’de,  ‘nüfus hareketleri’ dikkatle incelendiğinde;

Bu ülkenin, “sanayileşme sürecinin…

1980’lerden sonra başladığı”   görülecektir.

O süreç günümüzde de, devam etmektedir.

Bizim sözünü ettiğimiz de bu süreçtir.

Bu sürecin en önemli özelliği nedir?

“Şehirleşme” ve “Sanayileşme”

Kırsal kesimde, “makinenin” emeğin yerini almasıdır!

1970 yılına gelindiğinde, Türkiye’nin nüfusu;

“35 milyon 650 bin”

Bu nüfusun, “13 milyon 691 bini; “yüzde 38,45’leri şehirlerde

“21 milyon 914 bini; yüzde 61,55’leri kırsal kesimde”

1970’lerde,  Türkiye; ‘kırsal toplum özelliği’ taşır.

Türkiye’de,  ‘yapısal değişim’ 1980’lerden sonradır.

1990’ların Türkiye’sine, “liberal ekonomi” damgasını vuracaktır.

O yılların en önemli tartışmaları arasında,

“Özelleştirme…” furyasından söz edebilirsiniz.

O yılların en önemli tartışmaları arasında,

“Özel radyo ve Televizyonlardan” söz edebilirsiniz.

Sosyal değişimde önemli roller üstlenen,

“Medya Kavramı” bu dönemin kazanımı olacaktır.

***                       ***

 2014’lerin Türkiye nüfusunun genel fotoğrafında;

Nüfusun,  “yüzde 91,75’i” İl ve İlçelerdedir.

Kırsal kesimde ki nüfusun “yüzde 8,25’i” kırsal kesimlerdedir

1970’lerde, “3 milyon” olan İstanbul’un nüfusu,

2014’lerde,  “14 milyon 377 binlere” çıkacaktır!

Anadolu’da,  ‘göçlerin’ cazibe merkezinde İstanbul olacaktır.

Bu değişim, ‘sağlıklı’ ve ‘orantılı’ değildir.

İstanbul,  İzmir,  Ankara, Bursa, Kocaeli gibi illerimiz;

Anadolu’dan ve özellikle de, “nitelikli” nüfusun yöneldiği,

İllerimiz olmuşlardır.

Bu göç hareketleri sağlıklı bir şekilde idare edilememiştir.

Keza, 1970’lerin “metropoliten şehri Elazığ…”

Ve Elazığ gibi, DPT tarafından belirlenen İllerimiz,

Her ne hikmetse, ‘planlı yatırım ve projelerle’

Daha sonraki yıllarda sağlıklı yönetilememiştir.

Bir ülkenin, “hedef projeleri” olur!

Sosyal politikaları ona göre hazırlanır.

Göçler, bu ülkenin “sosyal gerçeğidir”

Sanayileşme ve onun getirileri de,

Aynı şekilde, “insan unsuru üzerinde etken” olacaktır.

Bu ülkede bizim yapamadığımız,

“insanı ve sosyal dokuyu…” koruyamadık!

Maalesef, yıllarca suyu akışına bıraktık.

Hızla şehirleşen bir Türkiye’de;

“Milli Kültür ve Eğitimi” iyi yönetmek zorundasınız

Daha sonra,  “Aile, sağlık ve toplum…”

Ve insan unsuru üzerinde etkili olabilecek,

“Sivil toplum örgüleri…” onların yapılanmaları!

***                       ***

1 Kasım ve sonrasında,

Bu ülke, “acil eylem planları” hazırlamalıdır.

Şehirlerimiz için, “kalkınma stratejileri”

Şimdiye kadar,  “nerede, hangi yanlışları yaptık!”

Artık,  ‘yanlışlarda’ ısrar etmeyelim!

Ve özellikle de, “nitelikli göçleri” durdurmanın da ötesinde;

Yeni yatırımları, ‘özendirici’ teşvik projeleri geliştirelim

Atık durumdaki kaynaklar, “üretime” dönüşmelidir.

Bu ülkede en fazla ihmal ettiğimiz hususlardan birisi de,

“Kırsal Kalkınmayı…” ihmal ettik.

Bu kalkınmayı, “endüstriye” dönüştüremedik!

Mutlaka, ama mutlaka; “tarım kentleri projeleri”

Çok önemli kaynakları/ istihdam oluşturacaktır.

Altını kalın çizgilerle tekrar çiziyoruz;

“Milli kültür…” çerçevesinde programlanmalıdır.

Öncelikle de, “değerlerimizin farkına” varmalıyız.

2000’li yıllara kadar bu ülkenin MEB’nın bünyesinde;

“Devlet Kitapları…” isimli bir kuruluş vardı!

Devletin, “Milli Kültürü” destekleyen yayın politikaları vardı.

Aynı şekilde, “Kültür Bakanlığı Yayınevleri…”

O da,  ‘toplumla iç içeydi’

Bütün bunların yerlerinde şimdi ‘yeller’ esiyor!

Özetin de özeti,

“vatan coğrafyamıza karşı sorumluluklarımız”

O sorumlulukları, “birlikte” omuzlayacağız!

78 milyon insanımızla, geleceğe ‘birlikte’ yürüyeceğiz!

Siyasi kanaatlerimiz farklı olsa da,

Geleceğin Türkiye’sine ‘birlikte’ harç koyacağız!

Kavgamız, “büyük Türkiye kavgası”

En büyük kaygımız,  “milli birliğin zedelenmemesi”

En büyük kazancımız da, “bu ülke insanı” olmalıdır.

Niyetler iyi olur, salih bir amelle yola çıkılırsa,

Gerisi kolaydır. Kimselerin şüphesi olmasın.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.