KEBAN YUSUF ZİYA PAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ


 KEBAN YUSUF ZİYA PAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ

Bedrettin KELEŞTİMUR

Bu köşemizde kaleme almıştık,

“Keban’ı bizlere Anlatan Eser…”

Emekli Asker Sabit Bilgin’in,

“Osmanlı Döneminde (1725-1920) Keban Madeni Eminleri

Ve Keban Kaymakamları…” ilk eserini tanıtmaya çalışmıştık.

Bu fedakâr, “vakıf zihniyetli insan…” memleketi Keban hayranıdır.

İkinci eseri, “Keban Yusuf Ziya Paşa Camisi ve Külliyesi”

İsimli eseri, “Osmanlı Dönemi Arşiv Taramalarıyla…” yeniden inşa eder!

Kitabın hazırlanması sırasında (11 Nisan 2016) tarihinde vefat edecektir.

Hadis de ne buyruluyor;

“Âdemoğlu ölünce amel defteri kapanır. Ancak üç kişinin defteri kapanmaz;

Geride Sadaka-i Cariye bırakanın,

Hayırlı bir evlat bırakanın,

Geride faydalanılacak bir ilim bırakan kimselerin…”

Sabit Bilgin bu eserleriyle bir dönemi tekrar “hafızalara…” taşımıştır.

Bizleri bir daha kendi tarihimizle yüzleştirmişlerdir.

*** ***

“Keban Yusuf Ziya Paşa Camisi ve Külliyesi…” isimli eser;

Manas Yayınları arasında (71-2) okuyucusuyla buluşuyor

Eserin Kapak Tasarımı, Tamer Kavuran’a,

Dizgi ve Sayfa Düzeni, Receğ Bağcı’ya

Eseri Yayına Hazırlayan, Levent Bilgin ve Erol Çakır

Baskı, “sistem Ofset ver Matbaacılık

Eser, 198 sayfadan oluşuyor.

Eser, Sabit Bilgin tarafından, “büyük bir titzlikle…” hazırlanır.

Bütün kaynaklar, “taranır!”

Bir dönemin fotoğrafı, günümüze taşınır.

Yazar, “Yusuf Ziya Paşa’nın Hayatını…”

Bir “model insan olarak…” takdim eder!

Vakarlı ve ‘edep yahu…’ sırrına vakıf bir ömür!

Sabır, Sadakat, Samimiyet; hayatının temel boyasıdır

O boyanın astarlarına baktığımızda da;

“Liyakatı, Ehliyeti, Marifeti, Emeğe Saygıyı, irfanı,

Hakkı, Hukuku, Adaleti, Eşitliği, Hoşgörüyü…”

*** ***

Yusuf Ziya Paşa, “gürcü…” asıllıdır!

“Enderun Mektebinden…” yatişecektir!

111. Selim ve 11. Mahmut dönemlerinde toplam olarak,

“sekiz yıl on gün…” Sadrazamlığı vardır!

Aklı, basireti, zekâsı, irfanı, güvenilir oluşu, sadakati

Yusuf Ziya Paşa’yı, çok önemli görevlere taşıyacaktır.

O asıl, “Kebanla bütünleşen…” bir şahsiyet olarak anılır.

Keban İlçemize en büyük hizmeti ve hediyesi de;

“Yusuf Ziya Paşa Camisi ve Külliyesidir…”

Bizim Medeniyetimiz, “Vakıf Medeniyetidir!”

Vakıf, “hayrı müesseseleştiren…” teşkilatlardır.

Yusuf Ziya Paşa Külliyesi’nde neler bulunuyor?

“Cami, Medrese, Sıbyan Mektebi, Kütüphane, Çeşme, Sebil,

İmaret, Türbe, Hazire, Dar-üş Şifa, Dar-ül Kurra, Tabhane,

Muvakkithane, Mahyacı Odası, Meşrute Evleri…”

Şu manevi atmosferin getirdiği zenginliğe bakınız!

Külliyelerin amacı, “sosyal hizmetler…” vermektir!

Bu hizmetlerin herbirinin, “maliyeti…” sözkonusudur!

Bu amaçla, “Her Külliye için Vakıflar…” kurulmuştur.

Ne diyoruz, “bizim medeniyetimizde…” dilencilik yoktur!

Külliyeler, “insana hizmeti ve onu yaşatmayı…” esas alır.

*** ***

Keban’a her uğradığımda, “Yusuf Ziya Paşa Camii…” gönlümüzü ısıtırdı!

Kapı üzerinde ki kitabe sizleri bir bakıma teslim alıyor;

Caminin Kuzeydoğu’dan giriş kapısında;

“Ölmeden önce tevbe etmekte acele edin.”

Caminin bir diğer, Kuzeybatı Giriş Kapısında;

“Namazı, vaktini geçirmeden kılmak için acele edin.”

Cami Külliyesinin en önemli unsueu; “Kütüphanedir!”

Muhteşem bir kütüphaneye sahiptir!

Kütüphane Kitabesinde;

“Ziya Paşa ki devletle saadetle mürit olsun.

Bu hanı eyledi ihya kamu eyyamı îd olsun”

Burada dikkatimizi çeken bir şey vardır;

Yusuf Ziya Paşa, “güçlü bir şair, yazar ve sanatkârdır!”

Eserde, “Külliye bütün detaylarıyla…” belgeleriyle anlatılır.

Şadırvanı, Çeşmeleri, Türbesi, Medresesi, Sıbyan Mektepleri…

Bu anlatımlarda, “tanımlar…” getirilmiştir.

“Minare…” Türk ve İslam Kültüründe önemli bir yere sahiptir.

Bir minarenin; “Âlem, Külah, Petek, Şerefe, Gövde, Pabuç ve Kürsü…”

İsimleriyle tanımlanan bölümleri…

Minarelerimiz, “zarafeti estetiği, inceliği, sadeliği, elifi…” temsil eder!

Yazarımız, “camiden içeriye girdiğimizde…”

O uhrevi havayı/ dokuyu bizlere yaşatmaktadır.

Camiler, “bu milletin uhrevi abideleri!”

Özellikle de, “kitabelerde yer alan sözlerle…” arınıyorsunuz!

*** ***

“Yusuf Ziya Paşa Camisi ve Külliyesi…”

Keban İlçemizin, “tarihi dokusu…” ve kimliğinin ifadesidir.

Cami, bir bütün olarak bizlere apayrı bir huzur, güven ve iştiyak veriyor.

Biraz öncede ifade ettik; “kitabeler…” bir mana albümüm niteliğinde

Payandalar, Tonozlar, Kemerler, Motifler, Şamdanlar,

Âlemler, Kubbeler, Pandantifler, Mihrap, Minber, Müezzin Mahfili…

Bir de, camilerimizin tezyini, dokusu…

“Hat Levhalar…” herbiri sanat eseri!

Kubbeye ve Duvarlara nakşedilen; “Esma-i Hüsna…”

Allah Resulünün, “isim ve sıfatları…”

O muhteşem, “ahşap işlemeler…”

Muhafazakârlığın tanımı, “pencere kepenleri…”

İlmi yücelten bir dekor, “Minber Köşkü…”

Gözlerinizin zevki, “süsleme sanatı…”

Herbirinin insana, “kalbi huzur veren…” mana derinliğine varırsınız!

Bütün bunlar bizlerin kimliğidir…

Bu eser bizlere, “iç dünyamızın zenginliğinden…” haber veriyor.

Günümüzde en büyük derdimiz ve de çığlığımız; “çirkin yapılaşma…”

Bu eser bizleri, “tarihimizde, kültürümüzle, kimliğimizle…” buluşturuyor.

O zevki ve estetiği günümüzde ne kadar yaşayabiliyoruz?

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.