KIBRIS’A DİKKAT!


 KIBRIS’A DİKKAT!

                                  Bedrettin KELEŞTİMUR

Kıbrıs’a dikkat diyoruz!

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya,  dikkat diyoruz!

KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün’de,

 “KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya…”

Onun Kıbrıs’la ilgili müzakerelerine dikkat çekiyor!

Akıncı için, “Kıbrıs Türk’ünü değil, Kıbrıs Milletini yeğ tutuyor!”

Bunun anlamı nedir?

Kıbrıs’ın, “1974 yılı öncesi şartlarına dönmesi…”

Daha sı, “Kıbrıs’ta, Garantör Devletler Statüsünün Kalkması!”

Bunun anlamı nedir?

“1959 Zürih Anlaşması…” öncesine dönülmesi!

Bunu ne akıl ve nede iz’an kabul eder!

TC Dışişleri Bakanlığının bir açıklaması var;

“Türkiye’nin Garantörlük statüsüyle yaptığı müdahalenin,

1974 yılında Ada’da Yunanistan askeri cuntasının tahrik ve teşvikiyle gerçekleştirilen

Darbeyi bertaraf etmiş olduğu gibi Yunanistan’da demokrasinin yeniden tesisine imkân

Sağladığı tarihi bir gerçektir. Ayrıca, müdahaleden bugüne kadar geçen sürede Kıbrıs’ta

Huzur ve istikrar hâkim olmuştur.

Bu konuda yapılacak değerlendirmelerde, tarihi gerçekler unutulmamalıdır."

****                           ***

Bu köşemizde kaleme aldık;

“Başbakan Binali Yıldırım, “telekonferansla KKTC…” seslendiler.

Tarih, 5 Ağustos 2016

Acı bir gerçek;  “KKTC’deki tarihi mitinge iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP)

Ve Demokrat Parti (DP) katıldı.

Sol partiler ve sol partilerin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçilen; Mustafa AKINCI…

Bu zevat,  “Demokrasi Mitingine katılmadı! “

Aynı gün organize edilen bir, “festivale” gidiyorlar!

Burada ilk aklıma gelen rahmet mekân,

KKTC’nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı, kahraman insan, “Rauf DENKTAŞ” oluyorlar.

Maalesef,  o güzel insanı da; “yalnız bıraktık!”

Tarih, en kutlu hafızamız!

İnsanlığın en dürüst Öğretmeni!”

Anadolu Coğrafyamızın, aziz ve muallâ vatanımızın en sıkıntılı günlerinde;

“Dertlenmeyen…” KKTC, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya dikkat edelim;

Aman ha! Bunca kazanılmış haklardan sonra, “akıntıya kürek çekmesin!”

Öyle ki, aynı endişeleri KKTC Başbakanı da, taşıyorlar;

Ve bunu sıklıkla ifade ediyorlar.

***                 ***

“KISASTA HAYAT VARDIR!”

Bu bir, “beşer sözü!” değil

Yüce Yaratıcı Kur’an’da buyuruyor;

“Ve lekum fîl kısâsı hayâtun yâ ulîl elbâbi leallekum tettekûn (tettekûne)”

Mealen, “Hem kısasta, ey akıl sahipleri sizin için hayat vardır.

Ola ki (Allah’dan korkup) sakınırsınız” (Bakara, 179)

İlim adamları bu hadisi tefsir ederken şu düşüncelere yer verirler;

“Kısasta, mesela katilin öldürülmesinde hayat vardır.

Çünkü bir kimse, birisini öldürmeye niyetlendiğinde,

Kısas edileceğini düşünerek korkar ve vazgeçer.

Böylece hem kendisi, hem de öldüreceği kimse hayatta kalmış olur” (Razi)

***                             ***

Kısasta, “adalet…” tecelli ediyor!

Hak yerini buluyor!

Kısasla birlikte, “zulmün…” işlenebilecek cinayetlerinde önüne geçmiş oluyorsunuz!

Burada bir bakıma, “caydırıcı güçle…” hayatı ve nesli kurtarıyorsunuz!

“Kinin, intikam hislerinin, nefretin ve öfkenin de” önüne geçmiş oluyorsunuz

***                             ***

İÇERİDEKİ DÜŞMAN DAHA TEHLİKELİDİR!

Dışarıdaki düşmanı biliyorsunuz!

“Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde…” olduğu gibi,

Vatan sathında, “topyekûn mücadele…” verirsiniz!

Mücadelenin şekli, şemaili, kime karşı verildiği bellidir.

Ama gelgelelim; “içerideki düşman…”

Bir söz vardır, “kale, içeriden yıkılır!”

İsterseniz, en yakınımızdaki düşmandan başlayalım;

“Nefis…” içimizdeki düşmandır!

“gaflet…” düşmandır!

“ihtiras…” düşmandır!

“Kin,  Nefret ve Öfke…” düşmandır!

 “İhanet…” düşmandır!

“ikiyüzlülük…” düşmandır!

“siyasi entrika ve hile…” düşmandır!

“yalan ve aldatma…” düşmandır!

“inançsızlık…” düşmandır!

“Sevgisizlik…” düşmandır!

Her birini bir araya getiriniz;

Karşınıza, “kötülüklerin albümü…” çıkar!

Bütün mesele nedir?

“Kötülere…” ve “kötülüklere…” bu ülkede;

Nokta kadar büyüklüğünde bile,  “yer, zemin ve fırsat hazırlamayalım…”

O halde önceliğimiz ve evvelimiz, “adil olacağız!”

Doğru, Dürüst, Samimi ve bu coğrafya da, “kendimiz!” olacağız!

Hz. Kur’an,  “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” buyuruyor.

Özün özü, “Kur’an ahlakı…”

Fazla söze gerek yok…

***                 ***

ŞEHİT HABERLERİ…

Her Allah’ın günü,  “ülkemin doğusundan gelen…”

“şehit haberleriyle…” sarsılıyoruz!

İçimiz kanıyor!

Bizim neslimiz, “bu acılarla birlikte!”

Güne,  “derinden bir ah’la” uyandı…

30 yıl, 40 yıl; “Ahlar büyüdü!”

Dağ Oldu, Vadi Oldu, Nehir Oldu…

Bir Milletin; asra ve asırlara “Çığlığı Oldu!”

Yandı yürek;  yürekler yandı!

Yürüdü!  Anadolu Yürüdü!

Dağlar, Vadiler, Ovalar, Nehirler;

Yürek dolusu bakışlar;  “Sevda Yürüdü!”

Gül kokulu çocuklar;  “karanfillerle…” çileye yürüdü!

“Şehitler Tepesi Boş Değil!”

Sabır dolu yürekler;

Sevdiklerini hasretle özleyen,  “İçli Gözler!”

“Vatan Sağolsun…”  Ana Yüreği!

21. Asır,  “ZOR!” balam…

“Ateş düştüğü yeri yakar!”

O ateş, Vatan Coğrafyama düşüyor!

İçimize, sinemize,  aklımıza, fikrimize, zikrimize…

Hayatımıza düşüyor!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.