KENDİNİ BİLEN, RABBİNİ BİLİR


 KENDİNİ BİLEN, RABBİNİ BİLİR

 

Bugünkü konumun başlığını,  “akrostiş” bir şiirime verdim;

O şiirim, “Her İnsan bir Âlemdir”

“Elif, ayakta…

Dal, rükûda…

Mim, secde de…

Adem

 

Elif, Allah…

Lam, Cebrail…

Mim, Muhammed…

Alem 

 

Yaratılış 

Rahlesi

Tevhit lisanında;

Kalem

 

Ayakta,

Oturuşta,

Yan üstü yatışta;

Es-Selam”

 

Ayet, “Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar;

Göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler;

“Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin.

Bizi ateşin azabından koru” (Ali İmran 191)

Allah Resulünün (asv), Peygamberlerin, hakikat ehli insanların dualarıdır;

“Ecrine minennar” mealen, “bizi ateşten koru!”

“Neccine minennar” mealen, “bizi ateşten kurtar!”

“Hallisne minennar” mealen, “bizi ateşten halas eyle”

Bu dil; bir vaveyladır,

Bir büyük çığlıktır,

Gönüllerden gözlere süzülen gözyaşlarıdır…

O gözyaşlarıyla âlemi çimlendiririz!

***                 ***

Hz. Ali (kv), “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın,

Ama en büyük âlem sende gizlidir” buyurur…

Bir kutlu sözdür, “kendini bilen, Rabbini bilir!”

İnsan, kâinatın merkezinde yer almaktadır…

“Kâinat insan için, insan Allah için yaratılmıştır!”

Ayet, “Sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve size verdiği şeyler

(Nimetler) hususunda, sizi imtihan etmek için bazınızı derecelerle

Bazınızın üstüne yükselten O’dur.” (En’am, 165)

Ve şu kâinat sarayı,  “insan için…” tezyin ediliyor!

Ne büyük bir nimet

Ayet, “Size geceyi bir örtü, uykuyu bir istirahat kılan da;

Gündüzü (rızık için çalışmak üzere) dağılma  (zamanı) yapan da O’dur” (Furkan, 47)

İnsanın yaratılışı hakkında Kur’an buyuruyor;

Ayet “Ve yine, sudan bir insan yaratan, sonra onu neseb ve hısım (akraba sahibi)

Kılan O’dur. Ve Rabbin Kadir (her şeye gücü yeten)’dir” (Furkan,54)

Bir şiirimizde şöyle biyoruz;

Kâinat, bir ağaç gibi

Âdem, kâinatın ‘soy ağacı’

Ağaç, bir çekirdek gibi

Çekirdek, ‘varlığın hülasası’

Cennet, bir bahar gibi

Bahar, Hak’tan rahmet muştusu

Bahar, bir çiçek gibi

Çiçek, ‘vuslatın nur perdesi’

***                   ***

Bir büyük Veli, “insanda, arz gibidir” der!

Ve Hz. Kur’an, insanı anlatırken, “yeryüzünden misaller verir…”

Ayet, , “İnkâr edenlere gelince, onların amelleri çöldeki serap gibidir” (Nur, 38)

Bir başka ayette,

Ayet, (Toprağı) iyi olan beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle (güzel) çıkar

Kötü olanın ise ancak zor çıkar. (çıksa da pek faydası olmaz)

Şükredecek bir kavim için ayetleri böyle açıklıyoruz” (A’raf,58)

İman edenlerin durumu, “toprağı iyi olan beldeye…” benzetiliyor!

Kur’an misallerle, “insan ve kâinat ilintisini…” güçlendiriyor;

Bir mü’minin kalbi, mümbit arazi gibidir… Rahmet damlaları ışıl ışıldır…

Suya kanmış, arınmış, İslam hakikatleriyle boyanmıştır…

Ayet, “Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi;

Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti)” (İbrahim,24)

Dillerin, ellerin, ayakların insana ‘şahitlik…’ etmesi!

Ayet, O gün dilleri, elleri ve ayakları yapmakta oldukları şeyler dair

Aleyhlerinde şahitlik edecektir.” (Nur, 24)

Günümüzde bilim o kadar gelişti ki,

“parmak uçlarından saç teline kadar” insanın kimliğini belirliyor!

Ayet, “Evet! (bir araya getiririz!) (Biz) onun parmak uçlarını

(parmak izlerine varıncaya kadar) düzenlemeye (eski haline getirmeye)

Gücü yetenleriz.” (Kıyame, 4)

Ferdi tanımak için, “insan da şifreleri…” mevcut!

İnsanların farklı karekterde yaratıldıklarını Kur’an bizlere haber veriyor;

Ayet, “De ki, “Herkes kendi haline (mizacına)  göre amel eder. “

Fakat Rabbin, kimin daha doğru bir yolda olduğunu en iyi bilendir” (İsra, 84)

Kur’an,  insana  en mükemmel bir anlatımla yol gösteriyor;

Ayet, “Şanım hakkı için bu Kur’an da insanlara her çeşit misalden (ve manadan)

Muhtelif şekillerde açıkladık.

Yine de insanların çoğu inkârdan başka bir şeyi kabul etmediler” (İsra, 89)

İnsanın yaratılış mayasında/ hamurunda, “toprak…” var.

Ayet, “Sizi ondan (o topraktan) yarattık; yine sizi oraya iade edeceğiz

Ve sizi (haşirde) diğer bir defa daha ondan çıkaracağız” (Ta-Ha, 55)

****                ****

İnsan, âlemin küçültülmüş bir misali…

Kâinatta ne varsa,  insanda onun bir numunesi yer almıştır.

“Kâinat, küçlütülürse insan; insan büyültülürse kâinat olur”

İlim adamları, mütefekkirle; insanla Kainat arasında o kadar benzelikler e işaret ederler;

Mesela, “insanın saçları, ormanlara işaret”

Tüylerimiz, “bitkilere işaret”

Damarlarımızda ki, kanın dolaşımı, “akan nehirlere işaret”

Vücudumuzda eğir büğrü yerler, “dağlara” düz yerler, “ovalara” işaret!

Bu tasvirleri daha da çoğaltabiliriz…

Ayet, “O (Allah) ki, yeryüzündeki şeylerin hepsini sizin için yarattı” (Bakara, 29)

İnsan bu kadar muhterem ve mükerem olduğu halde;

Kendisini tanımaması ne demektir?

Sadece, “gaflettir…”

İnsan olarak,  “kendimizi ve yaratılışımızın gayesini…” bileceğiz!

O bilgi nedir?

Hakk’a, tazim ve şükrandır.

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.