KIRIM SAVAŞI!


21 Mart 2014’de,

“Ruslar, Kırım’ı resmen ilhak ediyorlardı!”

Kırım, Karadeniz’de stratejik bir öneme sahiptir.

Bir iki kısık sesin dışında,

Maalesef, 21. asırda böyle bir işgale ‘duyarsız’ kalındı.

Kırım bizim için önemli…

Orada, ‘tarihi köklerimiz’

Orada, bu milletin ‘tarihi hafızası’ ve ‘hatıraları’ var.

*** ***

Yazımızın başına, “Kırım Savaşı” dedik.

Tarih yapraklarını şöyle bir çevirdiğimizde;

“23 Ekim 1853 tarihi, Kırım Savaşı başladı!”

Kâğıt üzerinde Osmanlı Devleti, “Savaşın galibidir!”

Gerçekte bu savaştan en büyük zararla çıkan da,

“Osmanlı Devletidir”

Osmanlı devleti, çok yüklü borçlar aldı!

“Endüstrileşmesini gerçekleştiremeyen…”

Osmanlı devleti, bu borç yükünün altından kalkamayacaktır!

Ve 1881 yılında, 11. Abdülhamit döneminde;

“Duyunu Umumiye’ye” gidilecektir.

Koca İmparatorluğun ekonomisi,

“Avrupa devletlerinin mali denetimi altına girecektir”

Bunun anlamı nedir?

“Ekonomik bağımsızlığın kaybıdır!”

İslahat fermanı, “Kırım Savaşı” sonrası yayınlanacaktır!

Bu fermanla, “liberal düşünce” bizim topraklarımıza girmiş olacaktır.

**** ***

POSTA VE TELGRAF NAZIRLIĞI!

23 Ekim 1840 tarihleri,

“Posta ve Telgraf Nezareti kuruldu”

Posta ve Telgraf teşkilatıyla ilk akla gelen nedir?

“İletişim teknolojileri…”

“Basının gelişmesidir…”

1840 tarihi aynı zamanda,

11. Mahmut’un üzerinde titrediği,

“Takvim-i Vakayi Gazetesi’nin de,

1840 tarihinde yayın hayatına başlamasıdır.

Posta Teşkilatı ve Gazete!

Birbirleriyle en yakın birer dost gibidirler!

Gerçi 11. Mahmut (1808-1839), İnkılâpçı;

Veya yeniliklere bütünüyle açık olan bir padişahtır.

Abdülmecit’te (1839-1861) aynı yolda yürümüşlerdir.

Bu tarihlerde; Takvim-i Vakayi(1831), Ceride-i Havadis (1840)

Ve Tercüman-ı Ahval (1860) yayınlanacaktır.

Şuna da, özenle dikkat çekmek isterim;

“Anadolu’da matbaa sektörünün gelişmesi,

1860 tarihinde Vilayet Matbaalarının kurulmasıyla”

Eş anlam taşıyacaktır.

Düşünüyorum da, nereden nerelere gelmişiz!”

*** ***

SURİYE EN UZUN SINNIRLARIMIZ!

Bizim ülke olarak Suriye sınırında;

Antakya, İskenderun, Gaziantep, Urfa, Mardin, Nusaybin,

Ve Cizre gibi önemli şehirlerimiz ve yerleşim birimleri yer alıyor!

Son gelen Haberler, “Sınırımız güzergâhının…”

ABD’nin eline geçmesidir!”

PYD ne yapıyor?

Burada, “yeni kantonlar oluşturma” peşindeler!

Yani burada sormalıyız;

ABD, kimlerin müttefiki…”

“NATO ülkesi Türkiye’nin mi” ?

“Yoksa!” ifadesini hiç mi hiç telaffuz etmeyelim!

Suriye, gerçekte sıkıntılı bir dönemeçten geçiyor!

Suriye’ye yaklaşım konumunda, “Batı iflas etmiştir!”

Yurtlarından veya vatanlarından uzak diyarlara doğru,

“Göçlerle asrın en vahim tablosunu…” Yaşayan bir millete;

Maalesef, “gözler kapalı!”

Niyetler, ameller ve istikametleri o kadar bulanık ki;

Bu coğrafya’da, “sınırlarla oynamak”

“Kör düğüm” istiyorlar!

Ve Suriye’de, “demografik yapı” değişiyor!

O mel’un ve sinsi oyunu da görelim!

Bu ülkede, “taşlar yerinden oynuyor!”

Tarihinin en büyük, “siyasi, sosyal ve kültürel depremini” yaşıyor.

Veya bilerek ve isteyerek yaşatıyorlar.

Tıpkı, daha yakın zamanda,

Irak’ta, Türkmenlere yaptıkları politikaların bir benzeri…

Bunun adına, “asimile”

Bir milleti, ‘eritme’ yok etme politikası diyebiliriz.

*** ***

EN BÜYÜK KORKUM!

En büyük korkumuz, “Nitelikli göçlerdir”

Maalesef, Elazığ’da içerisinde olmak üzere;

Gelişmekte olan şehirlerimizin,

Dramatik tablosudur, “göçler!”

Türkiye’de, “Bölgelerarası planlı kalkınmayı”

Programlayamadık!

Bir türlü, ‘dengeleri’ kuramadık…

1945 Nüfus sayımında;

Türkiye’nin nüfusu, “18 milyon 871 bin”

1945 yılı İstanbul’un nüfusu;

“Bir milyon 71 bin”

İstanbul nüfusu 1945 sayımına göre,

Türkiye nüfusunun, “yüzde 5,67’leri…”

2014 yılına geldiğimizde,

Türkiye’nin nüfusu, “77 milyon 695 bin”

2014 yılı İstanbul’un nüfusu, “14 milyon 377 bin”

2014 yılında, İstanbul’un nüfusu;

Türkiye’nin toplam nüfusunun, “yüzde 18,5’leri…”

Sadece, İstanbul’un nüfusunun seyrine baktığımızda;

1945’lerde, Türkiye ortalamasının “yüzde 5,6’larından…”

2014 yılında, “yüzde 18,5’lerine…” ulaşıyor!

Doğu ve güneydoğu sürekli,

“beyin ve sermaye göçüyle…” kan kaybediyor!

Cumhuriyet’ten günümüze;

“Topyekûn kalkınan bir Türkiye” hedefleyemedik!

Bölgelerarası gelir dağılımın da o kadar büyük,

Dengesizlikler oluştu ki, yıllarca bunu görmezden geldik!

Her bölgemiz için,

Her İlimiz için, “kalkınma stratejileri” hazırlayamadık!

Bütün bu yanlışlar günümüzde, ‘kördüğüm’ haline geldi.

Sürekli üzerinde vurgu yaparız;

Bu ülkenin en büyük iki düşmanı vardır;

“Yoksulluk ve cehalet”

Birbirini bütünleyen ikiz kardeşler gibi!

“En büyük korkumuz” ve “kan kaybımız”

Nitelikli göçlerdir…

Göçler, “acil eylem” olarak görülmelidir.
								

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
14Eyl

Hakem Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.